NE KADAR DA AZ ŞÜKREDİYORSUNUZ!..
Lokman ÖZKUL

Lokman ÖZKUL

yazıyor...

NE KADAR DA AZ ŞÜKREDİYORSUNUZ!..

29 Mayıs 2019 - 08:47 - Güncelleme: 29 Mayıs 2019 - 08:50

Ben demiyorum, Yüce Allah Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de dört farklı ayet-i  kerimede dile getiriyor (A'raf 10, Mü'minun 78, Secde 9, Mülk 23). Şükretmek, verdiği her nimet ve güzellik için, hem sözle hem de kalpten Allah`a minnet ve teşekkürün ifadesidir. Bu nimetleri ve güzellikleri veren Rabb’ine şükretmeyen kişi ise nankörlük içindedir. Dünya hayatındaki tüm nimetler, insanın şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğini ortaya çıkarmak için yaratılır.

İnsan aklını, fikrini, vicdanını kullanırsa, her yandan Allah’ın nimetleriyle kuşatılmış olduğunu görür. Hiçbirine kendisi güç yetiremez; yalnızca Rabb’inin dilemesiyle bu nimetlere kavuşabilir. İnsanın kendisine ait olduğunu düşündüğü bedeni, zekası, sağlığı ve gücü de gerçekte bu nimetlerin bir kısmıdır. Nahl Suresi 18.ayeti kerimede Yüce Mevlamız şöyle diyor:

“Eğer Allah`ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. ”

Şöyle bir geçmişle bugünün nimetler nazarında mukayesesini yapalım:

İran Kralı Kisra, evlerimizdeki ‘koltuk takımlarının’ kendi tahtından daha konforlu olduğunu tahmin bile etmemiştir.

Başında kölelerine yelpazeler sallattıran Rum Kayseri, evlerimizdeki  serinlik veren “vantilatörleri, klimaları” görmeden şu dünyadan göçtü gitti. 

Etrafındakilerin kıskanmasına neden olan cam kavanozlarda soğuk su içen Bizans Kralı Heraklius, evlerimizde sularımızı birkaç dakikada soğutan “donduruculardan, su sebilleri”nden kana kana hiç su içmedi. Kölelerinin sıcak su ile soğuk suyu birbirine karıştırarak duş  almasını sağlayan Sultan Mansur, banyolarımızda derecesini istediğimiz şekilde ayarladığımız “şofben”lerimizi aklından bile geçirmemişti.  Aylarca süren hac yolculukları artık klimalı lüks uçaklarla birkaç saate düştü. Develerle yapılan uzun seferler, artık klimalı arabalarla çok kısa zamanda kat edilir oldu. Vallahi, kralların ve padişahların sahip olamadığı, hatta akıllarından ve hayallerinden geçirmedikleri onca nimete sahibiz. Lakin…Gözümüzü yükseklere diktikçe, gönlümüz daralıyor! Nimetler arttıkça azgınlık da artıyor. Şükür azalıyor, küfran-ı nimet çoğalıyor.

Genellikle gözler yukarıda, aşağılara doğru bakılmıyor. Kanaatten uzaklaştık, yetinmeyi bilmiyoruz. Aza kanaat eden Hz. Peygamber’in çokla bile yetinmeyen ümmeti haline geldik maalesef. Hep ver Allahım ver, yeter ki ver moduna  girdik. Hal böyle olunca helal haram mefhumu da çok zarar gördü. Ecdadımız haram yeriz korkusuyla tir tir titrerken gitgide bu kaygımızın da azaldığını üzülerek görmeye başladık maalesef.




Gitgide bencil insanlar haline geldik, kendimizi o kadar çok düşünmeye başladık ki, gözümüz çok yakınımızdakileri bile görmez hale geldi. Filanla feşmekanla uğraşır hale geldik. Onun son model lüks arabası var, diğerinin akıllı dairesi var, öbürünün yazlığı var..  Örnekleri çoğaltabiliriz. Onlara bakarken,  gelir olarak bizden altta olanlara ne kadar bakıyoruz? Onlar kısıtlı bütçe ile geçinirken, kendimizi onların yerine koyuyor muyuz? Yoksul, fakir, düşkün insanları anlamaya çalışabiliyor muyuz? Yemen’i, Filistin’i, Doğu Türkistan’ı ve bütün mazlum ve yoksul coğrafyaları kendimize dert edebiliyor muyuz? 

İnsanlar açlıktan kırılırken, ölümler olurken, temiz değil kirli su bile bulunamazken, anneler bebeklerine süt, mama bulamazken lokmalar boğazımıza düğümleniyor mu?
Sorular, sorular ve cevabı çok ağır olan konular. Özeleştiri yapmalı, kendimizi  sorgulamalı ve sorumluklarımızı unutmamalıyız. Herşeyden önce Allah’a kulluk görevimizin olduğunun ve nimetlerine karşı eda edemesek de,  şükür borcumuzun olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Hz.Ömer hassasiyetine sahip olmaya çalışıp, sadece insanları değil hayvanları da gözetmenin telaşına girmeliyiz:

 “Dağlara buğdaylar serpin. ‘Müslüman ülkede kuşlar aç’ demesinler.”
Allâh’ım! Verdiğin bunca nimetten dolayı Sana hamd ediyoruz, şükrediyoruz. Söz ve amel olarak bu nimetlerin şükrünü eda etmeyi bizlere nasip et. Üzerimize lütuf , kerem ve rahmetinden sağanak sağanak yağdır. Bizleri bağışla ve verdiğin nimetlerle Sana daha iyi kul olabilmeyi nasip et..

 
Lokman ÖZKUL
[email protected]
İlahiyatçı-Yazar

YORUMLAR

  • 2 Yorum