KİMİ YİTER KİMİ BİTER YERE TOHUM SAÇMIŞ GİBİ‏
Reklam
Hakkı SEZEN

Hakkı SEZEN

ANALİTİK BAKIŞ

KİMİ YİTER KİMİ BİTER YERE TOHUM SAÇMIŞ GİBİ‏

19 Mayıs 2016 - 10:02

KİMİ YİTER KİMİ BİTER YERE TOHUM SAÇMIŞ GİBİ

Ak Parti’de Genel Başkan ve dolayısıyla Başbakan değişikliğini doğuracak Olağanüstü Kongre kararı üzerine yazdığım pek çok yazıyı “lüzumuna binaen” yırttım. Açıkçası “kahtı rical” çağında yetişmiş ve kendini ispatlamış Sayın Ahmet Davutoğlu’nun, Genel Başkanlıktan ve Başbakanlıktan çekilecek olmasına üzüldüm.

 

Sayın Bülent Arınç’ın twitter deki açıklamasını okuyunca, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonunda, 26 Ağustos 2014 tarihinde yayınlanan yazımı hatırladım. Eksiksiz veriyorum. Yorum okuyucunun. Selamlarımla..

 

KİMİ YİTER KİMİ BİTER, YERE TOHUM SAÇMIŞ GİBİ

 

Cumhurbaşkanlığı seçiminde aradığı sonucu bulamayanlar bu sefer gözünü Ak Parti’nin içine dikti. Fitne fesat politikalarıyla, uydurma senaryolarla ve demeçlerle iktidar partisi’nin birbirine düşmesini hatta bölünmesini arzu ediyor, hatta bunu utanmadan açıkça ifade ediyorlar. Abdullah Gül cenahını mağdur gösterip kışkırtanlar, Erdoğan’ı göklere çıkararak tahrik unsuru olarak kullananlar ve çanak tutanlar da cabası.

 

“Tayyip düşmanlığı” kadar “Tayyip hayranlığı”nın da bir sınırı olmalı. Hâşâ her şeyi Erdoğan’dan bilmek ve onun kerametine bağlamak ta çok doğru değil. İnancımıza da uymaz, böyle yaklaşımlar ve tavırlar hedef alınan kişiyi de yoldan çıkarabilir.

 

Cumhurbaşkanından Başbakana, Belediye Başkanlarına ve Partinin en son teşkilat halkası olan üyelerine kadar kimse elde edilen başarıları kendi marifeti bilmesin. Kazandığınız seçimleri, kurduğunuz hükümetleri, kazandığınız belediyeleri kendi marifetiniz zannetmeyin.

 

Sizden önce de bu davaya hizmet edenler oldu. Tarih süreci içerisinde ne çilelerle bu davaya ve bu millete hizmet yolunda kimler koşmadı ki? Bu bir maratondur. Maratonda birinci olanın arkasından gelen belki binlerce kişinin de aynı performansı gösterdiği, terlediği ama çok ince bir farkla ipi göğüslediği gibi bu başarıyı da Allah size nasip etti.

 

İstanbul İslam orduları tarafından pek çok defa kuşatılarak fetih edilmek istendi ama Sahabeden olan Eyyub el-Ensari'ye bile nasip olmayan fetih, 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmed'e nasip oldu.

 

İstiklal mahkemelerinde inancı uğruna asılan Hocaların bu davada tuzu yok mu?

 

Meydanları inleten zekâ ve ihlâs abidesi Erbakan Hocamın gayreti sizden daha mı azdı?

 

Yıllarca alın teri dökmüş, okulunun birincisi olmuş, törende herkesin gözü önünde ağzı kapatılıp karga tulumba dışarı atılan kızın hakkı yok mu? Soğuk sıcak, kar yağmur

 

demeden sırf başörtüsü mücadelesi için sıkıntılara giren, hakaretlere uğrayan, aşağılanan kızlarımızın hakkı unutulur mu?

 

Kur’an hadimlerinin, hırsızlara katillere yapılan muameleye rağmen ektikleri tohumlar değil mi bu gün yeşeren?

 

Bu dava uğruna mahkemelerde sürünen, hapislerde çürüyen, ter döken, kan akıtan, mürekkep yalayan aşağılanan horlanan herkesin bu başarılarda hakkı var. Saymakla bitiremeyiz.

 

Önde giden de bir, arkadan gelende. Yunus Emre'nin güzel ifadesiyle,

 

“Kimi biter kimi yiter

 

Yere tohum saçmış gibi”

 

"Kimilerin yitmesi, kimilerin bitmesi" önemli değil, Hakkın nezdinde bu yolda olmak önemlidir.

 

Bütün bunları bir film şeridi gibi gözlerimizde canlandırarak tefekkür edelim. Milletin en sıkıntılı döneminde Allah, size bir muvaffakiyet ve sorumluluk verdi. Her kesin altından kalkamayacağı, dağı taşı eritecek bir sorumluluk. Bu sorumluluğa katlanacak ve isteneni başaracak gücü de Allah size verdi. Buna şükredin ve hamd edin. Gereğini de yerine getirin..

 

Herkesin imtihanı farklıdır. Allah bazı insanları parayla, bazılarını kadınla, bazı insanları da makamla imtihan eder.

 

Lütfen basit ihtiras, haset fesat duygularla, riya ve kibirle bu güne kadarki, yüzeli yıllık mücadeleyle, kanla, terle, gözyaşıyla ve endişeyle elde edilen muvaffakiyetleri basit bir hata ile yok etmeyelim. Hem dünyamızı hem de ahiretimizi berbat etmeyelim. Halkın tabiri ile bir çuval inciri berbat etmeyelim.

 

Bu günkü tenkitlere ve takdirlere de aldanmayın. Tarih 50 sene 100 sene sonra sizden nasıl bahsedecek bunu düşünün. Dahası hesap gününü düşünün. Hepimiz faniyiz. Yarın mutlaka öleceğiz. Öldükten sonra zaman ve mekân kavramı bitecek, bin yıllık ölülerin arasına karışacağız.

 

Siyaset bir oyun değildir. Bir kumar hiç değildir. Kazanç ve ikbal kapısı da değildir. Sadece Allah rızası için hizmet vesilesidir.

 

Bir tevhid dini olan İslam milletleri, tefrikaya düştükleri, ittihadı İslamı unuttukları için bugün perişandırlar. Ülkeleri yangın yerine dönmüş uğradıkları vahşet tarihte görülmemiştir.

 

“Allahın ipine sımsıkı sarılın” “içinizden seçtiğiniz hüküm ve yetki sahiplerine itaat edin” emirlerini dinlemeyen Müslümanlar, bırakın yetmiş ikiyi, yüzlerce fırkaya ve fraksiyona bölünmenin cezasını çekiyor.

 

Çok çetin geçen Uhud harbinden döndüklerinde Peygamberimiz(ASM), “küçük cihattan döndük şimdi sıra büyük cihatta” demedi mi? Nefislerle olan cihadı büyük cihat diye nitelemedi mi?

 

Siz de, tarihin neresinden bakarsanız en azından yüzeli yıllık mücadelenin sonunda Milletin bayrağını göndere çektiniz. Ama asıl büyük cihat şimdi başlıyor.

 

Allah korusun sizin ayağınızın kayması milletin ve ülkemizin ayağının kayması olur. Büyük bir felaket olur. Bırakın sizin son on yılda kazandırdıklarınızı, kurtuluş savaşı öncesine döneriz. Sadece kendi aramızdaki kavga sonrasında, kuzgunlar akbabalar gibi üzerimizde uçuşan Ermeni’si, Yahudi’si, Rum’u, Yunan’ı tepemize biner Allah korusun.

 

Bu gün Ülkemiz, her konuda çok hassas bir denge üzerinde duruyor. Allah korusun, bu denge bozulduğunda; ekonomisinden, güvenliğine, dış politikasına, iç politikasına kadar büyük bir facianın içerisine düştüğümüzü görürüz. Gene Yunus Ermenin veciz sözleriyle vurgulayalım.

 

“Yerden göğe küp dizseler

 

Birbirine bent etseler

 

Altından birin çekseler

 

Seyreyle sen gümbürtüyü”

 

Sonuç olarak ulu-l emre itaat geleneğimiz gereği, bu gün Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği tartışmasız bir şekilde kabullenilmeli, yönetimde zafiyete meydan verilmemeli, istikrar bozulmamalıdır. Yoksa doğacak krizlerden, doğacak fecaatlerden hepimiz sorumlu oluruz.

 

Birilerinin bunları söylemesi lazım. İster bir vatandaş, ister sizinle aynı maratonu koşmuş bir kardeşiniz olarak bu kritik zamanda daha dikkatli, itidalli ve teyakkuzda olmak gerektiğini ifade ediyorum.

 

Unutmayalım, “yaptıklarımızdan ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan; söylediklerimizden ve söylememiz gerekirken söylemediklerimizden hesaba çekileceğiz.” 

YORUMLAR

  • 0 Yorum