Reklam
Bugun...
ATATÜRK


Sezer KÜÇÜKKURT yazıyor...
sezerkocatepe@hotmail.com
 
 

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ramazan Yıldızoğlu hoca, Şeyhülislam Sabri Efendi, onu mebus ve Şeyhülislam yapan Elmalılı M. Hamdi Yazır ve Mehmet Akif’lerin, Ömer Nasuli Bilmen ve Hasan Basri Çantay’ların sohbet arkadaşı olmuş Prof. Ali Özek’in hatıralarını kaleme almış. Ali Özek Hoca Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sonrası nelerle karşılaştığını bakınız nasıl anlatıyor: “Mustafa Kemal’i ilk zamanlarda hocalar, müftüler destekledi. Savaşı beraber kazandılar. O da onlara bir değer veriyordu. Sabatayistler o zaman Mustafa Kemal’e (Hasan Basri Çantay grubu bu işi başaramaz) diyorlar. O da (tamam) diyor, fakat onlara bir görev veriyor. Bunlar hükümeti kuramayınca Sabatayistler devreye giriyor. Mustafa Kemal de buna çok üzülüyor ve kızıyor. (...) Hasan Basri Çantay’dan dinlediğim -Bu işi başaramadık- şeklindedir.’
Dr. Yıldırım’ın eserinden yapılan alıntıya devam edelim: “Ömer Nasuhi Hoca, her zaman eski dönem mevzuları açıldığında, -Kabahat bizdedir- derdi.’
‘O senelerde, 1921’den sonra galiba, Mustafa Kemal iyice güçleniyor. Birçok olay baş gösteriyor. Oralarda çok sert davranıyor ve başarıyor. Sabatayistler o sırada Mustafa Kemal’in etrafında yerlerini almış zaten. O dönemde üç tane grup var. Biri Dr. Rıza Nur grubu. Şamanist olmak istiyorlar. Onlar ırkçıydı, Türklerin dini Şamanizm diye bir yola giriyorlar. Mustafa Necati o zaman Milli Eğitim Bakanı’ydı. O da Hıristiyan olalım diyor. Mustafa Kemal ve arkadaşları da biz ne Hıristiyan’ız ne de Şamanistiz. Biz Müslümanız ama reform yapacağız diyorlardı. Mustafa Kemal, Rıfat Börekçi’yi Diyanet İşleri Başkanı yapıyor. Protokoldeki yeri de Başbakan’dan önceydi. (..) Bu bana göre bir mana ifade ediyor.’
Ali Özek Hoca anlatmaya devam ediyor: ‘Mustafa Kemal, Mehmet Akif’in de bulunduğu dindar gruba hükümeti kurma yetkisi veriyor. Yani o günün muhafazakâr milletvekillerine hükümeti kurun diyor. Başbakan olarak kimi düşünüyorlardı, onu bilmiyorum ama herhalde Hasan Basri Çantay’ı düşünüyorlardı. 
-Bu görev bize verildi. Biz de toplandık fakat hiç kimse görev kabul etmedi. Mehmet Akif’e Milli Eğitim Bakanlığı’ nı teklif ettik, kabul etmedi. Bir gün, sabah ezanı okununcaya kadar yalvardık. Gene de kabul etmedi. O yüzden kabahat bizdeydi. Eğer hükümeti kurabilseydik bu işler böyle olmazdı.’
Turkish Forum’da Ömer Sağlam yazmış: “(...) Dr. Yaşar Nuri Özürk, Atatürk’ü anlatırken şöyle diyordu: “...Çöken imparatorluğun külleri arasında Allah’ın bir lütfu gibi kalmış kaç insan varsa hepsini devreye soktu. Elmalılı’ya Kur’an tefsir ve tercümesini yaptırdı, Ahmet Naim ve Kâmil Miras’a Buhari’yi tercüme ve şerh ettirdi. Fazla telaffuz edilmemekle birlikte, belki de bunlardan daha önemli bir şeye teşebbüs etti ama basiret yerine inat ve öfkeyle karşılaştığı için düşündüğünü yapma imkânı bulamadı. Türkiye’de Ezher benzeri bir İslam üniversitesi kurma hayali olduğunu bildiği bir zatı Ankara’ya çağırıp ona bu üniversiteyi Van’da kurması için devlet bütçesinden her türlü yardımı yapacağını söyledi. Başlangıç olarak da, Meclis kararıyla, büyük bir meblağı, kuruluş için tahsis etti.”
***
Yaygın basında ilgiyle takip ettiğimiz yazarlardan birisi de merhum Hasan Demir'di. Geçtiğimiz hafta Hakk'ın rahmetine kavuşan Hasan Demir'e Allah'tan rahmet diliyoruz. Yukarıda okuduğunuz satırlar merhum Hasan Demir tarafından 2014 yılının Aralık ayında kaleme alınmıştı. Bugün 10 Kasım 2015... Gazi Mustafa Kemal Atatarük'ün ebediyete intikalinin 77. yıldönümü. Kıymet bilmezlerin bu millete büyük hizmetleri olmuş bir “Gazi”ye yönelik sarkıntılıklarının arttığı bu günlerde bu bilgilerin yararlı olacağını düşünerek aktardık sizlere.
***
Bu vesileyle Atatürk'le ilgili bir hatırayı daha paylaşarak sözü bağlamış olalım:
Muzaffer Kılıç anlatıyor: Erzurum'dan kongre için Sivas'a geldiğimizde, Mustafa Kemal'in karargahı olarak, Sivas lisesini hazırlamışlardı. Paşa, kendisine hazırlanan odaları dolaşırken, yatak odasında, karyolanın arkasında bulunan sarı satırlı atlas yastık gözüne ilişti. Yastığın üzerinde, koyu renk bir ibrişimle işlenmiş şu beyit vardı:
Cihanın cahına mağrur olup incitme insanı. Süleyman-ı zaman olsan bırakırsın bu eyvanı 
(Dünyanın şaşasıyla gururlanıp incitme insanları. Zamanın Süleymanı da olsan bırakırsın bu dünyayı)
Atatürk, yazıyı okuduktan sonra durdu. Mazhar Müfit Bey'i çağırttı. Beyti ona okuttu. Mazhar Müfit:
''Paşa'm, bu sizin için yazılmış değil.'' deyince, Atatürk: ''Bu uyarı hepimiz için ve her şey için bir prensip olmalıdır.'' cevabını verdi.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI