Reklam
Bugun...
Reklam
SİYONİST MENGENE SIKIYOR


Hakkı SEZEN ANALİTİK BAKIŞ
hakkisezen@hotmail.com
 
 

Siyonist emperyalist ve küresel güçlerin, her gün yeni bir manevrası ile karşılaşıyoruz. Bu haberlerin, altını kazıyarak okumasını bilenler, yaklaşmakta olan belanın nerede ve nasıl çıkacağının endişesi ve şaşkınlığı içerisinde.

 

Başta Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE ve diğer Arap ülkeleri Trump'ın talimatıyla beklenmedik bir şekilde Katar'la ilişiklerini aniden kestiler. Katar'ın tek kara sınırı olan Suudi Arabistan kapıları kapattı, diğer üç ülke de hava ve deniz ulaşımını engelleyerek ambargo uygulamaya başladı. Sözde terörizme finansal kaynak sağladığı için.. El kaideye, Işid'e ve İhvan'a yardım ettiği, İran'la yakınlaştığı iddiası bu günkü argümanları veya bahaneleri. Aslında büyük fotoğrafa bakarak olayı analiz etmek lazım.

 

Bizim Bolvadin'de bir söz vardır, "kedi yavrusunu yiyeceği zaman fareye benzesin diye küle bularmış" İsrail'in planı, İngilizlerin taktiği ve ABD'nin patronajı dahilinde Küresel caniler, Irak ve Suriye'den istediği parçayı koparamadılar. Çok yaklaştıklarını zannettikleri, Arz-ı Mev'ut emellerine engel olma kapasitesine sahip Türkiye'nin, durdurulamaz yükselişini hazmedemediler. Sadece 15 Temmuz darbesi değil, öncesinde ve sonrasında ekonomik kriz çıkarmaktan tutun, siyasi kriz çıkarmaya hatta suikastlara kadar her yöntemi denediler ama Türkiye'nin yükselişini durduramadılar, Ak Parti iktidarını daha doğrusu Erdoğan'ın liderliğini engelleyemediler. Bu yöntemlerin hiçbirinden de hala vazgeçmiş değiller

 

Allah'a sonsuz şükürler olsun ki, ülkemizin her türlü kapasitesi var. Fevkalade cevval ve eğitimli genç nüfusumuz sayesinde; gıda ve sanayi mamulleri, turizm, inşaat, sağlık gibi hizmet sektörleri fevkalade gelişti. Artık silah ve mühimmatlarımızı kendimiz yapmaya başladık.

 

Bunları uzun uzun saymaya gerek yok, bu konudaki eksik ve hatalarımız varsa da ayrı bir konu. Etrafımızdaki, bilhassa Avrupa'daki ekonomik sıkıntılara bakarsak Türkiye'nin bütün virajları savrulmadan aldığını görürüz.

 

Bizim iki eksiğimiz vardı; birincisi şahsiyetli dirayetli istikrarlı bir yönetim ve lider, ikincisi kaynak. Yani yabancı para ve döviz. Tayyip Erdoğan'la liderlik ve istikrarlı yönetim eksiğimizi giderdik. Fakat kaynak sıkıntısı büyüktü. Ekonomi büyüyor, refah artıyor ama devamlı cari açık veren petrolde dışa bağımlı bir ülkenin bu gelişmeyi sürdürmesi imkansızdı.

 

Bizim eksiğimiz olan kaynak ve petrol, bir zamanlar Osmanlı memaliki olan Ortadoğu'da ve Müslüman Arap ülkelerinde fazlasıyla mevcut. Bu devletçiklerde de bizde olan tarım, sanayi, girişimcilik yok. Yakıt dışında bütün temel ihtiyaçlarını ve her şeyi parayla satın alıyorlar. Erbabınca malum olduğu üzere bir türlü aynı dinin, tarihin ve kültürün ortakları olan bu devletler, her türlü varlık ellerinde olmasına rağmen organize olarak bir türlü helva yapamadılar. İngiliz ve İsrail oyunları, küresel üst akıl, Türkiye'nin 2000 li yılların başına kadar küçük Amerika gibi yönetilmesi deyin ne derseniz deyin bir türlü gıdasından, enerjisine, silahına, güvenliğine, sağlığına ve iletişimine kadar kendi kendine yeteri bir İslam coğrafyası kuramadık. Bu denklemi kurabilse idik Dünya da yeni bir güç ekseni oluşacaktı ki, küresel güçler şeytani yöntemler ve içimizdeki ajanları vasıtası ile bunu engellediler.

 

Bu birliği sağlayacak, yönetecek ve liderlik edecek bir tek ülke Türkiye'de daha büyük ve ustaca komplolar uygulandı. Yetmişli yıllarda Erbakan Hoca, bu gerçekleri anlatmaya başladı. Büyük medya muhalefeti ve bürokrasinin baskılarına rağmen gerçekten olağanüstü bir eforla ve taktiklerle Hükümet ortağı olmayı ve bazı atılımların önünü açmayı başardı. Siyonizm'in emellerini bıkmadan usanmadan anlattı. Milletimize sanayinin ekonominin ve silah yapmanın önemini vurguladı. Bu gün bu gerçekleri yaşayarak anlamaya başladık. Neredeyse şimdi herkes Erbakancı oldu. Bakın günümüze de ışık tutacak bir Erbakan anısı.

 

1974 Ocak'ta koalisyon kuran CHP-MSP hükümeti, elektriğe, akaryakıta zamla işbaşı yapıyor. Petrol krizi var. Ekonomik darboğaz yaklaşıyor. Petrol ve para lazım. Başbakan Yardımcısı Erbakan, "Ben hallederim" diyerek soluğu Suudi Arabistan'da alıyor. Petrol Bakanı Yamani ile görüşüyor. Görüşmede kraliyet ailesinden, Arabistan Büyükelçisi Anas Yasin de bulunuyor. O görüşmede Erbakan'ın petrol ve kredi taleplerini dinleyen Yasin, "yarın Kral Faysal'la görüşür, size bilgi veririm" der. Ama gelen cevap pek ümitvar değildi. Kral, talepleri Prens Fahd'a yönlendirmişti.

 

Erbakan oyalandığını anladı ve iletmesi için Büyükelçi Anas Yasin'e "Sayın Büyükelçi! Burada bulunan büyük heyetimizle beraber Suudi Arabistan'a gelirken çok şeyler bekliyorduk. Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan 40 milyonluk Türk milleti de bu ziyaretten çok şeyler bekliyor. Şimdi bu büyük ümitler karşısında eli boş olarak dönemeyiz. Mutlaka bir şeyler götürmemiz lazım. Götüremezsek Türkiye'de durum çok

 

feci olur ve bundan böyle Suudi Arabistan ile dostluğumuz hakkında milletimize bir şey söylemeye yüzümüz tutmaz."

 

Erbakan bu girizgahtan sonra önündeki kağıda bir kroki çizdi. "Türkiye", "Batı" ve "Suudi Arabistan" sözcüklerini kâğıda üçgen şeklinde yerleştirip dedi ki: "Bu krokide anlatmak istediğim husus şudur: Suudi Arabistan Türkiye'ye istediği petrolü ve krediyi verirse Türkiye'yi kendine ve dolayısıyla Arap ve İslam ülkelerine çeker. Vermediği takdirde Türkiye, arzu etmediği halde, yüzünü Batı'ya çevirir, oraya bağlanır ve oradan Türkiye'nin kurtarılması mümkün olmaz.

 

Ricayla karışık bu tehdit, Büyükelçi'yi hiç etkilemedi. Yasin, Riyad'da petrol ve kredi talebiyle bekleyen toplam 9 heyet olduğunu söyledi: "İsrail'le ilişkisini kesen Gine'ye bile kredi veremedik. Talepleri önemine göre sıraya koyuyoruz" dedi.

 

Bunun üzerine Erbakan dozu yükseltti: "Öyle anlaşılıyor ki siz durumu anlamadığınız için Türk milletiyle olan bağlarınızı bilerek koparacaksınız. Halbuki, buraya gelmeden evvel Suudi Arabistan'ın şuurlu bir ülke olduğuna inanıyorduk. Türk milletinin sıkıntılarını bildiğinize inanıyorduk. Şimdi görüyoruz ki bu düşüncelerimizde yanılmışız. "Durumu açıklayayım: Yahudiler, yani Siyonistler uzun yıllardan beri Türk milletine hükmediyor. Büyük baskılar altında bulunduruyor. 40 milyon Müslüman'ı büyük bir hapishane koğuşuna tıkıp nefes aldırmıyor. Biz, millet olarak uzun yıllardır bu hapishaneden kurtulmak için çırpınıyoruz. Gösterdiğimiz bu büyük gayret neticesinde hapishane koğuşunun bir duvarını deldik. Şimdi elimiz dışarıda, 'Belki bir dost yardımımıza koşar da koğuşun kilidini açmamıza yardım edecek bir demir parçasını elimize verir' diye hâlâ bekliyoruz."

 

Konuyu anlamayan veya anlamak istemeyen ABD güdümündeki Suudi Arabistan, ipe un serer ve Rahmetli Erbakan'ın eli boş döner.

 

İşte Erbakan Hocanın Suudi'den alamadığı demir parçasını bu gün bize veren ülke, Katar'dır. Yakın coğrafyamızdaki İslam ülkelerini bile maalesef tanımıyoruz. İngiliz işgaline kadar Osmanlıya bağlılığını gösteren nadir ülkelerdendir.

 

Erbakan Hocanın güzel benzetmesiyle şimdi bizi gene Siyonistlerin hapishane koğuşuna tıkmaya çalışıyorlar. Elimize demir parçası veren Katar'ı dövmeye çalışıyorlar. Bu günkü bütün girişimler bunun yüzünden... 





YORUMLAR

a. kadir terzier
17-06-2017 12:07:00
Bizim iki eksiğimiz vardı ; paragrafı çok hoşuma gitti . Meğersem Ülkemiz refah içerisinde yaşarmış ta bizler mi göremiyoruz acaba . Heleki sorunun biri hallolmuşken !..

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI