YETER Kİ KALPLER ENGELLİ OLMASIN
Reklam
Lokman ÖZKUL

Lokman ÖZKUL

yazıyor...

 YETER Kİ KALPLER ENGELLİ OLMASIN

03 Aralık 2018 - 16:24 - Güncelleme: 04 Aralık 2018 - 16:47


3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Engelli kardeşlerimizi sadece yılın bir günü değil her gün hatırlamalı ve onlara acıma hissi göstermeden yakinen ilgilenmeliyiz. Her insan bir engelli adayıdır. Düşmez kalkmaz bir Allah. Yarının neler getireceğini kimse bilemez. Bugün sapasağlam olan yarın veya gün içinde herhangi bir zamanda engelli kalmış olabilir. Onun için ne oldum dememeli, ne olacağım demelidir.

Engelli vatandaşlarımızı anlamak, yardımcı olmak, onlara pozitif ayrımcılık yapmak herkesin ortak görevidir. Yardımcı olmak; onları gece gündüz sırtımızda taşımak! demek değildir. Engellilerle bir araya gelip onları anlamak, onların dertleriyle dertlenmek, onlarla hoş sohbetler yapmak, diğer insanlardan hiçbir farklarının olmadığını hissettirmek bize düşen vazifelerdir.



Ülkemizde en az 8 milyon engelli var. Ve bu durum hiçbirinin kendi tercihi değildi. Kimi doğuştan, kimi trafik kazasından, kimi de bizler huzur ve güven içinde yaşayalım diye vatan savunması yaparken gazi olup engelli durumuna düşen Mehmetçiklerimiz.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’deki engelli nüfus, toplam nüfusun yüzde 12’si kadar. Az rakam değil bu. Bu oranın yarıdan fazlası 60 yaş üstü. Geriye kalan yaklaşık 4 milyon kişinin ise kimi okul çağında olup engeline uygun eğitim beklerken, kimi evlilik, kimi iş,aş derdinde doğal olarak..

Mevzuata göre kamu kurumları ve özel teşebbüslerin belli orandaki özürlü kontenjanlarında engelli vatandaşlarımızı istihdam etmeleri gerekiyor. Fakat özel teşebbüslerin bir kısmının bu özürlü istihdam işini uyguladıkları pek söylenemez. Çoğu ya ceza ödemeyi tercih ediyor, ya da hilesine kurnazlığına kaçıyor.



Engelli çocuklarımıza, gençlerimize hizmet sunan Özel eğitim, eğitim-öğretim açısından son derece önemlidir. Son yıllarda da çok önem kazandı, kazanması da gerekiyor zaten. Zihinsel ve bedensel engelli okullarımız ve sınıflarımız var. Öğretmenliğin en zor branşlarından olan Özel Eğitim Öğretmenlerimiz özveri ile bu kurumlarda görev yapıyor.

Diğer yandan, Devlet tarafından desteklenen Özel Rehabilitasyon Merkezleri engelli vatandaşlarımıza hizmet veriyor. Yalnız bu kurumların da kesinlikle nitelikleri ve işleyişleri sürekli denetlenmeli. Çünkü işin ucunda para var. Paranın olduğu yerde suistimallere meydan vermemek için iyi denetim şarttır. Yoksa hem milletin parasına yazık olur, hem de engelli insanlarımıza verilen hizmet karşılığını bulmaz. Diğer yandan devletimizin engelli yakınlarına, engelliye evde bakması karşılığında maaş ödemesi, hem engelli, hem de bakan yakını için çok güzel bir hizmet. Takdirle karşılıyoruz.Bunlar gerçekten güzel ve de sosyal devletçiliğin gereği olarak fazlası ile olması gereken şeyler.

Bu mevzulardan sonra asıl konuya geçelim. Fiziki engellilikten ziyade kalbin engelli olması:

Fiziki veya zihinsel engel, insanın kendisinin isteyerek değil; sonradan, doğuştan veya herhangi bir yanlış müdahale sonucu kendisine ilintilenmiş olan bir özelliktir. Kalbi engelli olmak insanın kendisinin isteyerek kendisinde olmasını istediği, kurtulmak istemediği ve bu özelliği ile insanlara zarar verdiği bir engelli olma durumudur. En büyük engellilik de budur. Kalbi engelli olan insanlar; sevgisizdir, merhametsizdir, hep kötülük düşünürler ve amaçları canlılara zarar vermektir. Allah bizi kalbi engellilerden bizleri korusun.


Bu konu ile ilgili Mahsun Kırmızıgül’ün Mucize filmini hiç unutmuyorum:
Kız babası hayatını kurtaran adama minnet borcuyla sorar:

- Senin bekar bir oğlun var mı kardeş?
Adam var deyince.
-İyi o zaman der, benim de bir kızım var, oğluna verdim gitti.
Oğlanın babası şaşkın ve mahcup…
Ama benim oğlum engellidir…
Kızın babası bir an sessiz kalır ve noktayı koyar:
Yeter ki kalbi engelli olmasın…
Mucize filmini seyreden herkes hatırlar bu sahneyi..
Gerçek engelin ne olduğu bir cümle ile diyalogda ifade edilirken, sevginin ve aşkın gücü filmin sonunda oldukça etkileyici bir sahne ile muhteşem bir eser sunar.
Bir mucizeyle!  son bulur film.

Yazımızı şu cümlelerle bağlayalım:

Yeter ki engel;  zihniyetlerimizde, kalplerimizde, vicdanlarımızda olmasın. En büyük engel sevgisizliktir. Engelli kardeşlerimizin farkında olalım ,onları fark edelim, farkındalık oluşturalım.

Dünya Engelliler Günü’nü tebrik ediyorum..




[email protected]

Lokman ÖZKUL
Eğitimci -Yazar
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum