KUR'AN MÜSLÜMANLIĞI


Bir kişi 'Kur'an- Kur'an' diyorsa sürekli, biliniz ki onun derdi Kur'an’ı anlamaktan ziyade sünnet ve hadis-i şeriflere muhalefettir. Efendimizden sadır olan söz zaten Kur'an’a uygundur. Kendilerini Kur’an Müslümanı olarak tanımlayanlar laikçiler gibi her şeyi ona (Kur’an’a) aykırı buluyorlar. Hani laikçiler de her şeyi laikliğe aykırı bulur nefes aldırmazlardı ya, Müslüman olarak hala yaşıyor olman bile lütuftu… Oysa "herkes Kur'an'dan kendi iddiasına delil bulabilir. Meseleyi açıklığa kavuşturan hadistir-sünnettir."

Kur'an, İslam’ın birinci kaynağıdır elbette... Efendimizin sünnetiyle insanlara izah edilmiştir. Kur’an ve sünnet birlikte iki temel kaynaktır. Bir de Efendimizin irtihalinden sonra karşılaşılan sorunlara cevap maksatlı içtihat müessesesi vardır. Yani ilim ve irfan ehlinin bu yeni duruma İslam'ın genel hükümleri çerçevesinde, nasıl davranılması gerektiğine dair verilen hüküm... O da hadis-sünnet kaynaklıdır. Ve elbette edille-i şer’iyyenin dördüncü kaynağı olan kıyas…

Kur’an-ı Kerim çerçeve bir kitaptır; devletlerin anayasaları gibi… Her hükmü direk olarak orada bulamazsınız. Nasıl anayasalar, yasa-yönetmelik gibi alt metinlerle somutlaşıyorsa, Kur’an’ın somutlaşması da Efendimiz vasıtasıyla olmuştur. Aksi halde her bir kişiye göre farklı bir din anlayışı olmaz mıydı… Böyle durumlarla karşı karşıya kalmamak için Efendimiz gibi yaşamak, hayatını esas almak, sözlerini anlamaya çalışmak gerekiyor. Efendimiz kadar hayatı detaylı bilinen kimse mi var…

Hadis-i şerifin Kur'an’a uygun olup olmadığı içeriksel değil, rivayetsel olarak anlaşılır. Bir başka deyişle rivayette sorun yoksa O (SAV) söylemiştir ve onun söylediğini ölçüp tartmak kimsenin haddine değildir. Anlaşılıp anlaşılmaması, mantıklı olması ya da olmaması da önemsizdir. Rasulullah'tan sadır olması yeterlidir.

Kimsenin Efendimizin sözlerini Kur’an’a ‘arz etmesi’ filan da gerekmez… Bu Efendimize ‘Sen söyledin ama bakalım da doğru mu söyledin’ demenin diğer bir şeklidir. Öyle ya Hz. Muhammed'in (SAV) İslam'la ilgili söyleyebileceği ne olabilir ki... (!) O bir postacıydı (!) postasını teslim etti ve gitti... Onun sözleri de şirk (!) zaten... Onca rivayet, onca içtihat, onca usül, onca ilim erbabı bir çırpıda devre dışı bırakılmış... Ne de olsa Kur'an İslam'ı (!) değil mi... İşine geldiği gibi hüküm vermek, bu dinin Peygamberini işlevsizleştirmek için...

Allah’ın Elçisinin söz söylemesi Allah’ın dinine ortaklık mıdır? Din hususunda herkesin söz hakkı vardır da sadece bu dinin peygamberinin mi söz hakkı yoktur. İslam’ın iki temel kaynağının Kur’an ve sünnet olduğunu söylemenin neresinde yanlışlık vardır. Bu bin küsur senedir böyle zaten… Yeni olan sünnetin tartışmaya açılmasıdır. Rasulullah elbette Allah'ın izniyle konuşur ve dini açıklar. Ortak mı olmuş oluyor böyle olunca... Peygamberi söylediği sözden dolayı dine ortaklıkla suçlamak büyük iftiradır ayrıca...

Efendimiz Allah'ın kendisine verdiği çerçevede dini açıklar ve bu da herkes için bağlayıcıdır. Örneğin borç faizi Kur’an’da haram kılınmıştır. Ancak alış-veriş faizi ve veresiye faizi Kur’an’da geçmez. Her iki tür faiz de Efendimizin uygulaması ve sözleriyle haram kapsamına girmiştir. Kur’an’da geçmiyor diye red mi edeceğiz. Ya da Kur’an’da kadınların erkeklere imamlık yapamayacağına dair hüküm olmaması kadınların da erkeklere imamlık yapabileceği anlamına mı gelir. Kurban kesmek, sünnet olmak, diş fırçalamak… daha niceleri Efendimizden sadır olmuştur. Gereğini yerine getirmeyecek miyiz?

Bir yandan bu mantık yanlış, bir yandan da mantıklı olmak gibi bir şart yok. İtaat akla-mantığa değil Allah kelamınadır zira... Bakın mesela faiz akla-mantığa göre paramızı artırır, zekât ise azaltır. Ama Rabbimiz Kur’an’da, Allah faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir) diyor. Kur’an’a uygun olup olmadığını Efendimizden daha mı iyi biliyorsunuz siz… Bir bütünlük içerisinde anlamaya çalışırsınız o kadar... Tek kaynak Kur’an’dır demek hem Kur’ana aykırıdır hem fitnedir hem de proje!...

Tek kaynak olarak Kur'an’ı tanıdıklarını savunanlar, Efendimize dair ne varsa reddediyor. Aslında bir kısmı peygamberin kendisini de reddediyor. “Muhammedür-Rasulullah” ifadesini kelimeyi tevhitten çıkaranlar da var; “la ilahe illallah… nokta…” diyerek… İndirilen din dedikleri de bu... Bunların bazıları İblisin secde etmemesini bile övüyor. Allah’tan başkasına secde etmeyip şirke girmedi ya... Allah’ın emrine rağmen... Yani sadece Peygamberden değil (haşa-kella) şirk konusunda Allah’tan da hassaslar(!).Rasulü zaten devre dışı bırakmışsınız da Allah'ı da bırakmışsınız. Hem de Allah'la-Kur'an'la aldatarak...

Kur’an Müslümanı da olmaz, Hadis-Sünnet Müslümanı da... Radikal Müslüman da olmaz ılımlı Müslüman da... Türk İslam’ı, Arap-Acem İslam’ı da öyle... Kaynaklar bellidir ve hükümler çıkarılmıştır- çıkarılmaktadır. Mezhepler vasıtasıyla uygulama esnekliği de söz konusudur. Öyle Kur'an’ı her eline alan tarafından değil, erbabınca çıkarılmıştır bu hükümler... Kur’an’ın da tanımlamasıyla rüsuh sahiplerince...