Reklam
Mehmet Ünal TAŞPINAR

Mehmet Ünal TAŞPINAR

şiirleriyle... [email protected]

BAŞEFENDİNİN HİKAYESİ

20 Mart 2020 - 10:48

Tren yolu gibi uzadıkça uzadı laflar

Hepi topu incir çekirdeği oysa

Geleni yok, gideni yok kör istasyon garip,

Omuzları çökük, kimsesiz, yaşlı

Başefendi gibi yalnızlıktan muzdarip

Biyografisi çıkacak sanki yolcuların

Alt tarafı iskambil kağıdı kadar bir istasyon gördüğün

Ve üç kişilik personel üst tarafı

Ne yük treni durur ne ekspres

Bir makası açılır, bir makası kapanır

Hepsi bu Başefendinin

Dedim ya iskambil kağıdı kadar

Yılda on onbeş yolcu ya olur ya olmaz

Ne var ki

Tren yolu uzar da uzar

Ucu Cennet’e çıkacak sanki.

***

Bugün yarın emekli başefendi

Afili şapkalı

Top sakallı

Kırmızı yanaklı

Beyaz gömlek, siyah kravatlı

Koca göbekli

Kel kafalı, şarapçı

Ama içli köfte kadar içli

Duygu yüklü

Bu yükten kamburu çıkmış gibi yürür raylar arasında

Tek tek sayar can sıkıntısı başladığında yerdeki kömürü

Sanırsın Haydarpaşa Gar Müdürü

Onun bildiğini kimse bilmez

Tek derdi var yıllardır kimseye söylemez

Tren gelir, yolcu gelmez

Yolcu gelse, tren gelmez

Bir aşkı acı

Bir aşkı Fatma

Derdini açma

Fatma yüz vermez

Ne hikmetse Başefendi

Ekin iti gibi kabarık yürür yine de.

***

Kaş göz oynar sağda solda

Sanırsın

Hovarda mı hovarda

Gündüz tavla, akşam meyhanede,

Tren yoksa gece sazda, barda

Başefendi mutlu, keyifler trak

İstasyon mirasçısı olacak sanki

Tek derdi bu sanırsın

Arayanı soranı yoktur

Acılı merakı çoktur

Acılı lahmacun, acılı kebap

Sorana “hayat acılı” der ikide bir

Fener sallar karanlığa acıyla arada bir

Kitabı yok, defteri yok

Elinde var bir ayna, bir tarak

Başefendinin kanunu tek madde

Nerde trak

Orda bırak.

***

Ev kirası Yok

Yol parası yok

Elektrik, su, odun kömür bedava

Elbise bedava

Şapka bedava, ooh

Çoluk yok, çocuk yok

Dedik ya bir ayna, bir tarak

Nerde trak

Orda bırak

Emeklilikte ne ev ne bark

Eldeki maaşla

Kesede beş kuruş birikim yok

Ne olacak Başefendinin hâli

Afrası, tafrası, afisi

Pür melali?

Kim alacak selamını

Tren yolu gibi uzadıkça uzayan laflar

Kim dinler emeklilik kelamını

Kime söyler meramını?



***

İki dünya arasında kalınca şimdi

Nasıl kaş göz edecek

Bara nasıl girecek

Şarabı kim verecek

Göbek eriyecek

Maaşı kira yiyecek

Meğer iskambil kağıdı kadar yer

Ve yaşlı, kör istasyon

Salladığı fener

Ağzındaki düdük

Afili kırmızı şapka

Cennet’e çıkacak tren yoluymuş her şey

Koskoca dünya

O küçük dünyadaymış

Yeni anladı ki Başefendi

Şapkasıyla, düdüğüyle, feneriyle

Üç kişilik personeli, aç-kapa makasıyla

İskambil kağıtlık istasyonuyla

Avcıydı kendi dünyasında

Av olmak üzereydi yeni dünyada.

Geldi çalıştı

Gitti çalıştı...

Hayatın garabetine çok alıştı.



***

Bir sabah postacı geldi son trenden

Kapıyı çaldı erkenden

Vurdu, vurdu tokmağını kapının

Radyonun sesi duyuldu kapıdan

Ama

Kapının tokmağı duyulmadı odadan

Hep aynı şarkıyı çalardı evdeyse akşamları

Yine süzülüyor dinle bak camdan aşağı

“Kapat kapıları, kapat, kapat, yabancı girmesin

İspanyol meyhanesinde öldüğümüzü kimse bilmesin

Ölelim, ölelim artık, bitsin bu delicesine koşu, bitsin bu koşu”(*)



***

Postacı gitti mektubu bırakıp

Başefendi okuyamadı bu mektubunu

Makasçı söktü parça parça kelimeleri

Çağırdı şunu bunu

Personele okudu:

“Artık emeklisin. Hayırlı olsun.”



***

Ucu Cennet’e giden tren yolunun tam karşısına gömdüler

Kör istasyonu yatarken görsün dediler

Mezar taşına

“Artık emeklisin. Hayırlı olsun Başefendi” yazdılar.



***

Başefendinin kanunu işlemişti yine

“Her şey ayna, tarak

Nerde trak

Orda bırak!”



MEHMET ÜNAL TAŞPINAR

8 Ekim 2017, Fenerbahçe



(*) İspanyol Meyhanesi/ Söz:Ümit Yaşar / Müzik: Timur Selçuk)







i

YORUMLAR

  • 0 Yorum