Reklam

1900'lü yıllardan bu yana Afyon Kalesi eteklerindeki mahallelerden yaşam öyküleri...

Bir memleket, bir Afyonkarahisar aşığı; Aynı zaman Afyon haber Köşe Yazarımız, emekli öğretmen - Yazar Mürşide Oklu Ayhan'ın "Karahisar'ın Ardı Kararınca" romanı yayınlandı...

1900'lü yıllardan bu yana Afyon Kalesi eteklerindeki mahallelerden yaşam öyküleri...
31 Ocak 2021 - 13:56 - Güncelleme: 01 Şubat 2021 - 12:29
Bir memleket, bir Afyonkarahisar aşığı; Aynı zaman Afyon haber Köşe Yazarımız, emekli öğretmen - Yazar Mürşide Oklu Ayhan'ın "Karahisar'ın Ardı Kararınca" romanı yayınlandı...

Yazar; ‘’Karahisar’ın Ardı Kararınca ‘’ romanında; Afyonkarahisar’ın yakın tarihini ele almış..  kale eteklerindeki mahallelerde farklı inançlara sahip olan halkın, o günlerdeki yaşayışlarının içinden yola çıkmış.....

Yazar, olayları 1900’lü yılların başlarından ele almış, ustaca kurgulayarak 1960’lı yıllara kadar gelmiş.. Detaylı verdiği pek çok konularının içinde;  Sultan Mevlevihane’sinden,  tarihi ve kültürel özelliklerine, gelenek ve göreneklerinden, efsanelerine kadar şehrin bütün dokusunu kaleme almış....



    Roman, çocuklukları beraber geçen İbrahim ve Simon’un arkadaşlıklarından kan kardeşliğine geçişleri ‘’Nasip’’ adını verdikleri köpek için kasaptan kemik alırken başlıyor.
’’Halkı özellikle beklerler Kale’nin ardının kararmasını.  Karahisar’ın ardı kararınca; her zaman bereketin arttırdığına, beklenen yağmurun hayat buldurduğuna inanarak gizemi çözülemeyen sırrı sakladığına yorumlamışlardı. Özlemlerinin hem zor, hem güzel yanlarını yeniden canlandıran yağmurları getirecek olan bulutlara bakan insanların umuduydu Karahisar Kalesinin ardı. Mucizesine inanmışlardı bir kere... Kalenin ardının kararmasını, halk kendilerine güven veren Kaleyi; ardında kara bulutları oluşturarak; korumakla görevli şehrine, ilahi bir güçle sahip çıkıyordu, güzel günleri müjdeleyerek. Bunun içinde halkından sabırlı olmasını istiyordu. Kışın bağrında gizlenen bahar gibi, her gecenin sancısında doğan güneş gibi; eren ve evliyalar şehrinde, Mevlevihane’nin de etkisi ile bin kere şükrederek tek düze geçen günleri yaşamaya alışkınken; bir başka karardı hayatları. Şehirlerine felaket yangınla geldi ve başına gelenler felaketlerin uğrak yeri olarak işgallerle devam etti. Zulümlerin, işkencelerin, yoklukların içinde Karahisar’ın ardı karardıkça karardı, savaşlarla, acılarla sürdü, bitmez sandıkları çileli günleri.’’

Romanın içinde geçen olaylar ve kahramanlar gerçeği yansıtmaktadır. Bu kahramanlar arasında henüz konuşamayan, şehre bir gezgincinin peşinden tek başına trenle gelen küçük çocuğun hikâyesini de okuyacaksınız.  



… Mustafa Efendi ile İbrahim at arabası ile Konya’dan gece dönerken İbrahim; Kaleyi saran alevleri gördü.

-Yangın! Yangın! Yanıyorlar...

İbrahim ne dediğini bilmez bir şekilde hem bağırıyor hem çırpınıyordu.  Kale ile Hıdırlık arasını kıpkırmızı alevlerle aydınlanmıştı. Yağlı kara dumanların içinden kırmızı, sarı alevler gitgide büyüyordu. Mustafa Efendi atları uçuruyordu.  İbrahim’in doğup doğmadığını bilmediği çocuğu geliyordu gözlerinin önüne, eşi, annesi, kardeşleri, komşuları, arkadaşları... Alevler mahallelerini işaret ediyordu. Şehre yaklaştıkça, artan alevlerle birlikte çığlıklar, bağırışlar can pazarının yaşandığını gösteriyordu.


İbrahim’in oğlu ile Simon’un kızı birbirlerine sevdalanır ve evlenirler. 1.Dünya Savaşı sürerken, devam eden karışıklar Osmanlıyı zor durumlara sokar. Ermeni tehciri ve Afyonkarahisar’ın işgali sırasında Yunanlılarla işbirliği yapan kızın dayıları, Müslüman olup Ayşe ismini alan Mustafa’nın karısı Ağavni’yi kaçırırlar ve şehirden ayrılırlar, bu sırada Yunanlılar Afyonkarahisar’ı işgal eder, Yunan zulmünden halkın çektiği çile ve acılar detayları anlatılmıştır. Savaş başlamış ve Mustafa askere gitmiştir.

Roman, Büyük Taarruz ve Afyonkarahisar’ın düşman işgalinden kurtuluşu ile devam eder, aradan kırk yıla yakın bir zaman geçtikten sonra Afyon tren istasyonuna bir kadın iner.
 Sonraki gelişen olayları başka kahramanları ile birlikte romanda okuyabilirsiniz.





 

YORUMLAR

  • 0 Yorum