Neden saygın değilsiniz?
Reklam
Alıntı Köşe Yazısı

Alıntı Köşe Yazısı

YEREL BASINDAN

Neden saygın değilsiniz?

29 Aralık 2015 - 15:30

MUSTAFA DAĞHAN (Yenigün)

Gazeteci-Yazar Mustafa Dağhan, gazeteciliğin düştüğü durumu kaleme aldı. 

 

İŞTE O YAZI!..

Bilmeyenlere ve unutanlara yaptığımız mesleği tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Zira bugün gazeteciliğin saygınlığını yitirdiğini düşünen ve bu minvalde yakınan meslektaşlarım artmaya başladı.

Evet, “Gazetecilik nedir, etik kuralları nelerdir, kime gazeteci denir?” Dilimizin döndüğünce izah etmeye çalışalım.

Bazılarının bu yazıyla tepkisini çekeceğiz ancak bunları birinin söylemesi gerekiyor.

Gazeteci, bir gazete veya derginin hazırlanmasında ve çıkarılmasında görev alan kişilerdir. Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenmiştir.

Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur.

  Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı mücadeleyi göze alan insan, gazetecidir. Yanlış giden bir şeyleri etik kurallar çerçevesinde anlatma veya haber yapma sanatkarına gazeteci denir.

Doğru yapılanları desteklemek, yapılan haksızlığa, zulme veya yanlışlığa karşı çıkmak gazetecinin işidir. Gazetecilik peygamber mesleğidir. Gazeteci muhbir-i sadıktır.

Haberciliğe daha ciddi yaklaşan gazeteler okuyucularına dünyada olup bitenlere ilişkin olabildiğince fazla ve doğru bilgi vermek amacındadır. Gazeteci, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür.

Gazetecilik kulaktan dolma bilgilerle yapılmaz. Şantaj, karalama, kirletme, yalan haber, yıpratma gibi unsurları içermez.

Gazeteci kanunlara saygılı, ahlaklı, namuslu, dürüst, çalışkan kişilerdir.

Bu noktada hemen beni yargılayacak olan arkadaşlarıma söylemek istiyorum; “Hata-en yapılanlar, bir anlık gaflete düşülerek veya nefse yenik düşülerek yapılan gazetecilik hatalarını istisna tutmakta yarar görüyorum.”

Zira her insanın nefsi olduğu için nefis zaafına düşebilir, hatalar yapabiliriz. Ancak sürekli hata yapmak bir insana, hele ki bir gazeteciye mahsus bir şey değildir. Bu durum artık işin hatadan çıkmış farklı bir boyutudur.  

Bunun dışında maalesef meslekte yeterli olmayan, kendilerini meslektaş gibi gösteren kişilere de rastlamak mümkün.

Ve maalesef her önüne gelen gazeteci olabiliyor. Bir muhasebeci veya bir berber ya da herhangi bir meslekte aşama aşama sınavlar yapılırken, okul, deneyim, tecrübe, kalite, özgüven, analitik düşünce gibi birçok kıstasla meslek sahibi olunabilirken, gazeteciliğe elini koluna sallayarak girebiliyor insanlar.

Ne bir sınav ne başka bir şey. Özür dilerim ama ipini koparan gazeteci olabiliyor.

Bazılarını üzülerek görüyoruz; iki lafı bir araya getiremez, ne imla kurallarını bilir, ne haber yazmayı, ne cümle kurmayı bilir; “ortalıkta gazeteciyim diye gezer.”

Öte yandan bazı tipler vardır; gazeteciliğin saygınlığından yararlanmak ister, gazetecilere bütün kapıların açıldığını zanneder, kamu kurumlarında ve diğer alanlarda her türlü işini gazetecilik zırhıyla çözeceğini düşünür.

Bu yüzdendir ki birçok zat-ı muhteremi gazeteci kılığına girmiş halde karşımızda bulabiliyoruz.

Bu tipler gazeteciliği ustasından, ya da çıraklığından öğrenmedikleri için, zorluğunu, sıkıntısını çekmediğinden ve kendince kolayca bir şeylere ulaştıklarından gazetecilik bu tipler için şahane bir meslektir.  

İşte yıllardan buyana süregelen bu saygınlık zaafları ve aramıza karışmış gazeteci görünümlü çakallar nedeniyle mesleğimiz bugün bu durumda.

Özür dileyerek; amiyane bir tabir olan ‘çakal’ ifadesini kullanıyorum zira bu tiplerin daha ağır ifadelerle anılması gerekiyor. Yada etik kurallar çerçevesinde bu tiplere ‘çakal’ demek en uygunu geldi bana.

Sen yıllarca saygınlığına, kişiliğine halel getirmemek için, çıraklığından ustalığına kadar bütün aşamaları en ince detayıyla düşünür ve öyle hareket edersin. Birkaç tane çakal senin yıllarca ilmik ilmik işlediğin saygınlığını yerle bir eder.

Neden bunu diyorum; “bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözünden yola çıkarak, bu tiplerle aynı kefeye konuluverirsin.

Aslında Afyonkarahisar küçük bir il olduğundan herkes kimin ne olduğunu biliyor ancak bizim yine de gazeteci görünümlü çakalları ayıklamamız gerekiyor. 

Bu çakalları meslekten uzaklaştıramadığımız ve sessiz kaldığımız sürece yenilerini karşımızda bulabiliriz.

Kimse kusura bakmasın ama boşuna yakınmayın.

Mesleği saygınlıktan uzaklaştıran bu tiplere yol açarak veya sessiz kalarak bu duruma gelinmesini sağlayan yine bizleriz.

Gazeteciliğin daha saygın, daha güvenilir bir meslek olması dileğiyle…! 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • İsmail Özsoy
    2 yıl önce
    "Bir muhasebeci veya bir berber ya da herhangi bir meslekte aşama aşama sınavlar yapılırken, okul, deneyim, tecrübe, kalite, özgüven, analitik düşünce gibi birçok kıstasla meslek sahibi olunabilirken, gazeteciliğe elini koluna sallayarak girebiliyor insanlar" en vurucu cümle bu... Hatta mesleklere şunları da ekleyelim bir doktor, hakim, mühendis olmak için eğitim ön şart....