EL-ALEME NE DERİZ?..

            Yeter, kalabalık ailenin en küçük kızı. Sekizinci çocuğunu doğurduğunda annesi ‘’ArtıkYeter’’ diyerek bu adı koyuyor. Yeter, on üç yaşına girdiğinde, akrabalarından tutun da yedi mahalleli evinin kapısını aşındırmaya başlıyor.

EL-ALEME NE DERİZ?..

            Yeter, kalabalık ailenin en küçük kızı. Sekizinci çocuğunu doğurduğunda annesi ‘’ArtıkYeter’’ diyerek bu adı koyuyor. Yeter, on üç yaşına girdiğinde, akrabalarından tutun da yedi mahalleli evinin kapısını aşındırmaya başlıyor.

EL-ALEME NE DERİZ?..
16 Aralık 2018 - 14:41

ÇOCUK GELİNLER -7-

El Aleme Ne Deriz?

            Yeter, kalabalık ailenin en küçük kızı. Sekizinci çocuğunu doğurduğunda annesi ‘’ArtıkYeter’’ diyerek bu adı koyuyor. Yeter, on üç yaşına girdiğinde, akrabalarından tutun da yedi mahalleli evinin kapısını aşındırmaya başlıyor.
            Günden güne serpilen güzelleşen Yeter’i, gören herkes beğeniyor, evlenmek isteyen gençler peşine takılıyor, oğlunu evlendirmek isteyen anneler sürekli evlerine misafir oluyor. Sokakta akranları ile oynayamaz oluyor. Değil kapının önüne, çarşıya pazara gidemez oluyor. Okula gidip gelirken musallat olan bir gencin, başına bir iş getirmesinden de korkuyorlar. Öyle şikâyet etmek, polise gitmek gibi bir düşünceleri de yok. Daha doğrusu Devletin polisini, kendi özel durumları için meşgul etmek istemiyorlar. Hem ne diyecekler polise? ‘’Bizimkızımız çok güzel, gençler rahat vermiyor mu? ‘’ Okula gidip gelirken yanında mutlaka birileri oluyor. Bazen annesi, bazen, yeğenleri...

             Gelen, giden, aileyi öyle bıktırıyor ki, sonunda helal süt emmiş, hali vakti yerinde iyi bir aileye vermeyi kararlaştırıyorlar. Araştırıyorlar, soruşturuyorlar, kafalarına yatan bir aileyi tercih ediyorlar. Bunu duyan akrabaları üşüşüyor evlerine, ‘’Ellere verdirmeyiz kızı bizalacağız. ‘’ Yeter bir tane isteyen, elli tane. Hangi birine verecek babası.

 Babasının kulağına ‘’Yeter’i kaçıracaklar’’ haberleri geliyor. En azından liseyi bitirsin istiyordu babası. Lise bitinceye kadar sözlü kalıp bitirince de düğününü yapacaktı. Bütün bu olanlar yüzünden okuldan almak zorunda kaldı. Artık hiç dışarı çıkartmıyorlardı. Zavallı Yeter eve iyice hapsolmuş, olanın bitenin farkında değildi.
            Babası geceleri uyuyamıyordu kızını düşünmekten. Hayırlısı ile baş göz etse. On dört yaşında verdi kızını. Bütün tehditlere aldırmadan kızını gelin ediyor.

            Yeni gelin Yeter, şehirde köklü ailelerde olduğu gibi, kaynana ile beraber oturacak. Evde birde yetişkin kızları var. Kaynanası tuttuğunu koparttığı için çok mutlu. O kadar isteyeninin içinden alıverdi Yeter’i. Tabi ki marifet zenginliklerinde idi. Hazıra konan damat; çekingen, tutuk, beceriksiz,  annesinin etkisinde büyümüş delikanlı idi. Annesi ne derse o olurdu.

            Coşkulu düğünün ardından, düğüne gelen misafirler görevlerini yapmanın huzuru içinde evlerine döndüler. Düğün evinde; ev sahiplerinden oluşan kayınvalide, kayınbaba, görümce, gelin, damat kaldılar. Meraklı bekleyiş içindeler.  O gece olanlar oluyor,  damat bir şey yapamayınca, ‘’Bu kız değil !’’diyerek, hepsi birden Yeter’i sorguya çekiyorlar, yeterli cevap alamayınca dövüyorlar. Yeter’in bir şeyden haberi yok, ‘’ Kız değil ne demek?’’ bilmiyor. Dudağı,  kaşı patlamış, gözü morarmış Yeter’i saçlarından sürükleye sürükleye linç edercesine gecenin o saatinde babasının evine götürüyorlar. Babaya durumu anlatıyorlar bağıra çağıra. Bu kez baba alıyor eline kızını yerlere çarpa çarpa birde o dövüyor. Yeter’in annesi inanamıyor anlatılanlara kızını gözü gibi korumuştu. ‘’Bu işte biryanlışlıkvar ‘’ diyerek kızını babasının elinden almaya çalışıyor. Baba hiddetinden karısına yöneliyor, bu seferde onu dövmeye başlıyor. ‘’Kıza niye sahip olmadın!’’

            Damat ve ailesi, hemen boşanma davası açacağını söyleyerek, güzel Yeter’i perişan halde babasının evine bırakıp dönerler. Dönerken kayınvalidenin elinde bir tutam Yeter’in yolunmuş saçları vardı. Yeter sabaha kadar babasının sorgusunda kalır. Başına ne geldiyse anlatması istenir. Başına hiçbir şey gelmiştir ki ne anlatsın. Annesi durmadan dövünür. ‘’Başıma bunlar da mı gelecekti? El âleme ne deriz?’’ diyerek.


Olanlara daha fazla dayanamayan babası kalp krizi geçirir, hemen hastaneye kaldırılır. Yeter’in baba evinde kalması, babasının hastanede olmasına bağlanır yakın çevrelerce, olayın duyulmamasına özen gösterir Yeter’in ailesi.

            Babası hastanede iken, mahkemenin isteği üzerine Yeter’e bakirelik testi yapılır. Yeter bakiredir ve hymen kalındır. Kızın hiçbir suçu, günahı yoktur. Damat ve ailesi;  doktorun yapacağı cerrahi müdahaleye izin vermezler. Sağlam raporundan sonra gelinlerini geri alıp götürürler. Yeter’in anne ve babası sırf çevrelerinin dedikodusunu önlemek için isteksiz de olsa kızlarının gitmesine ses çıkartamazlar. Namuslarına zarar gelmesin de…

            Yeterin dayak izleri yavaş yavaş kayboluyordu. Neşeli çocuksu gülüşü de kaybolmuş, alnına belli belirsiz endişe çizgileri yer etmeye başlamıştı bile.  Günler geçerken Yeter hala bakire.  Sonunda kayınvalide kalın şişi kızdırıp, görümce ve damadın yardımı ile bağırta bağırta bekârlığa veda ediyor. Zavallı Yeter… Yeterin çilesi daha yetmiyor. O günden sonra olayların etkisiyle Yeter eski Yeter olamıyor bir türlü…


Mürşide AYHAN hazırlıyor...

DEVAM EDECEK...
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum