HERKESİN SIRASI GELİR...
Reklam
Fatma BARBAROSOĞLU

Fatma BARBAROSOĞLU

yazıyor...

HERKESİN SIRASI GELİR...

26 Haziran 2020 - 15:34

I

Kıssadan hisse çıkarmayı sevenlerden misiniz? Ben severim. Hele birden karşıma çıkınca. Hele bana değil de bir başkasına anlatılırken kulak misafiri olarak dinlemişsem.

Yaşlarının 80 civarında olduğunu tahmin ettiğim iki adam “parti malzemeleri satan” dükkânın önünde eğleşiyor. “Parti malzemesi ne ki?!” diyenleriniz olmuştur şimdi. Mekânı süslemek için bilumum lüzumsuz malzeme diyeyim. Balon, mum, maske akla gelen gelmeyen bir sürü bana göre saçma, talep kitlesine göre “aman da ne hoş” ürünün satıldığı yer. Birisi içeri girecek büyük ihtimal. “Torunun doğum günü için alınacak süsler varmış” dediğine göre. Sohbeti ayaküstü tamamlamaya çalışıyorlar.

Parti malzemeleri satan dükkânın yanında temizlik malzemeleri satan bir dükkân olduğu için hangi mobu (paspas) alacağına karar verememiş ev kadını titizliği rolüne gark olmuş bir şekilde kulak misafiriyim.

Anlatan latif anlatıyor fakat dinleyen aynı ekran sunucuları gibi durmadan araya giriyor. Kendimi kaybedip bir ‘dur adam’ diyesim geldi. Sonunda bitti. Birazdan dikkatinize sunacağım. Fakat dikkatinize sunmadan önce fötr şapkalı beyefendinin “masal”ını hangi bağlamda anlattığını söylemem gerekiyor. Masalın bağlamı koronavirüs. Okuyunca bakalım siz hangi bağlama bağlayacaksınız masalı.

Buyurun:

Kral, kraliçesi ile birlikte bahçesinde gezinmek istemiş. Bahçevanını çağırmış, ben kraliçemle bahçemde gezinirken bahçede tek bir canlı olmasın. Yoksa senin kelleni uçururum.

Bahçevan nefes nefese herkesi bahçeden dışarı çıkarmış. Fakat tam o anda kral ile kraliçenin gelmekte olduğunu görmüş. Alelacele bir ağacın tepesine çıkıp yaprakların arasına saklanmış.

Kral ile kraliçe bir söyleyip bin güler iken kraliçe başını şöyle yukarı kaldırınca kendisine bakan bir adam görüp, basmış çığlığı.

Bahçevan başına ne geleceğinden emin yavaşça inmiş ağaçtan aşağı. “Başıma gelecekleri biliyorum kralım, müsaadeniz olursa size bir hikâye anlatmak istiyorum” demiş.

Kral, baba yadigârı bahçevanın son sözünü söylemesine izin vermiş.

Sayın kralım; babam, babanızın bahçevanı idi. Şu elma ağacı yılda sadece iki elma verir. Kıymetli pederiniz bu iki elma sağlam kalmaz ise kelleni uçmuş bil dedi.

Babam beni elma ağacına bekçi koydu. Ben elmayı beklerken karganın biri kaptığı gibi gitti. Korku ile ağlaya ağlaya babama gittim. Ne yapalım oğlum benim de sıram gelmiş dedi. Fakat merak etme o karganın da bir gün sırası gelir.

Daha babamın sözü bitmeden bir tüfek sesi duydum. Avcının biri kargayı vurmuş. Gagasındaki elma da parça parça yerde. Babam dünya böyle bir yer merak etme avcının da sırası gelir dedi.

Yorgun avcı havuzun kenarına uzanıp dinlenirken bir yılan gelip ensesinden sokup öldürmüş. Babam yılanın da sırası gelir dedi.

Babamın yanından bir yılan hışırdayarak geçti. Ben de kazmayı kaptım. Yılanı ikiye biçtim. Babam oğlum senin de sıran gelecek dedi.

İşte sayın kralım, benim sıram da geldi.

Bahçevanın anlattıkları krala benim de sıram gelecek korkusunu yaşattığı için bahçevanını affetmiş.

Anlatan koronavirüs bağlamında Çin’in Doğu Türkistanlı Müslümanlara yaptığı zulmü hatırlatıyordu. Fakat arkadaşı itiraz etti: “Amerika’nın da sırası gelecek mi diyorsun. Yok ya gelmez. Hep Amerika kazandı.”

“Neyse” dedi masalı anlatan, “Ben şuradan istedikleri şeyleri alayım.” Masala itiraz eden, “Gördün mü bak senin evde bile Amerika kazanmış” dedi gevrek bir kahkaha eşliğinde.

“Niye ki ?” diye sordu zarif zarif masal anlatan.

“Bak doğum günü partisi yapıyor sizin evdekiler. Hem bu ürünler Çin’den geliyor bilmiyor musun!”

II-

Yukarıdaki konuşmaya tanıklığımın üzerinden bir kaç hafta geçti.

“Parti malzemeleri” dükkânının oraya yolum düştü. Ne âlemde diye bir göz atayım dedim. Ya ben onun yerini iyice belleyemediğim için göremedim ya da o çoktan “İnşaat bitti, yapı paydos” deyip gitmişti.

Halk arasında önce “bir milyoncu” diye nam salan; paranın arkasındaki sıfırlar silinince anlamını yitiren sadece “ucuzcu” denen; ama dükkân tabelasında kendisine AVM sıfatını uygun gören, yiyecek hariç bir evin bütün ihtiyaçlarını Çin’den gelen ürünlerle karşılayan mağazalar bir bir kapanıyor.

Tüketim toplumunda Çin parantezinin genişliği daralacak mı?

Londra merkezli danışmanlık şirketi Capital Economics, salgının, 2020 yılının ilk üç ayı içindeki maliyetini 280 milyar dolar olarak tahmin ediyor.

Bu rakam, Avrupa Birliği’nin toplam yıllık bütçesinden, Microsoft şirketinin ya da Apple’ın yıllık gelirinden, büyük bir meblağ.

Dünya hakikaten her anlamda daralıyor…


YENİ ŞAFAK / 4 MART 2020

YORUMLAR

  • 0 Yorum