ÇOKLU ZEKA'NIN EĞİTİME DÖNÜŞÜMÜ
Reklam
İdris ÖZEK

İdris ÖZEK

EĞİTİM YAZILARI

ÇOKLU ZEKA'NIN EĞİTİME DÖNÜŞÜMÜ

07 Haziran 2019 - 15:19

                Önceki yazımızda, Gardner’in “Çoklu Zeka Teoremi”ne kısaca girmiştik...

                Önce bir saptamayı yapmak durumundayım. Çoklu zeka, bir eğitim öğretim yöntem ve tekniği değildir. Çoklu zeka, bir teoremdir, kuramdır. Öğretmenler arasındaki “çoklu zeka bir eğitim metodu olarak nasıl uygulanır” şeklinde dolaşan bir söylem doğru değildir. Bir kuram olarak ele alınan bu düşünceler bütünü, eğitim-öğretim sürecine, ancak eğitim metotlarının çeşitlendirilmesi, eğitim ortamının ve sürecinin zenginleştirilmesi ile uygulanabilir.

                Çoklu Zeka Kuramı’nda belirtilen zeka alanları, bu zeka alanları gelişmiş çocukların eğitim öğretim ihtiyaçlarını, özelliklerini; “bu kuramı eğitim öğretim ortamına nasıl uygulayabiliriz” sorusuna bir cevap olabilir düşüncesiyle tartışacağım.

                Dil Zekası: Dil zekası güçlü olan çocuk, okumayı, yazmayı, hikaye anlatmayı, kelime oyunlarını ve dinlemeyi sever. Kitap, kağıt, kalem, ses kasetleri, hikayeler, konuşma, tartışma-müzakere bu bireyler için önemli eğitim araçlarıdır.

                Matematiksel Zeka: Bu alan zekası güçlü olan çocuk soru sormayı, hesap yapmayı, problem ve mantık bilmeceleri çözmeyi, varsayımları, sorgulamayı ve tecrübe edinmeyi severler. Materyaller, bilimsel müze gezileri, bulmacalar ve zihin oyunları matematik zekası için önemlidir.

                Uzamsal (Şekil-Uzay) Zeka: Bu zekası gelişmiş çocuklar resim çizmeyi, harita, grafik ve desen oluşturmayı, tasarımlamayı severler. Uzamsal zeka için videolar, slaytlar, filmler, sanat eserleri, resimli kitap ve dergiler, sanatsal müze gezileri önemlidir.

                Bedensel Zeka: Bedensel zekası gelişmiş çocuklar, zihin ve beden bağlantısı olarak çok başarılıdır. Bu bireyler dokunarak, duyularla ve hareket ederek düşünürler. Dans etmeyi, koşmayı, zıplamayı, dokunmayı, hareket etmeyi, inşa etmeyi, jest ve mimikleri kullanmayı severler. Eğitimde rol oynamaya, drama ile ilgili çalışmalara, hareket etmeye, sportif etkinliklere, fiziksel beceri gerektiren oyunlara ve el becerilerini kullanmaya ihtiyaç duyarlar.

                Müzik Zekası: Bu zeka alanı gelişmiş çocuklar ritimlerle, melodilerle ve seslerle düşünürler. Şarkı söylemeyi ve dinlemeyi, ayak ve elleriyle vb. tempo tutmayı, mırıldanmayı severler. Eğitimde şarkı söylemeye, konserlere gitmeye, enstrümanlara ve müzikle uğraşmaya ihtiyaçları vardır.

                Sosyal Zeka: Sınıfın, sosyal olarak en istekli ve belirgin çocukları… Liderlik etmeyi, organize etmeyi, ilişkilendirmeyi, uzlaştırmayı, kontrol etmeyi ve sosyalleşmeyi severler. Eğitimde arkadaşlara, gruplara, sosyal etkinliklere, iletişim ve etkileşime, danışmanlara ve kulüplere ihtiyaç duyarlar.

                Benlik Zekası: Kendi ilgileri, ihtiyaçları ve amaçlarıyla ilişki kurarak düşünürler. Amaç belirlemeyi, hayal kurmayı, plan yapmayı, iyice düşünüp tartmayı severler. Eğitimde gizli yerler, yalnız kalmak, bireysel projeler, seçenekler ve önemsenmek benlik zekası için önemlidir.

                Doğa Zekası: Bu alanda üstün zekalı çocuklar, evcil hayvanlarla oynamayı ve beslemeyi, toprakla uğraşmayı, bitki büyütmeyi, çiçek bakmayı, doğa ve doğa olaylarını araştırmayı, ekolojik çevre ve dünyayı önemsemeyi severler. Eğitimde doğa gezileri, arkeolojik kazılar, toprakla uğraşma, bitki yetiştirme, hayvan besleme, kamplar önemli ve etkilidir.

                Duygusal Zeka: Bence, ZEKA dediğimiz sistemin en önemli ve geçerli noktası… Duygusal zeka… Özdenetim, azim, sebat ve kendi kendini harekete geçirebilme gibi yetenekleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Duygusal zeka beş ana başlık altında toplanabilir:  Özbilinç, duyguları idare etmek, kendini harekete geçirmek, empati, ilişkileri yürütebilmek…

              2023 Eğitim Vizyonundan bir paragrafla bu yazımıza nokta koyalım:

                "Çocuklar arasındaki farklılıkları doğal bir zenginlik olarak gören öğretmen duygusal güveni, fiziksel hijyeni ve bilişsel merakı birleştirerek bir fidana su verircesine sözü geçen tutku ve cesareti güçlendirir. Çocuğun varoluşu köklenir. Aksi takdirde çocuklara bir şey enjekte edilmeye çalışıldığı anda doğal eğilim kaybolur, çocukta saklı olan müfredat değil yetişkinlerin normatif kalıpları gündeme gelir. Fidanın büyümesi ve gelişmesi için gerekli olan doğal habitat bozulur. ..."

YORUMLAR

  • 0 Yorum