Reklam
Bugun...
KUR’AN’I “OKUMAK”


Mehmet Rauf Ufka Yolculuk
mehmetraufkarahisari@gmail.com
 
 

Kur'an tercüme edilir ama tercümesi Allah kelamı değildir. Meal okumak da hiç bir şekilde Kur'an'ın orijinalini, yani Arapçasını ihmal etmeyi gerektirmez. Zira, Kur'an'ın sadece Arapçası Allah kelamıdır. Güncel Arapçaya da çevrilemez. Ama bunun dışındaki kitapların, noktasına virgülüne dokunulamaz düşüncesi onlara kutsallık addetmektir. Hiç birisi kutsal değildir ve Kur'an yerine ikame edilemez.

Kur'an'ın doğru anlayabilmek için birçok tefsir yazılmış ve yazılmaya da devam etmektedir. Çok eski tefsirler de vardır, güncel olanları da... Bunların hemen hepsi Kur'an'ın yorumu olan kıymetli eserlerdir ve ilmi içeriği dışında birbirlerine bir üstünlükleri de yoktur.

Kur'an-ı Kerim bir çerçeve kitaptır ve dinin temel sınırlarını çizer. İçeriği sünnetle ve içtihatla doldurulur. Aynen devletlerin anayasası gibidir. Zira anayasalar kanunla somutlaşır. Örneğin namaz Kur'an-ı Kerimde emredilmiştir, ama onun kaç rek'at ve kaç vakit olduğunu Efendimizin bildiriminden öğreniyoruz. Sadece Kur'an'a baksanız beş vakit namaz kılmanız gerekmez. Zira beş vakit olarak eda ettiğiniz salat (namaz) Kur'an'da gündüzün iki ucu ve orta namazı diye geçmektedir.

İnsan ürünü olan anayasayı sırf doğru anlayabilmek ve doğru uygulanabilmesi için Anayasa Mahkemeleri teşekkül ettirilmiştir. Koca koca hukukçular anayasanın bir hükmünü tartışırken birbirlerinden çok farklı şeyler söyleyebilmektedirler. O halde Kur'an'dan hüküm çıkarmak da sıradan kişilerin işi olmasa gerek... Bu yüzden içtihat yine Kur'an ve sünnetin genel çerçevesi dikkate alınarak âlimlerin güncel konulardaki görüşlerini ifade ettikleri bir müessese olarak kıymetlidir ve açıktır.

Kendisi metafizik olan dini, "fizik" kurallarla açıklamak her zaman mümkün değildir. Teslimiyet, tevekkül, basiret, feraset, bereket gibi elle tutulur, gözle görülür olmayan kavramların dine, dolayısıyla Müslüman'ın inancına ve yaşantısına dair olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Örneğin Allah adına kesilmeyen bir hayvanın eti yenmez. Oysa gayet hijyenik olabilir. Ya da faiz görünüşte malı artırır, zekât ise yine görünüşte malı azaltır. Aklı ön plana aldığımızda faizin helal zekâtın haram olması gerekir ama Kur’an tam tersini emrediyor. Hz. Musa ile Hızır AS’nin kıssası da öyle değil mi… Görünüşte her şey akla aykırı, ama Allah nezdinde Hızır AS’nin yaptıkları makbul…

Kur'an'ı öğreten ve öğrenenin meth-u sena edildiği hadis-i şerifi şekli anlamının ötesinde de düşünmek gerek bence... Sorgulaman gerekmez. Sadece hikmetini anlamaya çalışırsınız. Ayette de işaret edildiği üzere "metafizik" olan bir şeye iman etmekten başka da çare yok... Eğer imanımızda samimi ve devamlı olursak Allah (cc) bize olayın hakikatini (hikmetini) öğretecektir.

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI