Reklam
Dr. Kadriye Işıklar PÜRÇEK

Dr. Kadriye Işıklar PÜRÇEK

Dr. Kadriye Işıklar PÜRÇEK

KOLONYA 1

26 Haziran 2020 - 15:35

Yakamoz Birliği yazıyor…

 

 
 
KOLONYA 1
 
Ömür dediğin bir şekilde geçiyor ancak muhakkak izler bırakıyor. Ey insan! o izlerde gülün mü dikenin mi hasadını yapacaksın .Hayat ve zaman insanı ölçüyor. Ölçüyor, başarılarla, çocuklarla, şöhretle,  parayla, hastalıkla ve  ölümle. Hiç kimse acıdan münezzeh değil. Hayat bize zamanın getirdiklerine verdiğimiz  tepkilerle değer biçiyor.
 
Uyku baldan tatlıdır benim için. Emeklilik hayatımın başladığı 6 yıl öncesine dek bu böyleydi.  Malum virüsün Çin’den sonra bizim ülkemize de uğramaya karar verdiğinin duyurulduğun ilk  günlerinde ise durum değişti. Bir tatlı huzur olan uyku, bir acı kabusa dönüştü.  “Eyvah ne oluyoruz!, Çin’de ki gibi bizlerde sokak ortasında tak diye düşüp ölüverecek miyiz? Ya yiyeceğimiz kalmazsa?, annen, babam, kızım ve damadım Ankara’da iyiler mi?, Kendilerini nasıl koruyacaklar? gibi düşünceler birbirine kuyruğunu değdirmeden gezdi beynimde. Eşim-sonradan benden çekindiğinden gizlice devam ettiği-  günlük ölüm sayılarının çetelesini tutmaya başlamıştı bile. Üniversite öğrencisi oğlum ise Şubat ayında doğduğu için sokağa çıkamıyordu. Onun okulu uzaktan eğitime dönüşmüştü. İlgisizmiş gibi görünen oğlum virüsün seyriyle ilgili öyle veriler paylaşıyordu ki  tüm gelişmeleri takipteydi anlaşılan. Her yerde başrolde maske, eldiven ve kolonya vardı.  Annem ve babam uyudukları 8 saat dışında devamlı açık televizyonlarından bütün gün virüs haberlerini takipteydiler. Anne ve babamla telefonla görüşebiliyorduk. Nasılsınız deyince “bugün şu kadar entübe var, şu kadar ölü var” diye yanıtlıyorlardı. Bir süre sonra sokağa çıkmaları da yasaklanınca korkuları zirveye ulaştı.  Korkuları vesveseye dönüşmüştü. Şöyle ki evlerinde  virüs yoktu ancak zihinleri adeta  “enfekte” olmuştu.  Fiziksel önlemleri almak benim için kolaydı. Ben bir çeşit kolonya “uygarlığından” geldiğimden (çocukluğumda evimizde limondan, tütüne, hamsiden, zambağa) çeşit çeşit  misafir kolonyaları olurdu, zarif kolonya şişelerinden hiç söz etmiyorum. Velhasıl güzel kokuya meraklı anne babaya sahiptim., Sağlık bakanlığı, valilik, belediye, cami hoparlörü televizyon programları, dizileri, instagram hesapları ve hatta trafik lambalarından Üzerimize yağmur gibi her maske, kolonya, “sosyal mesafe”, evde kal yağıyordu. TRT1 deki Ramazan sevinci programında sunucun şöyle dediğini işittim ;”bir dostum sosyal olarak yakın ol fiziksel olarak uzak diyordu” dedi. Prof. Dr. Sinan Canan’ın “sosyal değil, fiziksel mesafe” demeliyiz dediğini işittim. “Sosyal mesafe” bana kendimi yalnız, insanlarla ilişkilerimde uzak hissettiriyor. İletişim üzerinde düşünmüş biri olarak evet dedim sosyal/toplumsal birer canlı olan biz insanlar olsa olsa bu fiziksel mesafe olmalı. Ben manevi kuvvetin  bütün  kuvvetlerin üzerinde olduğuna inananlardanım. Kültürümüzde ki pek çok deyim ve atasözünü günlük yaşamımda kendi kendime ve çevremdekilere söylerim. Örneğin; korkunun ecele faydası yok, “her olanı hayr, her geleni hızır, her geceyi kadir bil”, iş olacağına varır ahmak düşündüğüyle kalır vb.  Bir çeşit fiziksel “koruyucu hekimlik” yapıyorduk peki insan zihni ve düşüncesi  olumsuza yönelmeye bu kadar teşneyken  “manevi koruyu hekimliğe” de ihtiyacımız yok muydu?
 
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,
 
Geriye kalan et ve kemiksin,
 
Gül düşünür gülistan olursun,
 
Diken düşünür dikenlik olursun
 
Mevlana Celaleddin Rumi
 
Virüsün ülkemize geldiğinin haber verildiği günden 2-3 gün sonra bir an durdum ve tefekkür ettim. Ben de korkuyordum, eşim, çocuklarım, ailem, akrabalarım, komşularım, arkadaşlarım, ülkem ve dünyamız için. Virüs bedenime ulaşmasın diye sağlık bakanlığının uyarılarına uymalıyım dedim. Bununla beraber zaten korkan zihnimi kaygı/vesvese  uçurumlarına yuvarlanmaktan da korumalıyım muhakkak dedim. Zihin ve beden Aşık Veysel’in “eyvah balı tuza katmış” dediği türden bir birleşim. Birkaç sene evvel manevi bir arınma fırsatı sayıp izlediğim Aşkın Yolculuğu Yunus Emre dizisi geldi aklıma. Taptuk Emre “ gelenin yeri, gidenin yolu hazır” derken bir meczup ,” olanlar oldu, ölenler öldü” diyordu. Böylece karar verdim. Hem bedenim hem zihnim için tedbiri elden bırakmayacaktım. Psikiyatri profesörü Kemal Sayar,  spikerin , “virüsten sonra hayat ne zaman normale dönecek, dönecek mi sizce?”  sorusuna cevaben  “geçmişteki normal normal değildi ki” dedi.
 
Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın /   Yunus Emre
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum