KUR'ÂN BİZE YETER DEYİP SÜNNET'İ TERK EDENLER
Reklam
Lokman ÖZKUL

Lokman ÖZKUL

yazıyor...

KUR'ÂN BİZE YETER DEYİP SÜNNET'İ TERK EDENLER

15 Ağustos 2019 - 16:54

Sözünü edeceğimiz kişiler Kur’ân’a iman eden ancak tuttukları yol ile İslâm’ın yaşanmasına, hayata mal olmasına bilmeden de olsa zarar veren bir kesim. 
‘Sünnet’ ten kastımız, Peygamber Efendimiz (s.a.v) in sahih hadisleri ve uygulamalarıdır. İslam Dini’nin iki ana kaynağı vardır. Birincisi Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim, diğeri de Efendimiz (s.av.) in Sünnet-i Seniyyesi’dir. Dinen aradığımızı elbette ki, öncelikle Kur’an’da arayacağız, Kur’an esastır, ayrıntılar kitabı değildir. Yüce Allah; iman ,ibadet, ahlak, toplum hayatı, muamelat (günlük hayata dair kurallar) gibi..  konulara ana hatlarıyla kendi kitabında yer vermiş, ayrıntılarını Efendimiz (s.a.v.) e bırakmıştır.



Örnek olarak hemen şu soruyu soralım ve cevaplayalım: “Kur’ânda namaz emredilmekle birlikte nasıl kılınacağı tafsilatıyla anlatılmamıştır; hadis-i şerifler ve Allah Resulünün (s.a.v.) uygulamaları olmaksızın nasıl namaz kılacağız?”
El cevap: Efendimiz (s.a.v) de namazın nasıl kılınacağı üzerine şu sözleri söylemiştir:

“Namazı benden gördüğünüz gibi kılın…  (Buhârî, Ezân, 18.)

Ashabına da namazı kaç vakit, kaç rekat; hangi rekatında ne okunacak, ne yapılacak..  uygulamalı öğretmiştir ve Sünnet-i Seniyye sayesinde bizlere kadar namazın nasıl kılınacağı ulaşmıştır, biz de o şekilde namazlarımızı eda etmeye gayret ediyoruz..



Kur’an bize yeter diyenler diyorlar ki;  Kur’ânda her şey vardır, başka bir kaynak aramaya gerek yoktur. Bunlar, İslâm’ın temeli olan Kelime-i Şehadetin her iki kanadına da iman ettiklerini ifade etmekle birlikte,  ikinci kanadı, yani Resulullah’ın Allah’ın Peygamberi olduğu konusunu amel hususunda hiç nazara almama gibi tuhaf bir yola girmiş bulunuyorlar.Bunun için de, hadis-i şerifleri İslâm’ın ikinci kaynağı olarak kabul etmiyor,  her şeyin zaten Kur’ân’da bulunduğunu, bunlara gerek olmadığını söylüyorlar.



Doğru mu söylüyorlar, elbette ki hayır. Delilleriyle açıklayalım:

Kur'an Bize Yetiyorsa Allah Neden Peygamber Gönderdi?

Hz.Peygamber’in tek görevi insanlara Kur’ânı tebliğ etmek ise Kur’ânın nasıl yaşanacağı konusunda örnek olmak gibi bir görevi yoksa, o zaman Kur’ânın nazil olması, peygamber olmaksızın bir melekle de gerçekleştirilebilirdi. 

Melekler, diledikleri şekillere girebilen nuranî varlıklardır. Nitekim Cebrail Aleyhisselam Allah Resulünün (s.a.v.)  huzuruna, sahabeden Dıhye’nin suretiyle çıkabildiğine göre, Cenab-ı Hak, Kur’ânı da  Cebrail vasıtasıyla ve Tevrat’ta olduğu  gibi bir defasında toplu olarak inzal eder, uygulamasını insanların  şahsî  görüşlerine ve tercihlerine bırakabilirdi.



Konuya Kur’an’dan ayetlerle devam edelim:

“Her kim de, hidâyet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resulullah’a muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat âhirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir!” (Nisa, 4/115)

Yine bu kişiler Kur’ânı okuduklarına göre şu ayet-i kerimeleri de görmüşlerdir:
“Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının.” (Haşr, 59/7)

“Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)

“De ki, Allah’a ve resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, elbette Allah küfre girenleri sevmez.” (Âl-i İmran, 3/ 32)

“De ki, Eğer Allah’ı seviyorsanız bana ittiba edin(uyun); tâ ki Allah da sizi sevsin. …” (Âl-i İmran, 3/ 31)

“Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)

“Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” ( Nisâ, 4/69)

“Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab,33/36)

“Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisâ, 4/65)

Aslında yoruma izah bile bırakmayan Ayet-i Kerimeler. Kur’an’dan başka delil kabul etmiyorsanız, alın size Allah’ın sözleri. Bunları da inkar edecek değilsiniz herhalde.
Kur'an'da “Peygambere Uymaya Gerek Yok, Kur'an Size Yeter”diye bir ayet mi var?

İçtihada karşı çıkan, mezhepleri tanımayan, ilm-i hali gereksiz bulan bu kişilerin yaptığı da, aslında, çok yanlış bir içtihattır. Yani, “Sadece Kur’ân ayetleri yeterlidir, hadislere bile ihtiyaç yoktur.” demek, başlı başına ve sorumsuzca yapılmış cüretkâr bir içtihattır.

Zira, Kur’ân-ı Kerimde, “Sadece ayetlerle iktifa edin, Peygamberin sünnetine uymanız gerekmez.”  mânasında bir ayet yoktur. Aksine, o Hak elçisine her hususta uymamız gerektiğini emreden yukarıda verdiğimiz ayetler mevcuttur.

Bakınız, sahih hadislere ilave olarak içtihat kapısını açan ve ayetlerden hüküm çıkarmaya imkân veren Ayet-i Kerime’de ne buyruluyor:

“Eğer o meseleyi peygambere ve müminlerden ihtisas sahibi kimselere havale etselerdi, elbette o kimselerden hüküm çıkarmaya ehliyetli olanlar işin doğrusunu bilirlerdi.” (Nisâ, 4/ 83)

 “Sadece Kur’ân’la amel ederiz.” diyen kişiler Kur’ân’ın bu ayetiyle de amel etmek gerektiğini, bunun ise dinen yetkili kişilerce yapılan içtihatlara uymak manasına geldiğini de bilmelidirler. 

Cenab-ı Hak, bahsettiğimiz bu ayet-i kerimelerde Resul’ünü hiç nazara vermeden, doğrudan, “Sadece benim Kur'anıma ve emirlerime uyun, yasaklarımdan sakının. Bana itaat edin. … ” diyebilirdi. Bunun yerine,  bu gibi.. ifadelerin tercih edilmesi, Allah’a itaatin Hz.Peygamber’e uymaksızın mümkün olamayacağı içindir. 
Biz bu gibi iddia sahiplerinin (Kur’an Bize Yeter)  bazı yazılarını okuduk.  Dikkatimizi çeken bir noktayı da yazmak isteriz:

Bu yazıların çoğunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  için sadece Peygamber denilmekle yetinilmiş, ne hazret denilmeye, ne de aleyhissalatü vesselam diyerek ona salat ve selama gerek duyulmamıştır. Bunun o kişiler için büyük bir kayıp olduğunu düşünüyoruz.  

Sadece bir kısmına kısaca değinmekle yetindiğimiz bu yanlış anlayış ve hatalı davranışların, bir kasıt eseri olmayıp gafletten kaynaklandığına inanmak istiyor ve kendilerinin bu yoldan kısa zamanda dönmelerini temenni ediyoruz. Aksi halde, bazı kişilerin namazsız ve ibadetsiz, Sünnet-i Seniyye’den  bir hayat geçirmelerine sebep olacaklar ve “Sebep olan işleyen gibidir.” hükmünce onların bütün ihmallerinin ve günahlarının bir katı da kendilerine yazılmakla büyük bir zarara uğrayacaklardır.
Efendimiz (s.a.v.) in şu hadisleriyle noktalayalım mevzuyu:

"Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında -koltuğuna yaslanmış bir hâlde- ‘bilmiyorum Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız derken)’ bulmayayım."
Tirmizî, bu hadisin hasen-sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Tirmizi, İlim,10).

Veda Hutbesi’nde bize bıraktığı iki emanet:

Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı Kur’an’la, Peygamberinin sünnetidir’.
 
 
Lokman ÖZKUL
İlahiyatçı-Yazar
[email protected]
 
Faydalandığımız Kaynaklar:
1)Prof.Dr. Alaaddin Başar-http://www.resulullah.org/
2) TDV İslam Ansiklopedisi- Veda Hutbesi  Bölümü
 
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Lokman Özkul
    3 ay önce
    Biz de zaten sahih hadisler ölçüsünde konuyu ele alıyoruz.Hadisler iyi bir süzgeçten geçirilmeli ki,bunun tasnifi yapılmıştır zaten o bağlamda sünneti seniyye,Kur’an’la birlikte ele alınmalıdır.
  • H. Karakaya
    3 ay önce
    Sayın Özkul, kimse “kuran bize yeter, hadislere gerek yok” demiyor. Meal okumayı tavsiye eden hocalar sahih sünneti asla yok saymıyorlar. Onların yok saydıkları kuranla çelişen, hz peygamberle uyuşmayan hadislerdir. Öyle sapkın sözde hadisler var ki, kimisine göre namaz kılmayan öldürülmeli, kimisine göre erkeğine itaat etmeyen kadınlar taşlanmalı, hatta kimisine göre ise deve idrarı faydalı olduğu için içilmeli. İnsanların neye itiraz ettiklerini bilirsek o zaman yol alabiliriz. İslam bir bilinç ve uyanıklık halidir. Bilinçli bir ümmet olmak dileklerimle..