FETÖ VE İRAN...


Görünüşe bakılırsa bu iki örgüt (zira ikisi de global örgüt) bir birine pek fena düşman... İranın yine görünüşe bakılırsa İsrail’e düşman olması gibi… Ama gerçek biraz farklı... En ortak yanları takiyye ve mut'a...

Takiyye ölüm ve ağır zulüm karşısında kalben değil ama lafzen İslam'ın bazı temel ilkelerini inkar halidir. Bu, küfür ve zulüm halinde izin verilmiş bir müessesedir. Şia için ise, istisna olan bu kural hayatın ta kendisidir. Adeta İslam dünyasındaki Sabetayistler gibiler… Zira o koskoca Pers İmparatorluğunun Hz. Ömer tarafından yerle yeksan edilmesini hala sindiremeyenler var aralarında...

Takiyye Şiada hem süreklidir hem de Şii olmayan Müslümanlara dönüktür. 1979’da kurulan Yeni İran bunu bihakkın uyguladı. İran-Irak savaşı esnasında, dolayısıyla devrimin ilk yıllarında, 'ümmet' kavramını öne çıkararak aslında uzun vadeli hedeflerine dönük nasıl bir icraat içerisinde olduğunu savaş bittikten sonra, illa da Suriye savaşında gördü hakiki inançlı Müslümanlar… (1982 Hama katliamına nasıl göz yumdukları ayrı bir konu). O günlerde asıl amacı İslam düşmanlığı olan çevrelerin uyarılarına da kimse kulak vermedi... Öyle ya; bir taraftan Hizbullah vasıtasıyla İsrail’le, bir taraftan Afganistan’da desteklediği gruplar vasıtasıyla Sovyetler'le, bir taraftan da Amerika’nın üzerine saldığı Saddam’la mücadele ediyordu. İsrail’den, Saddam’dan, Sovyetler’den ve Amerika’dan yana olacak haliniz yoktu ya…

Mut'a nikahı mı... O da bir kural Şia’da... Nitekim Efendimiz bir ara izin verdiği bu uygulamayı Allah’ın emri ile yasaklamıştı. Ama mut’a nikahı bugün İran da bir müessese... Bu şekilde; yapılan bir nikahla, ki buna sözleşme denebilir ama nikah bir sözleşme değildir, bir kadınla geçici bir süre evlilik ilişkisi yaşayabiliyorsunuz...

İran'da böyle peki FETÖ'de nasıl... Yıllarca gerçek hedeflerini gizleyerek Müslümanların kafasını çelen, hizmet adı altında insanların malvarlığına el koyan, gönlüne-evine hatta mahremine giren FETÖ, deşifre olunca nasıl da gösterdi gerçek yüzünü... FETÖ'nün 'takiyye'sini anlatmaya gerek yok. Tabirimi mazur görün ama; 'zokayı hepimiz yuttuk...' Öyle; ‘biz uyarmıştık’ gibi savunmaların da bir kıymeti harbiyesi yok...

Zira geçmişte bu yapıyla mesafeli kişi ya da gruplar-partiler yok değildi... Ama bunun iki temel nedeni vardı. Bunlardan birisi İslam düşmanlığı, ki onlar FETÖ'ye Müslümanlık adına değil, Müslüman düşmanlığı yapmak için karşı çıkıyorlardı. Diğeri ise tam bir hâkimiyet savaşı idi... Bir başka deyişle bu ülkede Müslümanların lideri sensin-benim kavgası idi… Doğal olarak FETÖ'nün kendi hesapları olduğundan da bu kavgada karşı taraf yani sözümona uyarılan taraftı... Aynı kişilerin aynı argümanla benzer şeyleri AK Parti ve Tayyip Erdoğan için de söylemiş olduğunu hatırlatmak isterim...

Peki FETÖ mut'a nikahı ilişkisi nedir... Hatırlar mısınız; bir ara Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu bazı önde gelen siyasileri muta nikahı yapmakla suçlamıştı FETÖ’cüler... Meğer tecrübe konuşuyormuş… Bu konuya girmeyeceğim. Zira geçmişte 'hadi canım sen de... bu kadarı da olmaz artık' dediğimiz pek çok şeyin nasıl bir hakikat olduğunu ağır bedeller ödeyerek öğrendik... Elbette her bir sempatizan için geçerli değil bu durum... Böyle bir şey iftira olur. Organizatörlerden bahsediyorum...

Son söz “İsrail'i haritadan silme” söylemi açık ve propagandadır, “S. Arabistan'ı haritadan silme” planı gizli ve gerçektir. (bu cümle alıntı)