Reklam
Bugun...
Reklam
TÜRKİYE'NİN VESAYETLE İMTİHANI (2)


Şükrü ERSOYLU yazıyor...
sukruersoylu@windowslive.com
 
 

Güzel ülkemizden vesayetin kalkabilmesi için Türkiye’yi yöneten ve yönetmeye talip olan idarecilerimizle toplum temsilcilerimizin tutum ve davranışları nelerdir?

Türkiye den vesayetin uzaklaştırılabilmesi konusunda tarafların pek çok görüş ve önerilerini medya kanalıyla öğrenebiliyoruz.

Öncelikle bir tesbiti yapmakta fayda var. Askeri bürokraside, yargı bürokrasisinde, üst düzey yöneticilerde, sivil toplum örgütlerinde, medyada, demokratik kurum ve kuruluşlarda milletin vekalet yoluyla verdiği, ülkeyi yönetme hakkı kazanmış meşru hükümetinin kısmen veya tamamen görev yapmasını engelleyen kim veya kimler varsa millet iradesini yok sayıyor ve anayasa suçu işliyor demektir.

Bu tarz bir usulü benimseyen taraflardan her birisinin hukuk önünde gerekli hesabı vermesi, vesayetin engellenmesi adına hem tedbir amaçlı hem de caydırıcı bir rol oynayacağı için önemlidir.

Vesayetten kurtulmak için siyasi partilerimiz başta olmak üzere sivil toplum örgütlerimizin  anayasa değişikliğinden başkanlık sistemine kadar pek çok önerilerinin olduğu da hepimizin malumu.

Çözüm adına bu önerilerden her birinin tartışılabilmesi ve gündeme girmesinin bile kendi başına bir kıymetinin olduğunu düşünenlerdenim.

Peki konunun ana tarafları olarak Toplumun taleplerine beklentilerine hassas olduğunu iddia eden sine-i milletten başka güç tanımadığını her fırsatta dile getiren siyasi partilerin, demokrasinin temel taşları sivil toplum örgütlerinin demokrasiye bakışlarını ve bu konudaki samimiyetlerini nasıl test edeceğiz ?

Her şeyden önce kendi yapılanmalarında ve bünyelerinde demokrasiye ne kadar bağlılar?

Kendi içlerinde yetki ve görev dağılımı yaparken demokrasiye ne kadar bağlılar?

Demokrasinin teorisyenlerinden Volter  sistemin sağlıklı işleyebilmesini izah etmek için “saygımızı zihinlerimize gerçeğin gücüyle sahip olanlara yönlendirmeliyiz” der.   Yani demokrasi için etik kurallar veya ahlaki kurallarla sistemin sağlıklı işleyişini beraber değerlendirmeliyiz.

Eğer siyasi partiler veya sivil toplum kuruluşlarımız kendi yapılanmalarında demokratik teamüllere uymuyorlarsa ne düşünmeliyiz.

Demokrasiye mi inanmıyorlar yoksa seçme hakkı verilen mensuplarının  yeteri kadar saygın oldukları konusunda şüphelerimi var?

Yoksa “yakışıyor haspama” anlayışı kurum ve kuruluşlarımızı esir mi aldı?

Ne dersiniz ? Vesayeti sonsuza kadar yok etme taahhüdünde bulunan kurumlarımızın samimiyetlerine nasıl inanıp güveneceğiz?

Kendi bünyelerinde demokrasiyi tesis edemeyenler toplumun demokratik hayatına ne kadar katkı sağlayabilirler?

Milletin kantarının belinde olduğunu en çok bu topluma önderlik eden kanaat önderleri ve siyaset erbabı bilir.

Bizler ise vatandaş olarak düşünceyi açıklama ve yayama hürriyeti hakkımızı aklımız yettiğince kullanmaya devam edeceğiz.

Allah’a emanet olunuz.

 

Şükrü ERSOYLU





YORUMLAR

yılmaz kasap
16-01-2016 21:02:00
vesayetden sen ne anlarsın ki ? imam hatipli kılığı hiç varmı vesayet türküsü söyleyen akp yalakasının...

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI