Reklam
Bugun...
Reklam
İNSAN - İHSAN - İDRAK…


Mehmet Rauf Ufka Yolculuk
mehmetraufkarahisari@gmail.com
 
 

İnsan etten-kemikten müteşekkil bir varlık mıdır, yoksa ruhtan nefisten mi oluşmaktadır. Veya her ikisi mi? Şüphesiz her ikisi... Ama hangisi daha öncelikli sizce... Beden mi ruh mu... Veya bedenin ihtiyacı var da ruhun ihtiyacı yok mu? İnsanlar bedensel ihtiyaçlarını karşıladıkları halde yine neden sürekli huzursuzlar... Ruhun açlığından ve nefsin terbiye edilmemesinden kaynaklanabilir mi?

Beden ölünce neden anlamsızlaşır. İnsandan geriye kalan ruhtur. İnsanlar da anlamsız hale gelen bu bedenden bir an önce kurtulmaya çalışırlar. Mezar başında kendisini ziyaret ettiğimiz kişilerin bedenen orada olmadığını, çoktan toprağa karıştığını bile bile ona saygı hürmet gösteririz. Beden önemli olsaydı bunu yapmamız gerekmezdi şüphesiz... Ona saygımız ruhunun orada olmasından kaynaklanmaktadır. Ruh daha önemli olmasaydı, bedenin yakılıp ortadan kaldırılması reel bir davranış olmaz mıydı...

O halde aslında önemsiz olan bedene neden bu kadar öncelik veriyoruz da daha önemli olan ruhu-nefsi ihmal ediyoruz. Onun ihtiyaçlarını karşılamadığımızda elbette bunalım olacak... Sizce neden fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamış durumda olduğu halde birçok insan akla hayale gelmedik yöntemlere müracaat ediyor satanist oluyorlar mesela... Allah'ın bize garanti ettiği rızık konusunda neden bu kadar endişeliyiz. Bu bir iman zaafiyeti olabilir mi?

Peki ruhun ihtiyacını nasıl karşılayacağız... Din arada derede işlerimizden boş vakit bulduğumuzda ilgilendiğimiz bir olgu olmanın ötesine geçmeli değil mi... Hatta hayatın bizatihi kendisi... Örneğin neden mal varlığımızdan vermeyi paylaşmayı sürekli erteleriz... Neden İslam'ın birinci kaynağı olan Kur’an’la iletişimimiz çok zayıftır. Mesela onu anlayabilmek için Arapça öğrenmeyi hiç düşündük mü... Veya mealini "idrak etme" yönünde ne gibi çabalarımız var? Cenneti cehennemi herhangi bir "bilgi" olmanın ötesine taşıyabildik mi... Gerçekten inanmış olsak bu kadar rahat olabilir miyiz...

Bunun bir iman meselesi olduğu hakkında ne kadar bilgimiz var... Örneğin her Cuma hutbesinde Allah size "ihsanı" emreder derken ve Rasulullah Efendimiz "ihsan kişinin Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmesidir." demişken, biz örneğin salatlarımızı ikame ederken böyle mi davranıyoruz, yoksa bütün planlarımızı orada mı yapıyoruz? Veya namaz gözümün nuru derken efendimiz, biz bu farkındalıkla mı namazımızı eda ediyoruz… Ya da namaz bittiğinde mutlu mu oluyoruz yoksa üzülüyor muyuz? Sizce yaşadığımız duyguda bir anormallik yok mu?

Sevdiğimiz şeylerden infak edebiliyor muyuz örneğin. Ne bileyim mesela aylık gelirimizin az bir kısmını da olsa sürekli ihtiyaç sahiplerine ayırabiliyor muyuz... Bu kış gününde acaba mahallemizde soğuktan üşüyen var mı diye bir araştırmamız oldu mu? Yoksa onlarla karşılaşmamayı mı tercih ediyoruz? Ülkemizin netameli günler geçirdiği bugünlerde "bilinçsel yakınlığımız" olan kişi ya da gruplarla ilgili eleştiride bulunabiliyor muyuz... Yoksa üstünü örtme gayretinde miyiz...

Yaşantımızın bir nefes kadar bile sürmeyeceği hakkındaki idrakimiz hangi seviyede… Eğer öyle inanıyorsak nasıl günah işleriz. ‘Huzurda yalamak’ hiç gündemimizi işgal etti mi… Kişi örneğin her an ayağının kayıp uçurumdan yuvarlanacağını bile bile (her an ölmek) nasıl olur da düz yolda yürüyormuş gibi dikkatsiz yürür.

Gerçek bu ama bizim bu gerçekten haberimiz bile yok... Bu ve benzeri sorular üzerinde düşünmeye davet ediyorum.

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI