Reklam

CAMİLER KIRAATHANEDEN DAHA MI TEHLİKELİ?

Bugün 15 Haziran Pazartesi. Yeni haftamızın ülkemize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

 CAMİLER KIRAATHANEDEN DAHA MI TEHLİKELİ?
15 Haziran 2020 - 12:52
 Bugün 15 Haziran Pazartesi. Yeni haftamızın ülkemize ve tüm insanlığa
hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz hafta  Van’ın Çatak ilçesinde yol çalışması yapan
işçilerin servis aracının geçişi sırasında PKK'lı teröristlerin döşediği el
yapımı patlayıcı infilak etti. Patlamada, 2 işçi şehit olurken, 8 kişi de
yaralandı. Şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu
hain saldırının faillerini ise lanetliyorum. İçinde bulunduğumuz sürecin bir an önce son
bulmasını temenni ediyorum. Şehrimizin farklı köylerinde de vakalar görülmüş,
bazı ek tedbirler alınmıştır. Hastalarımıza acil şifalar diliyor, vaka
sayısının artmamasını temenni ediyorum.  
CAMİLER KIRAATHANEDEN DAHA MI TEHLİKELİ?  
Sürecin son bulmasında hem yetkililere, hem de hepimize düşen
sorumluluklar var. Yetkililer süreci doğru yönetitp, doğru kararlar almalıdır.
Soru işareti oluşturacak kararlar vermemelidir. Örneğin kıraathane, pastane ve
çay ocaklarına girmek ve oralarda oturmak serbesttir. Buralara girerken
ellerinizi yıkama zorunluluğu yoktur. Burada oturacağınız zaman için bir
kısıtlama yoktur. Hatta son düzenleme ile 24.00 ‘a kadar açık kalabilmektedir.
Diğer taraftan camilerimiz göz önüne alırsak, ellerinizi, yüzünüzü, ağız ve
burunu, kollarınızı ve ayaklarınızı yıkamadan giremezsiniz. En uzun namaz
sünnetlerle beraber 30 dakikayı geçmez. Ama gelin görün ki camilerde sadece
öğle ve ikindi namazlarının farzları kılınmakta, diğer vakitler
kılınmamaktadır. Şimdi şunu herkes sormaktadır; camiler kıraatheneden daha mı
tehlikeli? Camilerimiz en temiz yerlerin başında gelirken bu engelleme niye?
Söz konusu bu karar Ak parti zamanında değil de, hep hatırlattığınız CHP
döneminde alınsaydı tavrınız ne olurdu?  
AYASOFYA POLİTİK MALZEME OLARAK KULLANILMAMALI!  
Camilerimiz tam olarak ibadete açılmamışken şimdi Ayasofya Camii’nin
açılması gündeme geldi. İktidar bunu neden gündeme getirmiştir? Bizim
kanaatimize göre gündem değiştirmek maksadı dışında ve kendi tabanını konsolide
etmek dışında bir amacı yoktur. Gündemde iktidarın hoşuna gitmeyen konular
varsa başka konularla engelliyorlar. Şimdi Ayasofya pat diye yeniden gündeme
geldi. Bu iktidar daha geçen yıl Erdoğan’ın ağzından Ayasofya’nın açılması ile
ilgili taleplere aynen şöyle yanıt verdi; “Yan tarafta Sultanahmet'i
doldurmayacaksın, Ayasofya'yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim.
Bunların hepsi tezgah. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız.” Şimdi
şu soruları sormak istiyorum. Sultanahmet doldu mu? Namus algısı değişti mi ne
oldu? Ayasofya’ya kararname nezdinde bakanlar var, Batı açısından bakanlar var,
burası kiliseydi değiştirmek doğru değil diyenler var ama biz bir şeyi
biliyoruz. Müslümanlar fethettikleri bölgelerde kiliseleri camiye tahvil
etmemişler. Fetihten sonra Sultan Fatih burayı vakıf olarak tahsis etmiş, cami
dışında kullananlara lanet etmitir. Bunu biz tarihi bir emanet olarak görmeliyiz.
Birileri çıkıyor yok efendim müze olsun, Cuma Müslümanlar Pazar hristiyanlar
ibadet etsin diyor. Böyle saçmalık olmaz. İYİ Parti önerge verdi bu konuda
reddettiler. Neden? Biz muhalefetin izinden gitmeyiz diyor bu iktidar. Aslında
doğru kimden gelirse gelsin destek olunmalı, yanlış kimden olursa karşı
çıklılmalıdır. Ayasofya’nın vakit geçirilmeden bu milletin arzusunu, Fatih
Sultan Mehmet Han’ın vasiyetini yerine getirecek tarzda ibadete açılması doğru
olandır. Kimsenin de açarken vaveyla koparmasına ihtiyaç yoktur.  Bunu politik malzeme olarak kullanılmasına da
son derece yanlıştır.  
İŞYERLERİ KAPALIYKEN BİLE İŞSİZLİK DÜŞMÜŞ!   
Koronavirüs süreci ister istemez ekonomiyi her ülkede etkiledi. Ancak
hükümetin attığı adımlar uyguladığı politikalar ekonomiyi düzeltecek boyutta
gözükmüyor. İktidar tedbir almıyor mu alıyor? Nasıl alıyorlar TUİK 10 Bölge
müdürünü görevden alıyorlar. İktidar kendi işine gelen rakamların TUİK
tarafından söylenmesini istiyor. Bakınız TUİK’e göre işsizlik 0.9 azalmış
13.2’ye düşmüş. 2 milyondan fazla esnaf kepenk kapatacak, oteller çalışmayacak,
lokantalar iş görmeyecek ve bu dönemde işsizlik düşecek. Buna kim inanır?Eğer
işsizlik azalmıyorsa ekonomi düzelmez, bunu bildikleri için rakamlarla
oynuyorlar. Nasıl olmuşsa işsizlik düşmüş, Madalya takmak lazım bu arkadaşlara,
madalyayı problemi çözdükleri için değil bu abartılı rakamları gündeme
getirmekten çekinmedikleri için takmak lazım. Çünkü çok cesurlar(!)  
TÜRKİYE’NİN EKONOMİK DURUMUNA AİT İKİ ÖRNEK.  
Hep dile getirdiğimiz gibi bugün, Türkiye’nin içinde bulunduğu ana
gündem ekonomidir. Burada iki örnekle Türkiye’nin ekonomik durumunun
fotoğrafını çekmek istiyorum.Birincisi; Hatay Ziraat Odaları İl
Koordinasyon Kurulu, pamuk tarlasında 10 saatlik çalışmanın bedelini 52 TL
olarak belirlemesi. Bakınız tarlada 10 saat çalışmanın bedeli, alın terinin,
emeğin, yorgunluğun bedeli sadece ve sadece 52 lira. Bu asgari ücretin yarısı
etmiyor bile. Bir pamuk işçisi hiç durmadan 30 gün çalışsa alacağı para 1560
lira. Buralarda insanların çalışıyor olması, verdiğiniz ücretin adil olduğu
anlamına gelmez. Ne asgari ücret insanların karınlarını doyuracakları,
ihtiyaçlarını karşılayacak bir seviyede, ne de ekonomimiz bugün rakamları
arttıracak bir seviyede değil.  
İkinci örneğimiz ise; kredi borcunu ödeyemeyen öğrencilerin durumu.
Türkiye’de 5 milyon kişinin öğrenim kredisi borcu var! Öğrenim kredisi borcunu
ödeyemeyen 280 bin öğrenciye haciz uygulanmış. Bakınız Türkiye’nin net tablosu
budur. Çalışan borçlu, esnaf borçlu, emekli borçlu hatta öğrenciler bile
borçlu. İktidar sistemi borç ekonomisi üzerine kurduğu için bu millet perişan
oldu. Salgın sürecinde dahi karşılıksız hibe yapamayan bu iktidar 6 ay sonra
ödemek üzere kredi dağıtabildi. Borçlu olan milletimizi daha da borçlandırdı.
Bu düzen böyle gitmez, bu sistem daha fazla ayakta duramaz!  
HER KESİM, ÖZELLİKLE DE ESNAF VE ÇİFTÇİ DESTEKLENMELİ.

























  
Burada şu hususu da ifade etmek istiyorum, iktidarın yeni sezona
girerken her sektöre ciddi manada destek paketleri hazırlamaları icap eder.
Başta esnaf. Biz bunu tekrar tekrar dile getirdik 15 maddelik paketi pandemi
sürecinde hatırlattık. Ama ne yazık ki bu konuda söylenenler hiçbir zaman
iktidarı etkilemiyor. Esnaf Özellikle küçük işyerleri ve küçük esnaf çok
önemli! Tarım olmazsa olmaz desteklenmesi gereken sektördür. Biz salgından önce
de tarımın önemini dile getirmiştik. 
Bugün ise çiftçimizin desteğe daha çok ihtiyacı vardır. önce zirai don
olayı, ardından dolu çiftçilerimizi zor durumda bırakmıştır. Ekilecek bir karış
yer bırakmayacağız diyenler gereğini yapmalı, çiftçimize faizsiz krediler
vermeli, yakıttaki vergileri sıfırlamalıdır. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum