Reklam

KÖY ENSTİTÜLERİ BİR IŞIKTIR

Basın Odası programı bu hafta da telekonferans yöntemiyle dinleyicileriyle buluştu. Gazeteci İsmail Akar’ın stüdyoda hazır bulunduğu programa Gazeteciler Ahmet Tunca, Polat Yılmaz ve Ertuğrul Sevim telekonferans yöntemiyle katılarak görüşlerini ifade ettiler.

KÖY ENSTİTÜLERİ BİR IŞIKTIR
20 Nisan 2020 - 09:08 - Güncelleme: 20 Nisan 2020 - 09:46
Gün FM’de yayınlanan Basın Odası programı bu hafta da telekonferans yöntemiyle dinleyicileriyle buluştu. Gazeteci İsmail Akar’ın stüdyoda hazır bulunduğu programa Gazeteciler Ahmet Tunca, Polat Yılmaz ve Ertuğrul Sevim telekonferans yöntemiyle katılarak görüşlerini ifade ettiler.



 

Programda Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 80. yıldönümü dolayısıyla Köy Enstitüleri ve eğitim konuşuldu.

17 Nisan 1940 tarihinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulmasının ardından Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişiminde belirleyici bir rol oynayan Köy Enstitüleri’nin 80. yılı olduğunu söyleyen İsmail Akar, “Türkiye nüfusunun yüzde 80’inin köyde yaşadığı, ülke nüfusunun büyük bölümünün okuma yazma bilmediği bir dönemde,‘Eğitim üretim içindedir’ şiarını ilke edinerek kurulan Köy Enstitüleri, üretime ve kalkınmaya yönelik öğrenimi temel alan önemli ve tarihsel bir deneyim olarak hafızalara kazındı. Kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli insan gücünü yetiştirmek için kurulan Köy Enstitüleri, aradan 80 yıl geçmiş olmasına rağmen unutulmadı. Ben ilkokulu önce Şuhut İlçesinde Hüseyin Ateş, akabinde Sandıklı’da Arife Adıgüzel isimli Köy Enstitüsü mezunu iki öğretmenimde okudum. O dönem öğretmenleri ile günümüz öğretmenleri arasında farkı şimdi daha iyi anlamaktayım. Bu enstitülerden yolu geçmiş ve ebediyete intikal etmiş olan tüm eğitimcileri saygı ve rahmetle anıyorum. Hayatta olanlara ise sağlık afiyetler diliyorum” diye konuştu.



 

“Köy Enstitüleri bugün bile önemini koruyor”

Köy Enstitüleri’nin eğitim hayatımız açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Ahmet Tunca, “Bugün bile hala önemini korumaya devam ediyor. Köy Enstitüleri ABD, Kore ve Venezüella gibi birçok ülkede örnek olarak alınmıştır. Bu model Atatürk modeli olarak benimsenmiştir. Köy Enstitüleri 80 yıl önce kuruldu ama kurulma tarihini 1921 yılı olarak alabiliriz. 1921 yılında Sakarya Savaşı devam ederken Ankara’da Maarif Kongresini toplamıştır. Köy Enstitüleri’nin temeli bu kongrede fikir olarak ortaya konmuştur. Bir tarafta savaş sürerken en önemli konularından biri olan eğitim konusunu Atatürk gündeme getirmiştir. Çünkü eğitim olmazsa medeni bir toplum olamazsınız. Bir millet ancak eğitimle kurtuluşunu tamamlayabilir.Günümüzdeki eğitime baktığımızda 80 sene önce atılan adımı şimdi çok daha iyi anlamaktayım. Köy Enstitüleri bir ışıktır” şeklinde değerlendirmede bulundu.



 

“Nitelikli insan ihtiyacını karşılamak için kuruldular”

Eskiden Köy Enstitüsü olan Yunus Emre Öğretmen Lisesi’nde orta öğrenimini tamamladığını söyleyen Gazeteci Ertuğrul Sevim, “Köy Enstitüleri yeni Cumhuriyetin nitelikli insan ihtiyacını karşılamak için kurulan okullardı. Bizler de Yunus Emre Öğretmen Lisesi’nde Köy Enstitülerine benzer bir eğitim aldık. O yıllarda köy ve kasabalardaki en çalışkan en yetenekli çocuklar bu okullara sınavlarla alınırdı. Yani şimdiki gibi alt puanlarla öğretmenlik yerine en yüksek puan alanlar bu yatılı okullarda okunuyordu. Hocalarımız ise en başarılı öğretmenlerdi. Tarım dersimiz vardı. Yumurta toplamadan enstrüman çalmaya varıncaya dek birçok alanda uygulamalı eğitim gördük. Sosyal etkinlikler çok fazlaydı. Beş bin dönüm tarım arazisi vardı. İş atölyelerini de içinde barındıran büyük bir okuldu. Aşık Veysel’in Köy Enstitüleri’nde müzik dersi verdiğini biliyoruz. Bizim okulumuzda da ders verdiği anlatılırdı” diye konuştu.



 

“İdeolojinin çok yoğun kullanıldığı okullardı”

Köy Enstitüleri’nin ülkemizde ideolojinin çok yoğun kullanıldığı okullar olduğunu söyleyen Gazeteci Polat Yılmaz, “Biz eğitimi sık işleyen bir programız. Ülkemizde maalesef her göreve yeni gelen bakanla sistem değiştiriliyor. Eğitimin milli olması gerekir. Köy

Enstitüleri’nin kalitesi 1947 yılında düşürüldü. Hasan Ali Yücel bakanlıkta çekildi ve 1954 yılında da kapatıldı. Bu okulların asıl amacı köy çocuklarını eğitip zanaat sahibi yapmaktır. Okulu, elektriği, yolu ve suyu olmayan köylere bu okullardan mezun olan öğretmenler gönderilerek buralara ışık saçmaları istenmiştir. Ama Köy Enstitülerini süreç içinde politikleştirdiler. Bunu yapanlardan biri de İsmet İnönü olmuştur. Bu arada temelden bakarsak seçkinlerin okuması eğitilmesi öncelikle olan bir sistemde Köy Enstitüleri sayesinde fakir halk çocuklarının da okumasının önü açılmıştı. Ancak Toprak Ağası Adnan Menderes ve ekibi bu yolu tıkadı ve Köy Enstitülerini de kapattı” diye değerlendirmede bulundu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum