FAİZ LOBİSİ VE SURİYELİ…


Türkiye uzun yıllar yüksek faiz ödedi. Bu süreçte faiz lobisi Türkiye ile gayet iyi geçiniyordu. Zira yüz yılın ilk çeyreğinde görünürdeki ve deşifre olan kapitülasyonlar kaldırılmış, yerine yeni kurulan dünya sistemine uygun olanları getirilmişti. Türkiye uzun yıllar bunların gereğini sessizce yerine getirdi. Ödeyemediğinde ise IMF gibi global tefeciler devreye girdi ve borç adeta katmerlendi. Sonuçta on yılda bir yapılan darbeler gibi 7-8 yılda bir ekonomik krizler sıradan hale geldi. Milletin dişinden tırnağından artırarak ödediği vergiler, yasal kılıf giydirilerek bu global soygunculara bir çırpıda aktarılıverdi.

Öyle ki; bazen toplam bütçe gelirlerinin % 85'i faiz ödemelerine gitti. Vergi gelirlerinin faiz ödemelerine yetmediği yıllar bile oldu. 2001 krizinden sonra vurulan neşter bu oranı % 10’ların altına indirdi ama bu bile 17-18 milyar dolar gibi bir meblağa tekabül ediyor. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye’nin altı yıldır 4 milyona yakın Suriyeliye ödediği miktardan daha fazlası bir yıl içerisinde hala faiz lobisine ödenmektedir. Hani bazıları sürekli sorgularlar ya Suriyeli mültecilere yapılan yardımları… Becerebiliyorlarsa global faiz çetesine ödenen meblağı sorgulasınlar da görelim. Gariban Suriyeli ile değil, açgözlü ve sömürgeci faiz lobisinin temsilcisi ile hesaplaşsınlar. Bu rakam halen bütçedeki vergi giderlerinin de yaklaşık % 11'ine tekabül ediyor. Bu arada devlete verilen borcun ezici bir kısmının zaten "az sayıda zengin" tarafından verildiğini de gözden kaçırmamak gerek. 1990'lı yıllarda sırf devlete borç vermek için kurulan bankaların varlığı ise ayrı bir vakıadır.

Türkiye'de uzun yıllar uygulanan yüksek faiz uluslararası finansal sermayenin ilgisini çekti. Türkiye'nin bugünlere gelmesi bile kolay olmadı. Uzun uğraşlardan sonra, sermaye çevrelerinin bütün ayak diremelerine rağmen Türkiye IMF ile ilişkisini 2013 yılında bitirdi. Bazılarının hafife almasına rağmen, bu bir dönüm noktası oldu. Faiz lobisi bu karara kudurdu ve operasyon kararı aldı. Uzunca bir süredir beklemelerine ve alternatif çözümlere zorlamalarına rağmen başarılı olamayan faiz lobisinin, 17-25 Aralıkta başlayan süreçte önemli rolü olduğunu düşünüyorum.

Maalesef kapitalist ekonominin hâkim olduğu dünyamızda faiz, ekonomilerin bir gerçeğidir. Alternatif oluşturma çabaları ise son derece yetersiz... SSCB'nin dağılmasıyla sosyalist ekonomi de tarihe karışınca kapitalizm neredeyse tek başına kalmıştır. Diğer bir alternatif olan İslam ekonomisi ise an itibariyle kurumsallaşmış olmaktan uzak olması, teorik altyapısının yeterince oluşmamış olması, alternatif gibi gözükmesine rağmen, daha çok "tamamlayıcı" bir rol üslenmiş olması, önemli ölçüde batı ülkelerinin kontrolünde olması... gibi nedenlerden dolayı hali hazırda faize dayalı ekonomi olan kapitalizm hakimiyetini devam ettirmektedir.