Reklam
Bugun...
Reklam
BU MESAJLAR KİME ?


Hakkı SEZEN ANALİTİK BAKIŞ
hakkisezen@hotmail.com
 
 

Yılbaşındaki menfur terör faaliyetinden sonra kaçan teröristin kimliği ile uğraşıyoruz. Bence asıl bu profesyonel terör faaliyetiyle bize ne söylenmektedir, bunu tartışmalıyız. Bırakın teröristin kimliğini, bunu kullanma ihtimali olan PKK, PYD, DAEŞ, ELKAİDE, DHKP-C vb. gibi örgütlerin adını saymayı, bunları kullanan Küresel gücün ve devletlerin niyetlerini artık biliyoruz ve mesajı alıyoruz. Bunların parayı, silahı, taktik ve teknik bilgiyi, istihbaratı nereden aldıkları, nasıl organize olduklarını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Basit bir şirketi, ticarethaneyi bile yönetemeyecek kişilerin birden ortaya çıkıp, Irak Şam hattında devlet kurduklarını iddia etmeleri, oradaki devletlerin otoritesini silip süpürmeleri, orta büyüklükte bir Ortadoğu ülkesinin hacmine bir kaç yıl içerisinde erişmeleri mümkün değil. Bakın bizi sokmadıkları Musul operasyonu 3 aydır devam ediyor. 80 küsur devlet ittifak halinde Musul'u kurtarmaya çalışıyor, ama Daeş'i sökemiyor! Bu bütün dünyanın gözü önünde oynan tiyatrodan başka nedir? Yedi düvele karşı savaştığımızı idrak edemeyen şuursuzlar da, Cerablusu ve Dabık'ı bir çırpıda alan Hükümetimizi ve Ordumuzu, El Babı hala niye alamadık diye aklınca aşağılamaya çalışıyor sonra da dönüp, Suriye'de işimiz ne diyor.

 

Bu pis terör işinde her milletten insanı istihdam ederler. Genellikle doğu kökenli insanlar bu işe daha yatkındır. Avrupa'da Mağrip kökenlileri daha çok kullanırlar. Bir İngiliz'i, Fransız'ı veya Alman'ı bu tür pis işlerde pek göremezsiniz. Rahatına ve lüksüne düşkün, dini duygusu zayıflamış Batılıdan, ölümü göze alacak "fedai" pek çıkmaz. "İti ite kırdırma" politikalarının yanı sıra, olayın şokundan sonra analizcileri yanıltmak için en güzel yol Doğulu, Asyalı, Mağripli militan bulmaktır. Çünkü olayı çözmeye çalışan analizcilerin ilk baktığı teröristin kimliğidir. Önce teröristin kimliği üzerinden pek çok spekülasyon yapılır. Hatta ilgisi olmayan kişiler, kurumlar, devletler suçlanır. Halk provoke edilir. Bunu organize eden üst akılın asıl amacı da budur. bu nedenle Rahmetli Mahir Kaynak'ın "tetiği çekene değil, çektirene bakmak lazım" sözü analizcilerin adeta sloganı haline gelmiştir.

 

Emperyal güçler, sadece ABD değil, Avrupa ve diğer sömürgeciler, Suriye ve Irak'ta tam altın vuruşu yapacakken, oyunu bozan Türkiye'ye, sen bu işe karışma, Ortadoğu'daki planımı bozma, Kuzey Irak petrol ve doğalgazını taşıyacak Kürt koridoruna, kantonlarının kurulmasına engel olma, İslam alemi ve Araplarla irtibatını kes, Doğu Akdeniz'deki haklarından ve dahi Kıbrıs'tan vazgeç demektedir. Hatta "sıra sana da gelecek, her zaman olduğu gibi "mezbahada sırasını bekleyen koyun gibi" kaderine razı ol, fazla çırpınma, oyunumuzu bozma, bizi açığa düşürme" demekte.

 

Rusya'ya da malum suikastlarla, aynı şekilde, benim on yıllardır yaptığım projeyi bozma, tam avımı yakalamışım, bunun zevkini çıkaracağım sırada Türkiye ile birlikte tekerime taş koyma demektedirler.

 

Çok ustaca ve profesyonelce hazırlanmış bu terör olayının en büyük mesajı, sadece devletimize değil, aynı zamanda ne kadar şer güçler varsa faaliyete geçirme talimatıdır. Sadece yılbaşı kutlayanları ve kutlamayı takbih edenlerin fitilini ateşlemekten öte, Kemalist, laik, Müslüman, muhafazakar, modern, Alevi, Sünni, Türk, Kürt vs. bütün kesimleri maniple etmeye de yönelik melun bir hesap vardır. Saldırılan yerin, seçilen gün ve saatin özellikleri vs. konusu hepsi hesaplı.

 

Bu provokasyonların mesaj verdiği bir muhatabı da, "İçimizdeki akılsızlar yüzünden bizi helak etme Allah'ım" duasındaki akılsızlardır. Milli Birliği sağlar, içimizden çatlak sesler çıkmazsa, bizi kimse yenemez. Çünkü Cenabı Hakkın, birlikte olanlara müjdesi var.

 

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur darbı meseli gibi, Televizyonda, gazetede sosyal medyada herkes uzman olmuş ahkam kesiyor. Genellikle Hükümet, İstihbarat ve güvenlik güçlerimiz hedef alınıyor. Şu kadarını söyleyeyim, terörün nereden geleceği belli değildir. Taksiyle mi gelir, trenle, uçakla, kamyonla mı gelir, denizden mi, havadan mı, karadan mı gelir, ne tür silahla gelir, nereye gelir bilemezsiniz. Her zaman taktik değiştirir. Sansasyon yaratmak, halka korku vermek, günlük hayatın durmasını sağlamak, insanları güvensizliğe ve bedbinliğe sürüklemek en büyük amacıdır.

 

Burada en çok suçlanan ve sıkıntılı durumda olan İstihbarat kurumudur. Dünyanın en zor faaliyeti olan bu istihbarat işini, bazıları zanneder ki, matematiksel bir işlem gibi kesin sonuç versin. Ben istihbaratı, Ülkenin kalecisine benzetirim. Yakaladığı toplar sayılmaz ve önemsenmez ama kaçırdığı top hemen eksi hanesine yazılır ve günlerce aylarca konuşulur. Emniyet güçlerimizin bu istihbarat faaliyetleri sonucunda, kaç tane terörist ve canlı bomba yakaladığını bilen var mı? Yazmayacağım, lütfen emek verin araştırın. Emeğiniz sindiği için ne kadar büyük bir taarruzla karşılaştığımızı belki daha iyi algılarsınız!

 

Bir de Türkiye'nin uluslararası alanda imajının zedelenmesi, geri kalmış bir Ortadoğu ülkesi olduğu yönünde algı operasyonu yapılmasıdır. "Suriye'deki iç savaş Türkiye'ye sıçradı", "uzmanlar 2017'de Türkiye'de terörde artış bekliyor" gibi ifadelerle Batı medyası da manipülatif görevini layıkıyla yapıyor. Bunların hem ülkemizin itibarını zedelemek, hem de turizm sektörüne ve dolayısıyla ekonomiye zarar vermek, diğer amaçlarından sayılabilir.

 

Asıl bizi üzen, gaza gelen içimizdeki sazanlar, tuzluğu eline alıp koşanlar, ortalığı allak bullak etmeye yetiyor. Tabi bu arada Hükümetimizi, Devletimizin başındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yıpratmak hatta mümkünse gezi olayları gibi halk hareketlerinin kıvılcımını yakmak ta en büyük amaçları. Birileri de içlerindeki din düşmanlığını kusmak, dini Diyanet'i kötülemek, yıpratmak için bunu fırsat bilip her türlü hakareti etmeye adeta görevlendirilmiş gibi ...

 

Küresel güç, Suriye'nin kuzeyinde kukla Kürt devleti ve kantonları kurarak, Türkiye'nin İslam alemi ve Araplarla ilişkisini kesmeyi amaçlamaktadır. Maalesef içimizdeki bir kısım vatandaş ta, bilerek veya bilmeyerek, Arap düşmanlığı propagandası yapmakta, Lawrens'in yolunda, halkımızın kafasında ayrımcı setler oluşturmaya çalışmaktadır. Bu tamda İngilizlerin ve Siyonizm'in, İslam aleminin birliğini, dirliğini bozmaya yönelik projesine hizmet etmekten başka bir şey değildir. Lütfen feraset! Şecaat arz ederken, kırıp döktüklerimize bir bakalım.

 

Eski CIA subayı Michael Scheuer'in bir TV.de canlı yayında söylediklerinden ibret alalım. Kan donduran açıklaması aynen şöyle, "En basit yorumuyla kaybettik, Birleşik devletler, Batı ve onun müttefikleri her yerde ölüme kadar dövülmekte. Tam bir çıkmazın içindeyiz. Şu an en büyük umudumuz Şiiler ve Sünnileri, kanları kururcasına kadar birbirleriyle savaştırmak."

 

Bizde de adam koskoca Milletvekili, henüz olaydan dakikalar sonra, sıcağı sıcağına sanki her şeyi çözmüş gibi mesajı almış, açıklamasına bakın. " Bu iklimi kim yarattı? Yılbaşı kutlamasını kim hedef yaptı!" diye dini diyaneti devleti suçluyor, fırsattan istifade halkı provoke ediyor. Bütün bunları sessizce gözleyen sade vatandaşın kafasının karışmaması mümkün değil.

 

"İstanbul'un doğusunda bitmeyen oyun" ve "Amerikan bilardosu" yazımı okuyanlar, bazen gerçeklikle bazen de ironi ile anlatmaya çalıştığım büyük oyunu görebilir. Sevgili okurlarımdan ricam, dünyayı sadece görsel medyadan takip etmek yerine, mutlaka kitap okumalarıdır. Bilhassa yakın tarihimizi, Osmanlı' yıkılmadan önceki olayları, İkinci dünya harbini ve soğuk savaş yıllarını anlatan kitapları hemen okumalarını tavsiye ediyorum. Ciddi kitaplardan sıkılanlara anı ve hatırat kitaplarını tavsiye ederim. Okudukça doğru ve yanlış bilgileri ayıklamayı öğreneceğiz...

 

Teferruata girmeden anlatmaya çalıştığım yazım uzasa da, Sayın Bahçeli'nin gönlümden geçenleri vakur, basiretli ve veciz ifadeleriyle yaptığı açıklamasıyla bitireceğim.

 

"Artık teröre karşı kınama ve lanetleme yarışından daha fazlası yapılmalıdır. Türkiye'nin varlığı için ortak akıl, milli birlik şuuru şarttır. Klasik tedbir ve güvenlik politikalarının yanında teröre tam saha pres ve baskı kurulmalıdır. 2017'de de terörizmin sistematik ve periyodik cinayetleri durmayacaktır. Artık ezberlerde ve denenmiş yollarda ısrar anlamsızdır.

 

Kastedilmek istenen istikbalimizdir. İmhası amaçlanan milli birlik ve bağımsızlığımızdır. Türk milletinin tamamı kanlı namlunun ucundadır. Düşmana karşı ayağa kalkmak, tüm vatan sathını korumaya almak yalnızca iktidarın değil, hepimizin manevi sorumluluğu altındadır. Bunların arkasında duran canavar güçler, Türkiye üzerinde ve Ortadoğu'da vahşi hesaplar yapmaktadırlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizi bölemeyecek, ülkemizi paylaşamayacaklardır. Kaderimize ve milli namusa sahip çıkacağız. Herkes müsterih olsun, provokasyonlara dikkat etsin ve merak etmesin ki zalimleri, mazlumların dua ve dirençleri yok edecektir.

 

MHP, Türkiye'nin adeta bir savaş cephesinde olduğunu görmektedir. Ve de sonuna kadar devlet ve milletiyle bir, beraber olacaktır. Yıkılmayacağız, yenilmeyeceğiz, pekişen kardeşliğimizle, güçlenen azmimizle, kuvvetlenen irademizle hainlerin başına gök kubbeyi yıkacağız!"

 

Bu ifadeler de, Devlet adamlığının farkını gösteriyor...





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

SiZCE; Afyonkarahisar ilimizin yetiştirdiği en önemli siyasetçi ya da devlet adamı hangisi?..


YUKARI