Reklam
Bugun...
ŞEYTANLA MASAYA OTURMAK


Mehmet Rauf Ufka Yolculuk
mehmetraufkarahisari@gmail.com
 
 

Sonuçtan başlayalım: Şeytanla masaya oturup da kazanan olmamıştır. İsterseniz yine referans kitabımız Kur’an’dan örnek vererek somutlaştıralım. Hz. Yusuf AS’ın hikâyesini bilirsiniz. Sadece kuyuya atılmamış, nefsiyle de imtihan edilmiştir. Bu imtihanı Allah’ın lütfuyla kazanınca da meşhur ‘medrese-i yusuf’ ile tanışmıştır. Kader bu ya; sonraki süreçte Allah kendisini başka bir imtihanla da muhatap etmiştir. Para ve makam… Zira bugünkü tabirle ‘maliye bakanı’ olmuştur.

Efendimizin o hadisi şerifini hepiniz bilirsiniz… İnsanın ayağını kaydıran yukarıdaki üç şey… Üçü ile de sınanmıştır. Ama neredeyse kaybetmiştir. Ayet (Yusuf Suresi, 14) şöyle der; “Hakikaten kadın (Züleyha) ona niyeti (bozmuş, kavuşma planını) kurmuştu. Eğer, Rabbinin (zinadan alıkoyan) kat’î delilini görmeseydi, o (anda Yusuf) da onu arzu etmişti. İşte bu (delilimiz), böylece ondan fenalığı ve fuhşu gidermemiz içindir. Çünkü o, bizim ihlasa erdirilmiş (seçkin) kullarımızdandı.” Hz. Yusuf AS bile Allah’ın lütfu sayesinde bu günahı işlemekten kurtulmuştur.

Malum Hz. Adem’e de kaybettirmişti İblis... O yüzden İslam dini günahın sadece kendisini değil, harama giden yolları da kapatmıştır. Zinaya, ‘yaklaşmayın’ demiştir mesela… İçkinin sadece içilmesini değil, üretilmesini ya da aracılık yapılmasını da yasaklamıştır. Gıybet edilen ortamın terkedilmesi esastır. İyiliği emir kötülüğü nehiyi bütün müslümanların vazifesi saymıştır. Bugün bir çok kişinin yanıldığı gibi kişinin işlediği günaha ‘saygı’ filan yoktur bir başka deyişle... Engel olamıyorsanız bile iç dünyasından buğz-kınama esastır zira...

Bakın Hz. Yusuf’un kardeşleri kendilerini nasıl avutmuştu: “Yusuf’u öldürün veya onu (uzak, ıssız) bir yere atın ki babanızın teveccühü (sevgisi) size kalsın! Ondan sonra, (hem tevbe eder hem de onun yanında) iyi bir topluluk olursunuz.” Oysa bütün bunlar şeytanın planı idi. Allah Teala bu konuda da uyarmıştır bizi… Zira İbrahim Suresi ayet 22’de buyurmuştur ki;  İş bitirilince (kullara ait ilâhî hüküm verilince) şeytan (cehennemdekilere): “..... Benim sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetim/baskı gücüm yoktu. Ben sizi sadece (inkâr ve isyana) çağırdım, siz de hemen bana uyup geldiniz…. der”.

Bugün de öyle değil mi… Örneğin çocuklarımız modacının (şeytanın temsilcilerinin) mı emrini dinlemekte, yoksa Allah’ın mı? Modacı emretmese gençlere ‘yırtık’ ya da ‘yamalı’ elbise giydirmek mümkün mü? Hissettiği kibri yenmek için yamalı bir elbise giyerler mi mesela… Ama bakın hadisi şerifte nasıl buyuruluyor: "Bir kimse kıldan dokunmuş elbise giyse, yamalı ayakkabı ile gezse, eşeğine binse, koyununu kendi sağsa, ailesi ile birlikte oturup yemeğini yese, miskin ve düşkünlerle beraber olsa, şüphesiz Allah (c.c) kibri ondan kaldırıp atar" (Beyhakî, Şuabü'l-İman, nr. 6164). Oysa güzel olan modacının emrettiği değil; sünnete uygun olandır…

Tanınmış markalar dışındakini bile giydiremediğimiz çocuklarımızın hayatından ne kadar da uzakta İslam’ın bu şiarı değil mi… Üzerinde düşünmeye değmez mi?

 





YORUMLAR

AHMET KIRKALI
26-11-2016 19:26:00
Teşekkür ederiz. Güzel bir yazı olmuş, ancak bazı yerlerinde devrik cümle veya anlatım bozuklukları var.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI