Mahalle bitti, "sanal sokak" karşılaşma mekanı olacak...
Reklam
Fatma BARBAROSOĞLU

Fatma BARBAROSOĞLU

yazıyor...

Mahalle bitti, "sanal sokak" karşılaşma mekanı olacak mı?

26 Kasım 2018 - 12:40

I-

15 Kasım Perşembe. Merhum Kürşat Bumin’in cenazesi için metro, Marmaray, metro sonra taksiye binerek Bebek Camii’ne vasıl olmak üzere yola çıkıyorum. Kendini fena halde ilkbahar gibi hissettiren güz, birden kış olarak göründü perşembe sabahı. Kış cenazeleri neden bilmem beni çok başka türlü sarsar. Merhumu kara toprağın kara bağrına emanet edişe, derin bir üşüme ve titreme eşlik eder.

 

Yol boyunca, günlerdir merhum Kürşat Bumin’in ölümü ile neden bu kadar sarsılmış olduğumu düşünüyorum. Kendisiyle uzun bir sohbetimiz olmadı hiç. Ayaküstü selamlaşırdık, hal hatır sorardık karşılaştığımız mekanlarda. Bendeniz daha ziyade Tülin Bumin ile uzun uzun sohbet etme imkanına kavuştum. Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın yönettiği başörtüsünün tartışıldığı TRT’deki açık oturuma Prof. Dr. Tülin Bumin, Nazlı Ilıcak, Cumhuriyet Kadınları Derneği Üsküdar Şube Başkanı Fatma Çoban ve bendeniz katılmıştık. Yıl 2008.

 

Tülin Hoca’yı ilk defa o gece tanıdım, göz hizasından iletişim kuran, muhatabını dinlemeyi önemseyen hali ile, daha ilk karşılaşmamızda dünyamın içinde buldum. İkinci karşılaşmamız Türkiye’nin Frankfurt Kitap Fuarı’nın onur konuğu olduğu yıl Berlin’de bir sempozyumda oldu. İlk bakışta tanımanın verdiği emniyet, kişiyi en iyi yolculukta tanırsınız ilkesi ile birleşti.

Bir vesile ile Tülin Hoca’yı aramayı severdim. En son ayağının kırıldığını öğrendiğimde telefonda görüşmüştük. Kürşad Bumin’in haberini Tülin Hanım’dan alırdım daha ziyade.

71 yaşında vefat eden Kürşad Bumin’in ölüm haberini Sibel Eraslan’ın tiviti ile öğrenince ciddi bir şok yaşadım. Daha bir gece önce benim bir tivitimi RT etmişti Kürşat Bumin. Ne olmuştu? Kalp krizi? Trafik kazası?

Taziye için Tülin Bumin’i aradığımda Kürşad Bumin’in sosyal medya hesabının olmadığını öğrenecek ve çok üzülecektim.

O metrodan bu metroya aktarma yaparak giderken Kürşad Bumin’in ölümü ile neden sarsıldığımı idrak ettim. Borçlu kalmıştım. Yıllarca Yeni Şafak’ta Alper Görmüş ile Medya Kronik’i hazırlayan Kürşad Bumin’e borçlu kalmıştım. Medyaya eleştirel bakışı en çok Medya Kronik üzerinden tecrübe etmiştim ve bu tecrübemin teşekkürünü hiç dile getirmemiş olmanın borcuydu üzerimdeki yük.

Yenikapı’dan Hacıosman metrosuna binerken telefonuma düşen şu satırlar borcumun başka bir boyutunu idrak etmemi sağladı:

Allah rahmet eylesin, Kürşat Bumin’in ölümünden ben de etkilendim. Son zamanlarda nerede olduğunu, ne yaptığını hiç merak etmediğimi fark ettim, unutmuşum. Allah bilir başka neleri unuttum. Burada (çalıştığı yeri kast ediyor) acayip bir körelme ve duygusal felç gibi bir şey yaşıyorum. Son birkaç senenin, üzerimde çok olumsuz izleri oldu.

Şöyle bir ay sadece kendimi dinleyebilsem, yaşadıklarımı iyice bir elden geçirip bazı şeyleri nereye koyabileceğimi bir anlayabilsem, kendime gelecekmişim gibi... Selam ile. N.M.

Ben Kürşat Bumin’i unutmadım. Tivitır hesabından yaptığı rt’ler ile haftada bir kaç gün hatırladım. Yaptığı rt’lere dikkat kesildim. Keşke Medya Kronik tarzı bir çalışmayı sosyal medya üzerinden yapsa diye düşündüm. Mesela siyasilerin, üniversite hocalarının, sıradan insanların yaptığı paylaşımlara dair yorumlar yapsa diye düşündüm.

Mahalle bitti ama “sanal sokak” için Kürşat Bumin’in söyleyeceği ne çok söz vardır diye diyordum onun ismini taşıyan hesaptan yapılmış her rt’den sonra.

Kürşat Bumin adını taşıyan hesabın onunla bir ilgisinin olmayacağı hiç aklıma gelmemişti. Ben onun tarafından yapılan rt’lere dikkat kesilirken o hastane odalarında ölümcül hastalık ile mücadele ediyormuş meğer.

-II-

Sosyal medya ile birlikte; Bauman’ın ifadesiyle hepimiz sanal bir sokağa sıkışmış vaziyetteyiz. Sanal sokakta da hırlısı hırsızı, canisi, küfürbazı, gaddarı, yankesicisi hepsi mevcut. Hırsız kim mi? Başkalarının tivitini çalanlardan tutun da, paravan şirketine para toplamak için kampanya yürütenlere kadar. Küfürbazlıktan beri duranların oranı gittikçe düşüyor sanki. Sosyal medyada “iletişim kurma’nın yolunun, birilerini aşağılamak olduğunu sanan bir güruh var. Birisini, kadıncağız, teyze, amca, diye aşağılamak en hafifi. Birileri dediğime bakmayın kamusal kimliği olanlara hadi sen buralara fazla takılma anlamıyorsun bu işlerden toz ol anlamında kadıncağız, adamcağız deniyor.

Her şeye rağmen sanal sokakta sağlıklı bir iletişim dilinin kurulması için elimden geldiğince katkı sunmaya gayret ediyorum. Bunu bizden sonraki kuşaklara borçluyuz. Sohbet bahsini önemsiyorum. İnsanların kendileri olarak “sanal sokak”ta yer almaları gerektiğini düşündüğüm için yanlış kavramlar eşliğinde tartışılan meselelere dikkat çekmeye çalışıyorum.

Farklı bakış açıları her kesimden itiraz ile karşılanıyor. Kimsenin hakkını gasp etmediği sürece farklı bir bakış açısının “ama bizi üzdünüz, keşke bu kadar genellemeci olmasanız” tarzında itirazlarla karşılandığını gördükçe sanal sokakta işlerin daha da sarpa saracağını görüp umutsuzluğa kapıldığım oluyor. Çünkü insanlar sanal sokağa Bauman’ın işaret ettiği gibi farklı bir kişi ile diyalog kurmak için değil kendine benzeyenlerin aynasında kendini görmek için giriyor.

Oysa ben hayatım boyunca sohbetten yana oldum. İki ya da daha çok kişi arasında süren sohbetin insanları yozlaşmadan kurtaracağına inandım.

Sanal sokağın nefes alınabilir bir yer olabilmesi için ya da en azından öldürücü darbelerden korunabilmek için “sanal sokak”taki doğru paylaşımları dikkate almamız gerekiyor.

“Sanal sokak” doğru kullanıldığında umudu mayalamaya yetiyor. Nitekim Tülin Bumin sosyal medyada merhumun ardından yazılanlara bakıp bir anlığına da olsa ümitvar olmuştu.


YENİ ŞAFAK / 21 Kasım 2018

YORUMLAR

  • 0 Yorum