"SÜLEYMAN KUŞ DİLİN BİLİRDİ" BİZ BÜTÜN DİLLERİN...
Fatma BARBAROSOĞLU

Fatma BARBAROSOĞLU

yazıyor...

"SÜLEYMAN KUŞ DİLİN BİLİRDİ" BİZ BÜTÜN DİLLERİN CAHİLİ!

08 Mart 2019 - 15:55

-I-

Süleyman kuş dilin bilir dediler

Süleyman var Süleyman’dan içeri/Yunus Emre

Herkes herkesin kaynanası! Herkes herkesin patronu. Herkes herkesin savcısı, hafiyesi. Herkes hakim, herkes uzman. Neden mi? Anlatayım...

Hafızanın mahzeni bazen ışıklı, bazen karanlık. Dino Buzzati’nin henüz okumakta olduğum Tam O Anda kitabındaki “Mümkün olsa bile Kanaryalarla konuşmayın” başlıklı yazısı, geçen yıl -yoksa daha önce miydi- sosyal medyada paylaşılan bir vidyonun altına yapılmış olan yorumları hatırlattı bendenize.

Buzzati/ya da anlatıcı, bir gün bir otel odasında kafesin içinde uyuyan bakımlı erkek kanarya ile uykuya geçmeye hazırlanan solgun dişi kanaryayı görür. Kanarya sesini taklit eder: “Ortamı yoklamak için önce kısa bir iki cıvıltıyla başladım sonra canlı bir sohbet başlattım (elbette bu seslerin ne anlama geldiğini bilmiyordum). Soluk dişi hemen huzursuzluk sinyalleri verdi; titremeye başladı, bir tünekten ötekine sıçradı, bana kararsız tonlamalarla yanıt verdi...”

Anlatıcı iki ay sonra otele geldiğinde kuşlardan birinin, bakımlı erkek kanaryanın öldüğünü öğrenir görevliden: “Dulluk yüzünden kedere gark olduğu anlaşılan dişisi, eskisinden daha solgun ve ürkekti. Benim maharetime tanıklık etmiş olan otel sahibi, o gece benim gitmemden sonra iki kuşun hiç susmadan, hiç görülmemiş şamata yaptıkları, neredeyse gün doğana kadar seslerini kesmediklerini anlattı.”

Erkek kanarya o andan başlayarak yemine dokunmamış.

Anlatıcı otel sahibinin anlattıklarından sonra kendisiyle yüzleşme girişiminde bulunuyor: “... O akşam aptalca bir şımarıklık yapmaya kalkmasam, sussam, güzel kanarya hala yaşıyor olacaktı ve öteki-tutsak da olsa- oldukça mutlu yaşayacaktı.”

Anlatıcı bir takım sesler çıkarmıştır. Onun çıkardığı sesler kanaryalara bir şeyler anlatmıştır. Oysa kuş sesi taklidi yapan kendi söylediğinin farkında değildir. Muhatabında nasıl yaralar açtığının ya da nasıl bir coşkuya sebep olduğunun farkında değildir. O, ses çıkararak eylenmekte, onun çıkardığı sese anlam veren kuşlar belli ki dert ile demlenmektedir.

-II-

50-60 yaşlarında “yurdum teyzesi” ambulansın içine giriyor, yaralanmış olan eşine, “Oh olsun keşke geberseydin!” diye söyleniyor. Kadının bu söylenişini birileri kaydediyor. Kaydedenlerden birisi, öndeki cep telefonu ile kaydedeni de kayıt ettiği için resmi ve gayri resmi iki kayıt olduğunu söyleyebiliriz.

Cep telefonu ile kayıt yapan kişi en çarpıcı haberi yakalamış olmanın verdiği coşku ile, çekmiş olduğu vidyoyu, yani başkasının hayatına dalarak çekmiş olduğu vidyoyu, sosyal medya hesabından yayınlıyor.

Yayınlayınca vidyonun altına gelen yorumlar “mürekkep testi” olarak ortaya dökülüyor.

Kazaya uğrayan kadın olsaydı ve bunları kocası söyleseydi kadına şiddet derdiniz şimdi erkeğe şiddet diyebilecek misiniz diyenden; kim bilir o adam o kadına neler çektirdi ki kadıncağız böyle tepki gösteriyor diyerek derhal “kadınları ezdirtmeyiz” tepkisi verenlere... Hele bir durun belki kadın çok üzülmüştür kahrından böyle söylüyordur yoksa ambulans ile hastaneye gitmeye kalkar mıydı diyerek sağduyu üzerinden empati geliştirenlere... Lan oğlum yeminlen bu memlekette yaşanmaz alayına kezzap diyerek içindeki şiddeti kusmak için bir açık pencere daha buldum umuduyla vidyoya bir değil bir kaç tane yorum yapanlara... Evlenmiyorsak sebebi budur diyenlere...

Bir kişi en azından bir kişi de şöyle bir yorum yapsaydı: İnsanların acıya verdiği tepki, onların mahrem alanına tekabül eder, başkalarının hayatı üzerinden niye burada ahlakçılık yapıyoruz deseydi...

Herkes kadın ya da yaralı koca üzerinden “sana söylüyorum kızım sen işit gelinim” performansı gösteriyor.

Önümüzdeki yıllarda iletişimi yaralayacak ve insanları kendi içine çekilmeye zorlayacak durum tam da budur.

Demokrasi bilinci de, ahlak bilinci de başkalarını yargılamamaktan başlayıp, başkalarının hakkına riayet etmek üzerinden devam eder. Trafik kazası geçiren kocası ile ambulansa binen, bir taraftan da oh olsun keşke geberseydin diyen bir kadının vidyosunu çekip servis etmek, kamusal ile özelin birbirine karışmış alanını çarpıcı bir şekilde temsil ediyor.

Geleneksel kültürde de, insanlar birbirinin hayatına karışırdı. Aynı olayın mahallede, komşuların gözü önünde yaşandığını düşünelim. Bir kısmı öfkeli kadını sakinleştirmeye çalışır, bir kısmı ayıp oluyor ama diye söylenirdi. O zaman özel hayata ait olmayan durum, şimdi kayıt altına alınınca mı özel hayatın kamusala karışmış çehresinden bahsediyoruz diye bir soru akla gelebilir.

Değişen şu: Mahallede olay görgü tanıkları ile sınırlı bir “sözlü nakil” olarak kalacakken, kamera kaydı ile başkalarının hayatını imha etme ve yayınlayarak yayma eylemi gerçekleşmiş oluyor. Başkalarının kusurundan beğeni toplama performansı. Yeni olan bu!

İsmet Özel Sebeb-i Telif adlı şiirine başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız dizesi ile girer. Bizim günümüz başkalarının suçu ile başlıyor daha ziyade. Başkasının günahı ve kusuru ile. Oysa nefs terbiyesi insanın kendisiyle yüzleşmesiyle başlar.

Bu vidyonun Buzzati’nin satırları ile bağlantısına gelince... Buzzati yazısını şöyle neticelendiriyor: “Ben istemeden, en ufak bir kuşku duymadan, insanlar-hatta iyiliklerinden başka bir şey istemediğimiz arkadaşlar, sevdiğimiz akrabalar- arasında, masum sandığımız sözler yüzünden ne çok gözyaşı ve gizli keder tohumu ektiğimizi düşünüyorum; ardından kendi yolumuza gidiyoruz, geri dönüp bir daha kafa yormuyoruz, pişmanlık duymuyoruz ve nasıl kötülük yaptığımızı hiç bilmiyoruz.”

Yazıyı tamamladım gazeteye göndereceğim, zihnim bu bağlantıyı nasıl kurdu diye düşünürken, twitter’in simgesinin kuş olması aklıma geldi .

Hafızamızın bağlantı noktaları hakikaten ilginç.

Velhasıl, siz siz olun bilmediğiniz hayatlar için cik cik ya da cık cık demeyin.

Meraklısı için not: Dino Buzzati, Tam O Anda, sh.148-150

Tebrik: Üç aylara girdik. Yarın Regaib Kandili. Allah cümlemizi, vakti hayırla, bereketle, ibadetle ve her daim sorumluluk şuuru ile idrak edenlerden eylesin. Amin.


YENİ ŞAFAK / 6 MART 2019

YORUMLAR

  • 0 Yorum