Reklam
Bugun...
Reklam
BAŞKANLIK SİSTEMİNE KANLI MUHALEFET


Şükrü ERSOYLU yazıyor...
sukruersoylu@windowslive.com
 
 

BAŞKANLIK SİSTEMİNE KANLI MUHALEFET

 

Ülkemizde 1923 yılında Cumhuriyeti ilan edildi. Ülkemiz başarıya ulaşmayan birkaç demokrasi denemesinden sonra da 1950 yılından itibaren bütün aksaklık-eksiklik ve kesintilere rağmen demokrasi ile idare ediliyor.

 

Hepimize İlkokul sıralarından itibaren öğretildiği gibi halkın kendi kendisini yönettiği rejim, halk iradesinin yönetime egemen olduğu rejimin adıdır Cumhuriyet.

 

Halkın vekalet yoluyla temsil yetkisi verdiği vekillerin TBMM de aldığı kararlar ülke yönetiminin kurallarını beliler ki, buna da Demokrasi denir.

 

Demem o ki; Cumhuriyet rejiminin sağlıklı işleyebilmesi için halk iradesinin ete-kemiğe bürünerek kural haline gelmesi ve bu kuralların meclis iradesi ile tecelli etmesi zaruridir, zorunludur.

 

Parlamenter sistem ile idare edilen ülkemizde 1920 yılında kurulan ilk meclisten itibaren 96 yıl, 1923 te cumhuriyetin ilanından itibaren de 93 yıl geçti.

 

Bu geçen süreç içerisine Türkiye 64 farklı hükümetle idare edildi.

 

Ortalama olarak her 1,5 ( bir buçuk yıl) yılda bir iktidar değişikliği yaşandı ülkemizde.

 

Bu süreçte özellikle farklı partilerin mecliste temsil edilmesi -demokrasimiz adına sevindiricidir- parlamentomuzun temsil gücünü yükseltse de hükümet kurma konusundaki istatistikler başarısızlığımızı teyit eder niteliktedir.

 

Bu yönetim boşluğu çoğu zaman ülkemize siyasi istikrarsızlık, yolsuzluk, ekonomik zafiyet, çatışma, şiddet, terör, olağan üstü hal dolayısı ile olağan üstü hukuk ve ihtilal olarak geri döndü.

 

Kısa dönemli istikrar içerisinde yönetilen süreçlerde başarı hikayeleri yer alsa bile genel olarak Ülkemizde barış, huzur, refah tesis edilemedi ve insanlarımız mutlu olamadı.

 

Türkiye’nin kalkındığı ve geliştiği dönemler ağır aksak bile işlese demokratik yöntemlerle işbaşına gelen hep güçlü yönetimlerin olduğu dönemlerde oldu.

 

Gelin görün ki Türkiye ne zaman kabuğunu kırıp muasır medeniyet seviyesindeki ülkelere ulaşma yönünde adım atsa bir sonraki aşamada hep koalisyonlar yönetimine mahkum olup patinaj yaptı, geri döndü.

 

Bu yaşanan olumsuzlukları giderebilmek için günümüzde yeni bir tartışma yaşanıyor.

 

Bir tarafta mevcut iktidar sahipleri yönetimde istikrar için Başkanlık sistemi adı verilen yeni bir model öneriyor.

 

Diğer tarafta ana muhalefet başta olmak üzere PKK temsilcisi siyasiler başkanlık sistemine şiddetle karşı çıkıyor.

 

Muhalefet temsilcileri başkanlık sisteminin tek adam diktatörlüğü olduğundan bahisle bir rejim değişikliği tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuza inanmamızı istiyorlar.

 

Hatta başkanlık sistemini o kadar tehlikeli görüyorlar ki bu modeli talep edenleri kanla tehdit edip kendi taraftarlarını çatışma ve şiddeti de içinde barındıran bir direnmeye çağırıyorlar.

 

Gerçekten de bu sistem değişikliği muhalefet kanadının iddea ettiği gibi çatışmayı, şiddeti, terörü, kan ve göz yaşını, kamu düzeninin bozulmasını buna bağlı olarak yeniden olağanüstü hal ve olağan üstü hukuk kurallarıyla temel hak ve hürriyetlerin askıya alınmasını gerektirecek kadar hak eden bir sistem farklılığımıdır?

 

Arzu edersiniz bu bağlamda uluslar arası demokrasi standartlarında uyulması gereken kriterlerin ülkemizde var olup olmadığına bakarak bu soruna çözüm arayalım.

 

Gelişmiş demokrasilerde halkın vekalet yoluyla seçtikleri vekiller aracılığıyla yönetime katıldığı sistemler ve modeller görülebildiği gibi halkın kendi temsilcisini doğrudan seçtiği modellerde görülebiliyor.

 

Asıl olan seçimlerin demokrasinin temellerini oluşturan ilkeler çerçevesinde yapılmış olmasıdır.

 

Bu ilkeler;

 

* Eşit ve genel oy ilkesi

 

* Belirli periyotlarla seçim yapılması

 

* İfade ve propaganda hürriyeti

 

* Seçimlerin denetim altında yapılması

 

* Gizli oy açık tasnif vb. gibi seçimlerin şüphe götürmeyecek şekilde adil ve sağlıklı yapılmasını içeren ilkelerdir.

 

Yukarıda saymış olduğumuz ilkeler demokratik rejimlerin temel ölçüleri ise ki öyledir, başkanlık sistemi seçimlerinde bu ilkelerin ihlal edileceğine dair bir emaremi var?

 

Zira Türkiye de uluslar arası gözlemcilerinde takip ettiği mevcut iktidarın iş başına geldiği seçimlerde böyle bir olumsuzluk şimdiye kadar görülmedi.

 

Başkanlık sistemine muhalefet eden ana muhalefet partisi başta olmak üzere muhalifler demokrasinin temellerini oluşturan bu ilkelerden habersiz iseler , iktidara talip olma potansiyeli taşıması gerekli olan partilerin içinde bulunduğu durum Türkiye için bir utanç vesilesidir.

 

Bu partilerin her şeyden önce kendi seçmenlerini yanlış yönlendirdiği için seçmenlerine saygısı gereği en azından bir özür borcu vardır. Bu yapıyı düzeltmek de seçmenlerinin görevidir.

 

Eğer bu ilkeler bilindiği halde halkı çatışmaya şiddete kan akıtmaya direnmeye çağıran bir anlayış muhalefet diline egemen olmuşsa bu çok daha vahim bir durumdur ki faillerinin diline acı biber sürmek gereklidir. Bu görevde devletin anayasal organlarının görevidir.

 

Allah’a emanet olunuz.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI