Reklam
Bugun...
SIKIYÖNETİMİ KİM İSTER?


Hüseyin TUTUMLU SİYASETÇİ
tutumlu@hotmail.com
 
 

Aslında kimse istemez. Ama iki kesim var ki; bunlar zinhar istemez. Birincisi, siyaset sınıfı; ikincisi hukukçular…

Söz konusu ülke Türkiye olunca maalesef sıkıyönetim ve ya olağanüstü hal çağrısı bu iki kesime mensup olan, istisna olmasını dilediğim kişilerden geliyor.

Sivil siyaset alanını genişletmek ve korumak öncelikle siyasetçinin görevidir. Çünkü, bilir ki bu alan daralırsa vesayet güçlenir. Vesayet güçlendikçe de siyaset geriler. Milletin tercihleri yönetime yansımaz hale gelir. Ülke bir avuç mutlu azınlığın çiftliğine döner. Bireyin hakları azalır, ödevleri ise artar. Bunların tanımını ise, halkın tercihleriyle yönetim erkini kullanan siyasetçi değil halka hesap verme konumunda olmayan vesayet odakları yapar.

Sıkıyönetim ve ya olağanüstü hal yönetimlerinde birçok yetki (özellikle kolluk anlamında) sivil idareden çıkar, sıkıyönetim komutanlarına geçer. Onlar da Genelkurmay Başkanı’na bağlı çalışır, halkın seçtiklerine değil…

19.Ağustos.2015 günü MHP Genel Başkanı Dr. Devlet BAHÇELİ, yükselen terörü gerekçe göstererek; “… MGK olağanüstü toplanmalıdır. Ayrıca Anayasa’nın 122. Maddesine uygun olacak şekilde, şiddet ve dehşet manzaralarının olduğu il ve ilçeleri de kapsayacak ölçüde ülkemizin bir bölümünü mutlaka sıkıyönetim tedbirleriyle emniyete almak zorunludur.” açıklamasını yapmıştı. Aynı açıklamanın devamında “iç savaş ve Türk milletinin meşru müdafaa hakkı” gibi siyasetçinin asla ağzına almaması gereken kelimeler de vardı.

8.Eylül.2015’de sıkıyönetim çağrısını yeniledi. Yaklaşık 20 gün arayla ki kez sıkıyönetim çağrısı…

O günler de, terör konusunu konuşmak için bir araya gelmeye dahi “hayır” derken; MGK toplantısı ve sıkıyönetim talebi ilginç görünüyordu.

Sıkıyönetim konusunda, o camia da çok kullanılan bir çıkarım vardır. 11.Eylül.1980 günü kargaşanın yoğun olduğu illerin tamamında sıkıyönetim vardı ama olaylar devam ediyordu. 12.Eylül darbesi olduğunda ise terör olayları bıçakla kesilir gibi kesildi. Bu çıkarım özellikle Orgeneral Bedrettin Demirel’in açıkladığı “darbenin olgunlaşmasını beklemek” açıklamasıyla da desteklenir. Yani aslında bunun ne anlama geldiğini tecrübi olarak da bilen bir hareketin liderinin sıkıyönetim çağrısı ironiktir.

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü ve bu hafta Salı günü CNNTÜRK televizyonunda hukukçu Prof. Dr. Ersan ŞEN’de sıkıyönetim isteğini dile getirdi. Bir hukukçunun bunu istemesi ve gerekçeler üretmeye çalışması da bize has garipliklerden olmalı…

Çünkü, sıkıyönetim uygulamalarında “temel hak ve hürriyetlerin” kısıtlanabileceği hatta durdurulabileceği anayasanın 121. Maddesinde ifade edilmektedir. Bir hukukçunun bunun nasıl sonuçlar doğurabileceğini bilmemesi mümkün değildir.

Yakın tarihimiz de, neler olabileceğine dair birçok örnek bizzat yaşanarak görülmüştür. Bunları nasıl göz ardı edebiliyorsunuz?

Nasıl ki, siyasetçinin öncelikli görevi sivil siyaset alanını korumak ve genişletmekse; hukukçunun görevi de hukuk alanının kısıtlanmasına muhalefet etmektir. Biz de ise, bazı siyasetçi ve hukukçular sanki bunun tersini ister gibiler…

Her fırsatta ortaya çıkıp, “Türkiye yönetilemez bir ülke haline geldi” deyip, şahin görünümü alan ama bildiri nedeniyle imza atan akademisyenlere sahip çıkma noktasında güvercine dönüşen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da anmamak olmaz.

Şimdi bir açıklamaya daha dikkat çekerek, yukarıda yazdıklarım ışığında bakmanızı isteyeceğim.

2.Ekim.2014 tarihinde İmralı’ya giden heyet, “cani”nin ağzından açıklamayı basınla paylaştı. Bu açıklama da özetle, “Kobani kuşatması sıradan bir kent kuşatması olmanın çok ötesinde, sadece Kürt halkının demokratik kazanımlarını hedeflemekle kalmayıp Türkiye’yi de yeni bir darbe sürecine sokacaktır.” denilmektedir. ( http://arsiv.taraf.com.tr/haber-ocalan-kobani-duserse-darbe-olur-165174/ )

Hemen sonrasında 6-7 Ekim olaylarında, uzun yıllardan sonra ilk kez, şehir merkezinde asayiş için asker kullanılmak zorunda kalındı.

Hadi teröristbaşının ülkeyi yeniden karanlığa düşürmeye çalışması beklenen bir şey… Aksi olsa şaşardık…

Ya siyasetçiyle, hukukçuya ne oluyor?

Hayırdır?..





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI