KORONAVİRÜS VE İSLAM MEDENİYETİ
Reklam
Lokman ÖZKUL

Lokman ÖZKUL

yazıyor...

KORONAVİRÜS VE İSLAM MEDENİYETİ

12 Mart 2020 - 22:44

 
 
Koronavirüs,  Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve dünyaya dalga dalga yayılan, binlerce kişinin ölümüne, onbinlerce kişinin bu virüsten mütevellit hastalığa yakalanmasına neden olan, gözle görülmeyen ancak mikroskopla tespit edilen ölümcül bir virüs çeşidi. Ülkemizde de ilk koronavirüs vakası yurtdışından gelen bir vatandaşımızda salı günü itibariyle ortaya çıktı. Haliyle bir tedirginlik var yalnız bunu panik ortamına dönüştürmemek gerekir. Tedbirimizi alıp günlük yaşantımıza devam etmek gerekmekte. Bu virüsün nedeni yenilmemesi gereken hayvanlar ve temizliğin yeteri kadar yapılmamış olması. Yazarken bile iğrenerek telaffuz ettiğimiz, yarasa çorbası veya yılan eti yenmesinden ortaya çıktığı ifade ediliyor.


 
İslam Dini, gerek eti yenilmesi gereken hayvanlar gerekse de temizlik konusunda çok hassastır. Bildiğimiz büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile meşru deniz ürünleri dışında, Avrupalıların çok fazla tükettiği hınzır eti dahil olmak üzere, diğer hayvanların etinin yenmesini insan sağlığı açısından yasaklamıştır. Temizliği de iman ile ilişkilendirmiştir. ‘Allah temizdir temiz olanı sever’ ayeti ve ‘Temizlik imandandır’ hadisi ile temizliğin ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.


 
İslam Medeniyeti en gelişmiş medeniyettir. Medeni geçinen Avrupalı temizliği bizden yani atalarımızdan öğrendi, öğrenebildiği ve alabildiği kadar. Şu gün bile hala tuvaletlerinde taharet musluğu yok. Kağıtla yapılan temizlik ne kadar temizleyici olur? El yıkama alışkanlığı çok düşük.
 
Avrupalının geçmişine yönelik bir kaynakta şöyle ifade edilmektedir bu durum:
 
  
Mark Kemmerich’in “Tarihteki Garip Vak’alar” isimli kitabında, temizlik konusunda şunlar anlatılır:

Paris’te (Ondördüncü Louis) zamanında hiç kimse sokakta giderken tepesine pis bir şey dökülmeyeceğinden emin olamazdı. Ancak geniş caddeler biraz emniyette idi. Her an bir pencere açılarak sür’atle söylenen bir (Gare L’eau) seslenişinden sonra bir lâzımlık veya leğen muhteviyatı aktarılırdı. Şehrin hiçbir sokağında bundan ve korkunç bir kokudan kurtulmak mümkün değildi. Umumî helâlar olmadığı için sokak köşeleri, sarayların ve kiliselerin civarı, bu hizmetleri görürdü. Aynı şeylere bugün Napoli’de de tesadüf edilmektedir. Paris’te (Palais de Justice)’de ve hattâ (Louvre)’da bu nev’i kirletmelere rastlanırdı.

Bu sarayın avlusunda, salonlarında, kapı arkalarında güpegündüz bu nev’i tabiî ihtiyaçlar görülür ve kimse birşey demezdi’’
diye devam etmektedir.

Günümüzde bu kadar olmasa da yine de şahsi temizlik konusunda çok gerideler. Bundan dolayı çeşit çeşit parfümler, esanslar çıkarılıyor. Güzel koku İslam medeniyetinde de vardır, alkol kullanılmadan yapılan esanslar kullanılmalıdır, güzel koku Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetidir. Avrupalının parfüm anlayışının  altında yatan sebepler tamamen temizliğin yeteri kadar yapılmamasındandır. Avrupalı böyleyken Çinli, Hintli vb.. nasıldır, tahayyül bile edemiyorum. Her milletin tabii ki çok titizleri vardır, dikkat edenleri vardır ama çoğunluk yeterli durumda değil maalesef.
 
İslam Medeniyetinde abdest ve namaz olduğu için günde 4-5 defa abdest alınıyor. Abdestin maddi ve manevi hikmetleri sayılamayacak kadar çoktur. Şimdi uzmanlar günde en az beş defa ellerinizi dirseklere kadar en az 20 saniye yıkayın diyor. Biz zaten abdestle bu temizliği yapıyoruz. Sadece elimizi değil kirlenmeye maruz kalan diğer uzuvlarımızı da yıkıyoruz. Yine temizlik anlayışımızda tırnakların uzatılmaması gerekir. Uzun tırnaklar özellikle alt kısımları ne kadar temizlenirse temizlensin mikrop yuvası olmaktan kurtulamaz. En azından gözle görülmeyen mikropların yuvasıdır. Özellikle bir kısım kadınlarda boyayarak tırnak uzatmak marifet görülüyor. Marifet değil kadınlar, o tırnaklar ne yaparsanız yapın yeteri kadar temizlenmez.


 
Temizlik anlayışı bizde ne kadar yeterli, gelin bunun özeleştirisini yapalım:
 
Maalesef  Müslüman insana, İslam medeniyetine yakışmıyor. Özellikle sokak temizliği konusunda çok geriyiz. Elimizdeki mikrop saçan çöpleri gelişigüzel yere atmayı marifet! sayıyoruz. Yere tükürmeyi hala bırakmadık , ayakta gelişigüzel bevleden  insanlar da eksik olmuyor. Daha yeteri kadar evimizin önünü temizlemeyi beceremedik. Herkes evinin önünü temizlese her yer pırıl pırıl, tertemiz olur. Şahsi temizlikte de istenen noktada değiliz. Abdest diyoruz lakin düzenli beş vakit namaz kılan insanımızın ortalaması, araştırmalara göre  % 30 civarında. Doğal olarakta 4-5 defa günde abdest alan insanımızın oranı da aynı. İnsanımızın kendi bileceği iş bu kısım, yalnız Müslüman bir ülke için bu oran çok düşük. Abdest namaz olmadan temizliğine dikkat eden insanlarımız da elbette var lakin abdest ve namaz hem maddi hem de manevi kirlere karşı en güzel temizleyicidir.
 
Temizliğimize, yememize içmemize, insanlarla münasebetimize dikkat ederek, koronavirüs gibi tehlikelere karşı kendimizi ailemiz ve çevremizi korumak durumundayız. Yüce Allah (c.c.) ‘Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ buyuruyor. Bugün koronadır, yarın başka bir isim adı altında çıkar. Dünyada biyolojik savaşlar yapılıyor, insanlık düşmanları laboratuvarlarda virüs oluşturarak dünyaya yayıyorlar. Bu virüsün öyle olduğunu düşünmüyorum ama sonraki zamanlarda maalesef ortaya çıkarabilirler. Gen farkı nedeniyle bu virüsün ülkemizde çok etkili olmayacağını düşünmekle beraber, tedbiri elden bırakmadan temizliğe hijyene dikkat ederek sağduyulu bir şekilde normal yaşantımızı sürdürelim.
 
Tedbir bizden takdir Allah’tan..
 
 
 
Lokman ÖZKUL
 
İlahiyatçı-Yazar
 
[email protected]
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum