Bugun...
2016 YILI BÜTÇESİNE GİRİLİRKEN GEÇİCİ BÜTÇE UYGULAMASI DOĞRULTUSUNDA BÜTÇE-HAZİNE-MAKRO EKONOMİK DENGE


MİSAFİR KÖŞE YAZARI yazıyor...
afyonhaber@hotmail.com
 
 

2016 YILI BÜTÇESİNE GİRİLİRKEN GEÇİCİ BÜTÇE UYGULAMASI DOĞRULTUSUNDA BÜTÇE-HAZİNE-MAKRO EKONOMİK DENGE

 

Prof. Dr. İsmail AKTÜRK

DEU. İİBF. Maliye Böl. Eski Öğr. Üyesi

SDÜ. İİBF. Eski Dekanı

Az. Devlet İktisat Üni. İşletme Fak. Eski Dekanı

 

Türkiye ve dünyada bütçe uygulamaları doğrultusunda, bölgemiz de dâhil olmak üzere her ülke kendi mali, ekonomik, siyasal ve sosyal yapı ve bünyelerine uygun bütçe tatbik etmektedirler. Kamu bütçeleri hem ülkemiz, hem de dünyada yıllık olarak hazırlanıp yasalaştıktan sonra tatbik edilmektedir. Bütçeye temel oluşturan programlar ise kısa, orta veya uzun vadeli olarak tatbik edilmektedir. Bütçe süreci olarak da bildiğimiz bütçenin hazırlanması, görüşülmesi, kabul edilmesi, uygulanması süreçleri her bir ülkede kendi yapısına göre oluşmaktadır.  Örneğin Türkiye’de bütçenin uygulanmasında mali yıl ile takvim yılı farklı dönemlere tekabül etmektedir. Bir zamanlar Türkiye’de de uzun zaman mali yıl 1 Mart iken takvim yılı 1 Ocak olarak uygulanmıştır. Çeşitli ülkelerde bu şekilde yine mali ve takvim yılının değişik zamanlarda uygulandığı görülmektedir. 1 Mart ya da 1 Nisan gibi.

 

Türkiye’de kamu bütçesi hükümetler tarafından Anayasa gereği 75 gün önceden hazırlanıp meclise sunulmayı gerekli kılmaktadır. Meclis, merkezi yönetim bütçe kanun tasarının metnini maddeler gider ve gelir cetvellerini kamu idareleri itibarıyla görüşür ve bölümler halinde oylar. TBMM tarafından kabul edilen ve Cumhurbaşkanınca onaylanan merkezi yönetim bütçe kanunu mali yılbaşından önce resmi gazetede yayımlanır. Cumhurbaşkanının Anayasa gereği Kamu Bütçesini ret yani onaylamama yetkisi bulunmamaktadır.

 

Ancak yukarıda izah etmeye çalıştığımız Kamu Bütçesine ilişkin durum bazen istenildiği gibi olmamaktadır. Örneğin; Seçim dönemleri, diğer olağanüstü durumlarda gelen yılın bütçesinin hazırlanmasına zamanında başlanılamadığı durumlarda (içinde bulunduğumuz durumda olduğu gibi) geçici bütçe uygulamalarına başvurulabilmektedir. Ülkemizde 1 Kasım 2015 genel seçimleri nedeniyle hükümet oluşumu zamanında gerçekleşemediğinden anayasa gereği bütçe mali yıl dönemi olan 1 Ocak dan 75 gün önce başlanılamadığı için zorunlu nedenlerden ötürü geçici bütçe kararı alınmıştır. Buna göre, 2016 yılı ilk üç ay için geçici bütçe uygulaması yapılacaktır. Şayet hükümetle birlikte muhalefet partileri de müspet yönde karar bildirip mecliste bir defaya mahsus, muhtemelen mali yıldan 75 gün önceden bütçe hazırlama görevi 2016 yılı için barizde tutulup yıllık bütçe hazırlanıp uygulanabilecekti. Ancak muhalefet partileri çeşitli gerekçeler ortaya koyduğu için hükümetinde bunu kabul etmemesi nedeniyle yasa gereği geçici bütçe uygulamasına başvurulmuştur. Zira şimdiye kadar hükümetin öngördüğü böyle bir yıllık bütçe hazırlama örneği görülmemiştir. Öte yandan hükümetler geçici bütçe dışında nadir durumlarda da olsa merkezi yönetim kapsamında ki kamu idarelerini bütçelerindeki ödeneklerin yetersiz olması hali veya öngörülmeyen hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, karşılığı gelir gösterilmek şartıyla kanunen “ek bütçe” yapabilirler. Ancak bu durum konumuzun dışında bir bütçe uygulamasıdır.

 

Hali hazırda TBMM’ce kabul edilip uygulamaya konacak olan geçici bütçe 1 Ocak- 31 Mart 2016 tarihlerini kapsama içine almaktadır. Bu doğrultuda genel bütçe kapsamında yer alan kamu idareleri, özel bütçeli kuruluşlar düzenleyici ve denetleyici kuruluşlara 1 Ocaktan başlamak üzere 31 Mart 2016 tarihine kadar geçecek üç aylık süreçte 2015 senesi merkezi yönetim bütçe kanunundaki başlangıç ödeneklerinin belirli oranları karşılığı kadar ödenek kullanma yetkisi verilmiş olacaktır. Buna göre; Bu oranlar Cumhurbaşkanlığı için %28, Başbakanlık için %85, Milli Eğitim Bakanlığı için %75, Maliye Bakanlığı çeşitli tertiplerde %56, %38, %55, %100, %38, %53 iken Çalışma ve Sosyal Bakanlığı için %60, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için %66, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı için %75, Adalet Bakanlığı için %40, Hazine Müsteşarlığı için %30, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü için %45, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı için %100 olacak şekilde geçici bütçede yer almaktadır. Görüldüğü gibi bazı Bakanlık ve kamu kuruluşlarına  %100 e varan ödenekler kullandırılırken diğer bazı bakanlık ve kamu kuruluşlarında ise daha az oranlarda kullandırılmaktadır.

 

Geçici bütçe kanunu çerçevesinde; ilgili olan kamu idareleri, kanunun uygulaması sırasında ortaya çıkabilecek ödenek ihtiyaçlarının giderilmesi ya da bütçede öngörülmeyen hizmetlerin yürütülmesini sağlama amacıyla da “yedek ödenekler” ekonomik kodunu içeren tertiplerden, geçen yıllar gerçekleşmeleri göz önüne alınarak belirlenen oranlar karşılığı bulunacak tutar kadar ödenek kullanmaya yetkili kılınacaktır.

 

İlgili geçici bütçe kanun hükümleri doğrultusunda merkezi yönetim bütçe gelirlerinin yıllık tarh, tahakkuk ve tahsiline devam edilecek. Yapılan harcamalar, girişilen yüklenmeler ile tahsil olunan gelirler 2016 yılı merkezi yönetim bütçesine dâhil edilecektir.

 

Ortaya konulan bilgiler ışığında; 2016 yılı bütçesi zamanında hazırlanamayacağı için üç aylık geçici bütçe uygulamasına gidilmektedir. Esasen kamu bütçesini yıllık olarak hazırlanıp uygulanması daha gerçekçi bir yöntem olabilirdi. Fakat yasalar kamu hizmetlerinin sürekliliği esası üzerine kurulduğu için bu türden geçici ve ek bütçe gibi bütçe uygulamalarına diğer birçok ülkelerde de başvurulabilmektedir.

 

Birazda, geçici ve genel bütçe uygulamaları doğrultusunda Bütçe – Hazine - Makro Ekonomik Dengelere göz attığımızda, son yıllarda uygulanan bütçe disiplini, faiz dışı fazla ve başta IMF ve diğer birçok uluslararası mali kuruluşlara olan dış borçlar ve iç borçlarında vadesinde itfası ile birlikte gerek bütçe gerek hazine ve makro ekonomik dengelerin oluşmasında oldukça müspet sonuçlar alınmıştır. Başta Merkez Bankasının uyguladığı politikalar zaman zaman dünyanın gelişmiş ülkelerinin uyguladığı özerk MB politikalarından da daha değişik bir politika içinde yer alması faiz – döviz – borsa - altın ve benzeri dengelerin sapmasına yol açmaktadır. Türkiye de son yıllarda uygulanan mali ve ekonomik politikalarla, cari açık tehlike arz etmeyecek bir biçimde aşağılara çekilmiştir. İzlenen bütçe disiplini sayesinde Bütçe açığı son yılların en az açığını vermeye başlamıştır. Dış borçlar da kamu kesimi daha iyi pozisyonda iken, ağırlığını oluşturan özel sektör dış borçlarının ise vadesi uzatılabilmektedir.

 

Sonuçta; ağırlıklı olarak bölgemizde, genel olarak da küreselde devam eden siyasi, askeri çatışmalar, ekonomik krizler yenidünya oluşumunda G20 Gurubu olan ve dünyanın 16. veya 17. büyük ekonomisi olan ülkemizin geleceğine ümitle bakmak gerekmektedir. Dünya, “2008 Global Ekonomik Krizi” nin menfi sonuçlarını bile ortadan kaldıramadan enerji savaşları eşiğinde siyasi, ekonomik, askeri, istihbarı savaşlar olanca hızıyla devam etmektedir. Bu şartlarda, G20 toplantılarının 2015 yılının Antalya’da yapılması ve yenidünyaya yeni bir düzen bir nizam verilmesinin ele alınması öte yandan AB ile olan ilişkilerin olumlu yöne evirilmesi, yeni fasılların açılması, krizler, savaşlar, mülteci sorunları, ABD Merkez Bankası faiz artışı ve benzeri durumlarına rağmen cari açık ve işsizlikteki tedrici azalma,  sanayide üretiminde son üççeyrekte %4 büyüme Türkiye açısından önemli kazanımlardır. Bu gelişmeler Türkiye’nin bütçe-hazine-makro ekonomik dengelerine tüm dünyadaki bu olumsuz gelişmelere rağmen pozitif yönde yansıyacağı kanaatine varılabilir.

 

* * * * * *

 

PROF. DR. İSMAİL AKTÜRK Kimdir?

Prof.Dr. İsmail AKTÜRK,1952’de Afyon’da doğdu. İlk-orta, Lise ve ticaret meslek lisesi öğrenimini Afyon’da tamamladı.1976 yılında Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi Lisans Programını tamamladıktan sonra bir süre özel sektörde çalıştı. 1979 yılında yedek subay olarak askerliğini tamamlayarak kısa süre ticaret meslek lisesinde öğretmenlik yaptı. Bu arada Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Formasyon alarak 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Maliye Bölümünde asistan olarak göreve başladı.

1982 yılında 1 yıl süreyle İngiltere’de Bilgi Görgü İhtisas amaçlı çalışmalarda bulundu. Doktora ve tez çalışmasını 1987’de “Türkiye’de Vergi Kaybı ve Önlenmesi” konulu tezini başarıyla savunarak tamamladı ve Dr. ünvanını aldı.

1991 yılında Maliye Bölümü Bütçe ve Mali Planlama ABD’de Doçent oldu. 1997 yılında yine aynı Anabilim Dalında Prof. ünvanı aldı.

1997-2003 yıllarında 2 dönem Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığını  yaptı.

Aynı dönemlerde 2 yıl memurlarla hükümet arası arabuluculuk görevinde bulundu. DPT İhtisas Komitesine katıldı. 2004 yılında kendi isteğiyle emekli olarak Kırgızistan’da Kırgızistan-Türkiye Munas Üniversitesi Maliye Bölüm Başkanı, 2008 yılında Kırgızistan-Celalabad Türk Dünyası İşletme Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı olarak görev yaptı.

2009 yılında halihazır Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktadır.

Başta 25 yıl görev yaptığı 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, KTMÜ-İİBF, Celalabad Türk Dünyası İşletme Fakültesi, Afyon Kocatepe İİBF, Muğla Üniversitesi İİBF, Adnan Menderes Üniversitesi İİBF,E.Ü İletişim Fakültesi, Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesinde kendi  alanınla ilgili dersleri yürüten İsmail Aktürk`ün, ”Uluslararası İktisadi Kuruluşlar“ ve “Hazine İşlemleri” adlı kitapları bulunmaktadır. Uluslararası,ulusal çok sayıda kongre, sempozyum, panel ve konferanslara düzenleyici ve katılımcı olarak iştirak eden Aktürk, İngilizce ve Rusca`yı orta derecede bilmekte, evli 2 çocuk babasıdır.

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI