Reklam
Bugun...
Reklam
KUR’AN-I KERİM TEK KAYNAK MI?..


Mehmet Rauf Ufka Yolculuk
mehmetraufkarahisari@gmail.com
 
 

Sayılarını ve hala devam edip etmediklerini bilmiyorum ama, bir ara "mealciler" diye bilinen bir grup Kur'an'ı eline alır, ondan kendince hüküm çıkarırdı. Şimdilerde ise yine Kur'an'ı tek kaynak kabul eden, özellikle sünnet ve hadisleri büyük oranda reddeden, daha çok gençler üzerinde etkili olmaya çalışan bir kesim var. Farklı fikirler gençlere cazip geliyor. Oysa bir Müslüman için sözün Efendimize ait olup olmadığı önemli olmalıdır. Bu da büyük oranda rivayet zincirinden anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle eğer söz Efendimize aitse aklımıza yatması ya da onu ‘Kur’an’a arz etmemiz’ gerekmez. Sadece sebeb-i hikmetini araştırırız. Bunu öğrenmiş olmak imanımızı güçlendirir. Öğrenemediğimiz sürece teslim olmaktan başka bir çaremiz de yoktur.

Arapça orijinali olan "Müslim" ya da çoğulu olan "Müslimyn" kelimesinin bir anlamı da "teslim olan"dır. Kur’an’dan da zaman zaman künhüne vakıf olamadığımız ayetler olabiliyor. Örneğin Rahman Suresinin 19-20. ayetlerinde ikideniz arasındaki tatlı ve tuzlu sudan, bunların arasında bir engel-perdeden bahsedilir. Bunun bilimsel keşfi 20. yüzyılda Kaptan Kusto (Jacques Cousteau) tarafından yapılmıştır. Müslümanların hikmetini anlayamadıkları bu ayete teslim olmaktan başka çaresi yoktur. Hikmetini anlamaları da imanlarını kuvvetlendirir. Ya da huruf-u mukaddaaya anlam veremiyoruz diye inkar mı etmemiz gerekir.

Kur’an’da Allah adına kesilmemiş bir hayvan etinin yenmesinin haram olduğu da geçer. (En’am 121). İlk bakışta ayet akla uygun gelmemektedir. Zira Allah adı anılmadan kesilen bir hayvan da gayet hijyenik şartlarda kesilebilir, ama yine de haramdır. Sadaka vererek başınıza gelecek belayı def edin mealinde bir hadisi şerif de öyledir. Verilen sadaka ile kaza arasında bir sebep sonuç ilişkisi bulamazsınız. Görünüşte ‘kader’ anlayışına da aykırıdır ama Efendimizden sadır olması teslim olmayı ve hikmetini anlamaya çalışmayı, iman etmeyi gerektirir. Akla uygun olması hiç de gerekmez.

Kur'an-ı Kerim de, hadis-i şerifler gibi indirildiği dönemden raviler vasıtasıyla bize gelen bir "haber"dir. Tıpkı diğer 'haber'ler gibi... Yani Kur'an doğrudan bize indirilmedi şüphesiz ve sonradan bir araya getirildi. Kur'an-ı Kerim'in, hadis-i şeriflerden Allah kelamı olması dışındaki farkı; mütevatir olması, ki bazı hadisler de mütevatirdir, yani çok fazla kişi tarafından bize kadar ulaştırılmış olması ve hadis-i şeriflerin, Allahu a'lem, o günkü okur yazarlık sayısının az olması nedeniyle ve Kur'an-ı Kerimle karıştırılmaması için yazılmasının bir ara yasaklanmış olmasıdır. Bizzat Kur’an’ın ifadesiyle "kendi nefsinden konuşmayan" Resul, sonraki süreçte sözlerinin yazılmasına izin vermişti zaten...

Tabii farklı nedenler de yok değil... Kur'an'ın Allah tarafından indirildiği ve muhafaza edileceğine dönük ayet-i kerime (Hicr: 9) ve İslam'ın tek ve en son din olduğu yönündeki rivayetler böyledir mesela... İslam'ın iki temel kaynağının Kur'an ve Sünnet olduğu, yine Kur'an gibi mütevatir bir haber olan ve Veda Haccı olarak bilinen rivayette bize bildirilmiştir. Kur'an'ın bizatihi kendisi de onlarca ayette Allah ve Resulüne itaati emretmiştir. Evrensel, yani kıyamete kadar "her dönem" ve "her yerde" geçerli olan İslam Peygamberinin sözleri, şüphesiz sadece kendi dönemini ve yine sadece o dönemde orada yaşayan insanları bağlamaz.

İslam dini tefekküre çok önem vermesine rağmen, nihayetinde bir "nakil" dinidir. Sünneti reddedenlerin temel argümanları rivayetlerin Kur'an'a veya "akla" uymamasıdır. Bu mantıktan "akıl yürütmek" gerekirse, sünneti ve hadisleri reddedenlerin Kur'an-ı Kerim'i de reddetmesi gerekir. Zira Kur'an da hadisler gibi bize bir "haber" olarak gelmiştir. Hatta bu kişilerin hadisleri kabul etmemesinin dayanağı da çoğu zaman yine bir "hadis" olmakta ya da başka kaynaklar vasıtasıyla kendilerine tarihin derinliklerinden "haber" olarak ulaşmaktadır. Yani aklı öne çıkaranlar kendi mantıklarıyla çeliştiklerinin farkında bile değiller...

 





YORUMLAR
4 Yorum

yazar yazar
26-12-2016 14:01:00
Sayın yorumcu, isterseniz ufka yolculuk ve KAB platformlarının çalışma alanlarıyla ilgili bir araştırma yapıp düşüncelerinizi paylaşsaydınız. KAB Platformu Kur'an'ın anlamıyla buluşmayı, Ufka yolculuk da aynı amaca dönük olarak insanların ilgisini çekmek maksatlı yarışmalar düzenliyor ve meal dağıtıyor. Yazı bu maksatlı kaleme alınmıştır.
tamer aslan
23-12-2016 11:35:00
Biraz önceki yorumumu yazılarınıza muhalefet etmek veya sizinle tartışmak için yapmadım. Din konusunda bazı hassasiyetlerimden dolayı yazıyorum.. Lütfen bana cevap verim. Ben şimdi birkaç örnek vereceğim.. Bir şahıs namaz kılıyor secdede ne dedin diyorum. ""3 defa sübhane rabbiyel ala"" dedim ,, ne demek o .. ala demek diyor, Bu şahıs yasin de okuyorum her hafta diyor.. hiç ne demek istediğini merak ettin mi diyorum . ben ne bileyim o yasın diyor.. Bizde camideki imamdan tut da cami cemaatinden , En vasıflı din adamlarımıza kadar hepsi anında fetvayı hadisi hiç yer varmı yokmu demeden yerleştiriyor... Bunun hadiscisi, tefsircisi, felsefecisi vs. camide yaz aylarında cami görevlisinden 3 gün ders alanda fetvacı kesiliyor. İlim adamlarımızın, tefsircilerin birbirlerini suçlamak yerine , D.İ.B. meshepsel bilgileri gözardı ederek, Kur!ana göre ve peygamberimizin yaşamına ait gerçekleri araştırıp bize sunması gerekmez mi?? Allah bir, Kitap bir daha neyi tartışıyoruz.
tamer aslan
23-12-2016 11:19:00
Sayın yazar bu yazınızda sizde yanlışlar içerisindesiniz? Bir gurup mealciler diyerek O yüce kitabın mealini hazırlıyanları itham ediyorsunuz.. Ben 1969 dan bu yana asla ve asla hadisleri evre dışı bırakan bir ilin adamına ilahiyatcıya rastlamadım. Top yekün karşı olduğumuz husus şu durki; Peygamber efendimizin hadileri yasakladığı ve daha sonra" infial yaratır, uygun bişiy değil Kur'an size yetmedimi?" dediği bir hadisten de bahsedilir. Tahminen toplamda 6 - 8 milyon hadisten bahsedilmektedir. Peygamber efendimiz hep konuşmalarını kayda mı aldırdı yıllarca? da 400 sene sonra buhari müslim efendimiz hadisleri asırlar önce toparladı? rn""İslam dini tefekküre çok önem vermesine rağmen, nihayetinde bir "nakil" dinidir. Sünneti reddedenlerin temel argümanları rivayetlerin Kur'an'a veya "akla" uymamasıdır. Bu mantıktan "akıl yürütmek" gerekirse, sünneti ve hadisleri reddedenlerin Kur'an-ı Kerim'i de reddetmesi gerekir"" (Kur'an a ve akla mantığa uymayan ) Bir rivayet sizce mantıklımı?
aliuttu
23-12-2016 11:03:00
çok güzel bir yazı.teşekkür ederim.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI