Reklam
Bugun...
TABLOYU DÜZELTMEK


Hakkı SEZEN ANALİTİK BAKIŞ
hakkisezen@hotmail.com
 
 

Yakından baktıklarımızı veya içinde bulunduğumuz durumu uzaktan daha net görebiliriz. Bunun için ağaç ve orman örneği verilir, “ağaca bakarak ormanı göremeyiz, ormana bakınca da ağacı göremeyiz.” Meslektaşlarım için bir örnek daha vereyim, detaylı mizana bakarak işletmenin bütününü göremez, ayrıntıda boğuluruz. Ama özet bilanço ile beş rakamda işletmenin tamamını görebiliriz.

Altımızda bir sandalye, elimizde bir çekiç ve çivi, hevesle bir tablo asarız. Sonrasında iner geriye çıkıp bir bakarız, acaba doğru astık mı, terazisinde mi diye. Herkes için olduğu kadar, benim gibi simetri hastaları için bu çok önemlidir. İkinci bir hamle ile tabloyu tam terazisine koymaya çalışırız. İkinci hamleyle doğruya en yakın sonucu alırız. Belki üçüncü dördüncü düzeltme bile gerekebilir.

6 Haziran seçimlerinden sonra yapacağımız 1 Kasım seçimleri, vatandaşa bu düzeltme imkanını verecek. Seçim sonrasında oluşan tablo, koalisyon tartışmaları, terör belası ve burnumuzun dibindeki kaos senaryoları vatandaşın aklını başına getirdi, istikrarın ve güçlü bir hükümetin hem içeriye hem dışarıya güven vereceğini ve gerekli tedbirleri alabileceğini anladı. Geriye çıkıp eğriliği gören vatandaş ufak bir rötuşla bu günkü tabloyu düzeltecek ve inşallah istikrar sağlanacak.

Kendi hesapları için “koalisyonlar iyidir, koalisyon demokrasinin sonucudur, koalisyonlar otoriter iktidarları yumuşatır ” gibi laflar edenleri, bu toplum çok iyi biliyor. Halkımız koalisyonlu günleri daha yakın tarihte yaşadı. Birinin ak dediğine diğerinin kara dediği, ekonominin çöktüğü, her partinin kendi yandaşlarını kadrolaştırma kavgasını, bankaların bile pazarlıkla paylaşıldığı günleri unutmadı. Fazla söze gerek yok. Bunların koalisyon güzellemeleri, vatandaşı sünnet çocuğu yerine koyup “acıtmayacak” veya “kuşa bak” demeye benziyor.

Eğer günlük dedikoduların, haberlerin, manipülasyonların içine dalarsak ayrıntıda boğulur, gerçek tabloyu göremeyiz. Türkiye’nin bu günkü tablosunu daha net görebilmek için geriye çıkarak bir bakalım. Yurtdışında nasıl algılanıyor, dostlar nasıl görüyor.

Yıllardır Muharrem Bayar Hocam, “sizinkiler Üsküp’ten gelme, Evlad-ı Fatihan’sınız” der. Ben de nasip oldu, geçen ay ata yurdunu göreyim diye Makedonya ve Üsküp dahil balkan gezisine çıktım. Gördüklerimi müşahedelerimi ve hissettiklerimi inşallah ayrı bir yazıyla aktarmaya çalışacağım. Ama acilen bu gün, Makedonya’nın Ohri şehrindeki bir kardeşimizle olan konuşmamızı aktarmanın, boynuma bir borç olduğunu düşünüyorum.

Dağlıca baskınının ertesinde, muazzam manzaraları olan, göl şehri Ohri’de gezerken gördüğüm bir tekkeyi ziyaret etim. Alt kattan odun kırma sesleri geliyordu. Her kimse, bilgi alayım görüşeyim diye yanına vardım, selam ve tanışma faslından sonra kendisiyle, bizim Trakya ağzına yakın bir şiveyle hiç yorumsuz aramızda aşağıdaki konuşma geçti. Size kısaca tekkeyi tanıtmak isterdim. Ama bu muhavereden sonra tekkeyi gezmek aklıma bile gelmedi.

-Nasılsınız, ne yaparsınız?

-Burası dergahtır, 365 gün ocakta ateş yanar. Sabah namazından sonra oturur sohbet eder, kahve içeriz. Türkiye’den gelirsiniz, biz burada memnun oluruz. Ama sizin içinizdeki karışıklık bizi çok üzer. Şehit gençlerimize Allah rahmet eylesin. İçinize fitne girmiştir. Türk Kürt kavgası çıkarırlar. Kürt Türk her yerde vardır! Amerika da yoktur? Onlarda karışıktır, neye yaşarlar beraber? Türkiye öyle bir devlettir kii, Amerika olamaz! Nasıl armut, nasıl elma, nasıl şeftali, nasıl kayısı herkes kendince güzel. Sizin huzurunuzu kaçıran şey, heptir dışarıdan, heptir yalan. Hiçbir şeye kanmayasınız. Biz burada iki yüz kanal takip ederiz Türkiye’yi, sizden daha güzel biliriz! Şimdi ne olur bu patlamalar matlamalar! Bunlar koyuptur bombalar? Tak asker gelecek patlatacak? O kadar şehit vermezidik, kan ağlar yüreğimiz. Biz burada yaşarız ama onlara üzülürüz çok. İki gün için otuz tane asker genç! Allah birlik beraberlik versin.

-Allah razı olsun.

-Sizi hükümetinize karşı çok kandırırlar, çok kandırırlar! Kara çalarlar. Giden mayıs ayında Türkiye’de idim, işte bir takım akrabalar, ahbablar diyerler ki, “nasıl bir müslüman kişi çalar? Öyle mi, gördün sen? Yok. Nasıl çalar bu, bütün Rusya Türk devletlerini besler, Afrika’yı besler, Balkanı besler, yardımda bulunur, Suriyeli, Filistin’li, Kafkaslı göçmenlere bakar, yollar yapar, tüpler yapar, köprüler yapar, çalar?! E, peki ne yaptı CHP.? Yirmi sekiz milyarda bıraktı borç. Bunlar ellisekiz ödediler, IMF’yi hepsini ödediler, birde borç verdiler!

Öyle devlettir ki Türkiye, her gün lazımdır toprağa secde edesiniz! Vallah. Secde edeceğimiz bir Allah’tır ama, misal olarak! İşiniz zordur, imtihandasınız amma, evliyalar enbiyalar vardır Türkiye’de! Bir karışık bulanacak biraz su, ama yerine gelecek. Ama

belki bu Allahın kaderidir, belki de insanları birleştirmek için. Çünki, Türkiye’nin kıymetini bilmek? Gel burda yaşa! Allah akıl fikir versin!

-Allah Razı olsun, teşekkür ederim. Keşke Türkiye’de içimizde yaşayanlarda bunları görebilse. Demek ki biraz da dışarıdan bakmak lazım. Bize dua edin.

-Bizler dua ederiz her gün! Vallahi kan ağlar içimiz. Bu Dağlıca mıydı? Bu hadise çok tesir etti bize, moralımızı bozdu. Genç ana baba yürekleri yandi, Allah onlara büyük sabırlar versin. Ama kolay değildir. Ateş düştüğü yeri yakar! Allah yardım etsin.

-Amin. Peki burada kaç ihvan vardır?

-İhvan pek kalmamış, on kişi kadardır.

-Aman bırakmayın buraları, çocuklarınızı vekil bırakın.

-Bırakmayalım ama, iş yoktur. Çok gençlerimiz dağıldı dışarılara.

-Nereye gittiler?

-Avrupa’ya çalışmaya. Bırakmayalım ama çok ekonomik kriz vardır buralarda. Yok hiçbir fabrika çalışmaz. Türkiye’de derler işsizlik işsizlik, gelin görün burayı! Ohri Kasabasında, sekiz bin emekli vardır. Bu sekiz bin emeklinin beş bin emeklisi alırlar yüz Euro ayda. İşte bunları anlatın, gelin görün, kötü yerleri. Türkiye’nin kıymetini nasıl bilecek?

-Peki tarım yok mu?

-Tarım yok. Gençler gitti. İstemezler toprak işi.

-Oldu mu ama, tarım iş değil mi?

-Ama gene nasıl Türkiye’de, hükümet verir traktörünü, bilmem neyini her şeyini. Burada satın alsın? Neyle satın alsın? Ben bilirim Türkiye’dekini. Hükümet verir traktörünü, uzun senede öder güneşe bakanı buğdayı ürünü! Ama burada maalesef böyle siyaset yoktur! Burada inşallah değişirse siyaset, burada Türkiye’den gelenler çok burada yatırım yapmak isterler. Çünkü işçi ucuzdur. Maaşları 250 Euro, 300 Euro dur.

-Tarım toprağı yok mu?

-Var, ama boş. Valla.. Sizde de bi zaman ne zaman idi çünkü ben bilirim Trakya neydi bom boş idi! Girerdin Kapıkule’den mesela o düzlükler şimdi maşşallah nee.. yemyeşil! Sizde devlet yardımı var. Ama bunları tatbik etmek değerini bilmek lazım. Sen bana çalarımış! neyi çalarımış? Sen geçersin Üsküdar’dan, Ümraniye’den gelersin, Sirkeci ye üç dakikada, bu sana hizmet değil midir? Ya başka her yerde yaparlar hizmet be…

Görürüz biz her gün temeller atılır, yollar yapılır. Namkörlüktür bu kadar be, vallahi namkörlüktür be! Çok fen insanları vardır Türkiye’de. Hiç bir şeyden bir şey yapar! Ama gel gelince hemen kanar! Yapma benim kardeşim, çalıştır kafanı! Ne dedi bu arkadaş, hemen kabul etmem. Bu gün gazete var, televizyon var her şey var. Aç gözünü, aç uyan! Uyuturlar Türkiye’yi o masonlar. Bu Türkiye’de iki binden fazla vardır mason. Türkiye’yi bozmak için. Türkiye öyle bir devlettir ki bütün dünyanın gözündedir. Dört iklim, yiyecek içecek bol. Yapacakmış ambargo! Neye yapacak ambargo? Ekmegi var, buğdayı var, şekeri var, her şeyi var! Ne ambargosu yapacak? Yapamaz. Yeter ki siz bir olun!

-Allah sizlerden razı olsun. daha uzun sohbet etmek isterdim ama vaktimiz yok. Çok teşekkür ederim. İhvanlarımıza selamlar.

-Allah’ emanet olasınız..

Evet bu konuşmadan anlaşıldığı üzere dışarıdan bakmak kafa karışıklığına uğramadan daha net bir görüntü sağlıyor. Tabloyu düzeltmek için geriye çıkıp bakmak gerekiyor. Zaman zaman yurtiçi olsun, yurtdışı olsun seyahat etmekte, ibret nazarıyla bakmakta, alıcı gözüyle müşahede etmekte, tefekkürde bulunmakta büyük fayda var.

Bildiklerin gördüklerinden ibaret, ama her şeyi görüyor musun? Olaylara tarihi seyri içerisinden bakabiliyor muyuz? Bu gün diplomatik kaideler, hukuki zorluklar nedeniyle açıklanamayan bilgiler, bize yanlış gözüken işlerin doğru yapıldığını gösterebilir. Bazı gerçeklerin elli, yüz yıl sonra tarihi gerçekler ve sonuçlar ortaya çıktıktan sonra anlaşıldığını hep biliyoruz, ama acelecilikle değerlendiriyor, damgayı basıyoruz. Fakat pişmanlık fayda etmiyor, tarih geriye dönmüyor. Abdülhamit’ten tutun, Menderes’e, Özal’a, Erbakan’a kadar vakti hayatında olmadık eziyetler, iftiralar edildi. Şimdi herkes rahmetle yad ediyor. Ama bu insanları geri getirmek mümkün mü?

Ak parti’nin bazı uygulama ve icraatlarını beğenmeyebiliriz. Şahsen benimde beğenmediğim çok icraatları ve yanlışları var. Ama bu oy vermemek için yeterli bir sebep olamaz. Hiçbir insan, müessese ve üç dönem iktidarda olan bir parti, yüzde yüz doğru ve hatasız olamaz. Onlarda nihayetinde insandır ve bu toplumun mümeyyiz karakterine sahiptir. Seçenekler içerisinde doğrusu en fazla, yanlışı en az olanı seçmek akıllıca olur. Bazen öyle hal olur ki, ehven-i şerri bile tercih eder hale gelebiliriz. Eskilerin deyimiyle ” def-i mazarrat, celb-i menafiden evladır.” Ülkemizin üzerindeki kara bulutları başka türlü dağıtamayız. Ohri’li ihvanın dediği gibi,”gözünü aç, aklını kullan!”

Bazı seçimler iki turludur. Hatta dar bölge seçim sisteminin olmazsa olmazıdır. İkinci turda vatandaş, daha realist davranarak tam istediği olmasa bile, isteğine en yakın seçeneğe oy vererek çoğunluğun arzusuna uygun bir kompozisyonu oluşturur. Yani keşke baştan şöyle yapsaydım demesini önleyerek, ortaya çıkacak tabloyu henüz

gerçekleşmeden düzeltme imkanı verir. İşte bu seçim bize siyasi tabloyu düzeltme imkanı verecektir. Hayırlısını dilemekten başka çaremiz yok

HAKKI SEZEN: hakkisezen@hotmail.com





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI