>>

| Ana Sayfa | Künye | Bize Yazın | Anketler   [ YENİSon Dakika ][07/09/10 22:04] ANA SAYFA  ANA SAYFA

AÇILIMLAR ATILIMA KAZANCA DÖNÜŞSÜN

 
Memur Sen İl Temsilcisi Abdullah Çelik, 2009 yılını değerlendirdi ve 2010'un açılımların atılıma dönüşmesini istedi. Çelik'in yeni yıl açıklaamsı şöyle:

[ Sayfanın Başına Dön ]

AÇILIM, ATILIMA DÖNÜŞSÜN  


01.01.10 : 21:11:03

Memur Sen İl Temsilcisi Abdullah Çelik, 2009 yılını deÄŸerlendirdi ve 2010'un açılımların atılıma dönüÅŸmesini istedi. Çelik'in yeni yıl açıklaamsı ÅŸöyle:

“Yetkili Konfederasyon” sıfatına sahip olduÄŸumuz yıl olması sebebiyle Konfederasyonumuz tarihinde ÅŸimdiden özel bir yere sahip olan 2009 yılını, “Ekonomik Kriz”, “Ergenekon Terör Örgütü Davası”, “Islak İmza”, “Kafes Planı”, “Domuz Gribi”, “Parti Kapatma Davaları”, “Demokratik Açılım” gibi tartışmaların eÅŸiÄŸinde geride bırakıyoruz

Ekonomik krizin en çok kendilerini etkilediÄŸini söyleyen bankalar ve büyük sermaye gruplarının kazançlarını ve kârlarını daha da arttırdığı 2009 yılında, kamu görevlileri de krizden olumsuz etkilenirken, 2010 yılı için verilen yüzde 2,5 + 2,5 oranındaki enflasyonu bile karşılamayan zam ve tedavi katılım payı uygulamasıyla ÅŸimdiden kayıp yıl olmuÅŸtur.

2009 toplu görüÅŸmelerinde temel önceliÄŸimiz olarak toplu görüÅŸme masasına getirdiÄŸimiz “Toplu SözleÅŸme ve Grev Hakkı”nın önündeki fiili engellerin kaldırılması talebi, siyasi iktidar ve Kamu İşveren Kurulu’nun sergilemekte mahir olduÄŸu ipe un serme anlayışı nedeniyle gerçekleÅŸmedi. 2010 yılında, toplu sözleÅŸme imzalamak için mücadelemiz sürmektedir. Bu anlamda 2009 yılı, Konfederasyonumuzun toplu görüÅŸme masasına son kez oturduÄŸu yıl olacaktır.

Kamu görevlileri, 2010 yılına toplu sözleÅŸme ve grev hakkından yoksun olarak girerken, ekonomik krizin faturasının çıkarıldığı kesimlerin arasında yer almıştır. Kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerine 2010 yılında yapılacak artış oranının, ekonomik kriz bahane edilerek 2010 yılı enflasyon tahmininin altında bırakılması fatura çıkarılmanın ilk örneÄŸiydi. Yargı kararıyla iptal edilen “tedavi katılım payı” uygulamasına katılım tutarları artırılarak devam edilmesi ise kamu görevlilerine çıkarılacak faturanın kabarıklığına iÅŸaret ediyor.

Konfederasyonumuzun UzlaÅŸtırma Kurulu tarafından yerinde bulunan ve karar altına alınan %4 + %4 zam talebinin, önce hükümet, sonrasında TBMM tarafından görmezden gelinmesi karşısında, 2010 yılının kamu görevlileri açısından kayıp yıl olarak ilan etmemize hak verilecektir. 2010 yılında beklentimiz, kamu görevlilerinin talep ve beklentilerini sürekli ıskalayan siyasi iktidar ve elit bürokrasi yerine daha duyarlı ve kamu görevlilerinin sorunlarına çözüm üreten ve beklentilerine karşılık veren iktidar ve bürokrasiyle muhatap olmaktır. Memur-Sen olarak siyasi iktidarı kamu görevlilerini, krizin faturasının büyük paydaşı yapma niyetinden vazgeçmesi konusunda uyarıyor, kamu görevlilerinin haklarını 2010 yılından itibaren toplu görüÅŸmeyle deÄŸil toplu sözleÅŸmeyle düzenleyeceÄŸini açıklamaya çağırıyoruz.

2010, gergin siyasetten ve sınırlı demokrasiden kurtuluÅŸ yılı olmalıdır. 2010 yılı, siyasi partilerin yargı kararıyla kapatılması uygulamasının son bulduÄŸu, hiçbir siyasi partinin ÅŸiddetle, terörle, terör örgütleriyle baÄŸlantılı ve iliÅŸkili olmadığı bir dönemin baÅŸlangıcı olmalıdır.

2010 yılı, dün vicdanı ve cüzdanı arasında sıkıştığını ikrar eden bugünlerde ise daha çok demokrasi ve daha fazla özgürlük isteyenleri görmemeyi görev bilen yargı organları ve yargı mensupları yerine, bu ülkenin tam ve koÅŸulsuz demokrasiye, insanlarının daha fazla özgürlüÄŸe ulaÅŸmasına zemin hazırlayan yargı organlarına ve yargı mensuplarına kapı aralamalıdır.

2010 yılı, sermaye gruplarına “ne kadar ihtiyacınız varsa verelim tıkır tıkır” diyerek Hazine’nin kapılarını sonuna kadar açan, baÅŸta kamu görevlileri olmak üzere dar ve sabit gelirliler talep edince Hazine’nin kapılarına kilit üstüne kilit vurarak “Hazinenin bir sürü borcu var. Kasa tam takır.” diyerek huzurdan kaçan Hazine ve Maliye bürokrasinin insafa geldiÄŸi yıl olmalıdır.

2009 yılında siyaset kurumu ve siyasi aktörler, siyaseti, çözüm üretme alanı olmaktan çok klik ve gerginlik üretme alanı olarak kullanmayı yeÄŸlediler. İnsanımız 2010 yılında, her ÅŸeye karşı olmak dışında katkı sunmak seçeneÄŸini önceleyen muhalefet, muhalefetle paylaÅŸmayı benimseyen siyasi iktidar profili istiyor.

Bu genel deÄŸerlendirmeden sonra, Memur-Sen’in 2010 yılına iliÅŸkin beklentilerinden bir bölümünü kamuoyuyla paylaÅŸmak istiyorum.

2010 açılımları atılıma dönüÅŸtürme yılı olmalıdır
2009, açılımların her zeminde yoÄŸun olarak tartışıldığı, raporların hazırlandığı, görüÅŸlerin yüksek sesle dile getirildiÄŸi yıl oldu. DemokratikleÅŸme adına atılan adımlar, “Milli Birlik ve KardeÅŸlik Projesi” ve “Alevi Çalıştayları” bunların en önemlilerindendi. “Demokratik hukuk devleti olmak” açısından gerçekleÅŸtirilmesi kaçınılmaz olanları belirleme ve gecikmeksizin hayata geçirme sürecinin saÄŸlıklı ve sorunsuz bir ÅŸekilde iÅŸlemesi, bütün açılımların TBMM merkezli olmasıyla saÄŸlanabilir. Bu çerçeveyle ÅŸekillendirilecek açılım süreci, 2010 yılının baÅŸlangıcıyla birlikte uygulama sürecine dönüÅŸtürülerek “açılım evresi” yerini “atılım evresi”ne bırakmalıdır.

2010 toplu sözleÅŸme ve grev hakkında final olmalıdır.
2009 yılı toplu görüÅŸmelerinde, siyasi iktidar ve bürokratlarından oluÅŸan Kamu İşveren Kurulu kamu görevlilerinin ve sendikalarının toplu sözleÅŸme ve grev hakkı talebini görmezden gelmiÅŸtir. Hatta, ülkemizin taraf olduÄŸu uluslararası anlaÅŸmaların ve kabul ettiÄŸi uluslararası belgelerin zorunlu kıldığı uluslararası standartlara uygun toplu sözleÅŸme ve grev hakkını fiilen uygulamaya geçirmek yerine kamu görevlilerinin iÅŸ güvencesinin tartışılmasına zemin hazırlamaya çalışmıştır. Siyasi iktidarın ve bürokratlarının bu planı, kamu görevlilerinin iÅŸ güvencesini tartışma konusu yapmayacağımızı olanca sertliÄŸiyle ifade etmek suretiyle Konfederasyonumuz Memur-Sen tarafından dönüÅŸümü olmayacak ÅŸekilde tarihin çöp sepetine atılmıştır.

2010 yılı, sendikal örgütlenmenin asıl ve ayrılmaz unsurları olan toplu sözleÅŸme ve grev haklarının kamu görevlileri ve sendikalarınca fiilen kullanılmasının miladı olmalıdır. Kamu görevlileri, 2010 yılında mali ve özlük haklarını toplu sözleÅŸmeyle belirlemek dışındaki hiç bir seçeneÄŸi kabul etmeyecektir.

Memura siyaset hakkı tanınmadıkça, demokratikleÅŸme açılım aÅŸamasında kalır. Ülkemizde memurlar hariç iÅŸverenler, esnaflar, çiftçiler, emekliler ve iÅŸçiler olmak üzere toplumun her kesiminin siyaset sahnesinde aktör olma hakkı vardır. Kamu görevlilerine yönelik siyaset yasağı sona ermedikçe demokrasimiz topallıktan kurtulamayacaktır. Kamu görevlilerine siyaset hakkı tanınmadıkça, demokratikleÅŸme süreci açılım aÅŸamasında kalacaktır. Memur-Sen olarak, 2010 yılının, kamu görevlilerinin projeleriyle, önerileriyle ve birikimleriyle siyasi partileri ve siyaset kurumunun çözüm üretme özelliÄŸini zenginleÅŸtirecekleri gerçeÄŸine dayanarak siyaset hakkına sahip olduÄŸu yıl olmasını istiyor ve bekliyoruz.

CHP’nin iptal ettirdiÄŸi toplu görüÅŸme pirimi maÄŸduriyeti giderilmelidir.
Kamu görevlilerinin sendikal örgütlenmeden kaynaklanan güçleriyle sendika üyesi kamu görevlilerine mahsus ilk kazanım toplu görüÅŸme primidir. Ancak, özgürlükçü olmak yerine statükonun temsilcisi ve resmi ideolojinin tetikçisi olmayı yeÄŸleyen CHP’nin toplu görüÅŸme primine yönelik iptal davasında verdiÄŸi kararla Anayasa Mahkemesi, sendika üyesi kamu görevlilerine toplu görüÅŸme primi ödenmesine imkan veren düzenlemeyi iptal etmiÅŸtir. Kamu görevlilerinin sendikal kazanımlarına tahammülsüzlüÄŸü anlaşılan CHP’nin iptal davası baÅŸvuru yapmak suretiyle düÅŸtüÄŸü hataya siyasi iktidar da düÅŸmemelidir. Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete’de yayımından bu yana iki ayı aÅŸkın bir süre geçmiÅŸ olmasına karşın toplu görüÅŸme priminin iptalinin oluÅŸturduÄŸu maÄŸduriyet giderilmemiÅŸtir. Bu durum, siyasi iktidarın iptal kararını fırsat bilerek toplu görüÅŸme primi yükünden kurtulmak istediÄŸi kanaati uyandırmaya baÅŸlamıştır. Siyasi iktidar, toplu görüÅŸme sürecinde pazarlıklar sonucu elde edilen toplu görüÅŸme priminin iptalinin oluÅŸturduÄŸu maÄŸduriyetin giderilmesine yönelik olarak Konfederasyonumuz Memur-Sen tarafından kendisine sunulan seçenekleri dikkate alarak ivedilikle yasal düzenleme yapmalıdır.

Kamu görevlilerinin sırtından katılım payı kamburu kaldırılmalıdır.
Hükümet, ekonomik krizin oluÅŸturduÄŸu tahribatı kamu çalışanlarına fatura etmemelidir. Yargı kararıyla iptal edilmesine raÄŸmen tedavi katılım payı uygulamasının katılım miktarları arttırılmak suretiyle devam ettirilmesi yanlıştır. Maliye ve Hazine bürokrasimiz, tedavi katılım payı uygulamasıyla “kamu görevlilerinin hastalıkları” adıyla ve akıllara zarar bir ÅŸekilde yeni bir bütçe gelir kalemi oluÅŸturdular. Kamu görevlilerinin saÄŸlıklarını korumakveya kazanmak adına saÄŸlık kurumlarına her baÅŸvurusu, devlet bütçesine gelir kamu görevlisinin bütçesine ise gider olarak yansıyacak. Kamu görevlilerinin hastalanmalarını bütçe açığını kapatma aracı haline getiren ikinci bir sosyal devlet örneÄŸi bulmak mümkün deÄŸildir. Memur-Sen olarak, kamu görevlilerinin saÄŸlıklarını riske eden ve giderleri artıran tedavi katılım payı uygulamasının iptali için Danıştay nezdinde dava açtık. Siyasi iktidar, yargı sürecinin tamamlanmasını beklemeksizin haksız ve yersiz tedavi katılım payı uygulamasını 2010 yılı baÅŸlangıcından itibaren kaldırmalıdır.

Ek ödemede 2009 yılı kayıplarını da telafi edecek ÅŸekilde artış yapılmalıdır.
Siyasi iktidar, kamu görevlileri arasındaki ücret dengesizliÄŸini gidermek amacıyla ve “EÅŸit iÅŸe eÅŸit ücret” anlayışıyla hayata geçirdiÄŸi ek ödeme uygulamasında taahhütlerini yerine getirmelidir. 2008 yılı Mutabakat Metninde ek ödeme oranlarının 2012 yılının ilk yarısının sonuna kadar kademeli olarak artırılması hükmüne yer verilmiÅŸti. Ancak, ek ödeme oranlarında ekonomik krizi ve bütçe açığını gerekçe göstererek 2010 yılında artış yapmayı düÅŸünmemiÅŸtir. Siyasi iktidar sendika ve konfederasyonların görüÅŸlerini de dikkate alarak, 2008 Mutabakat Metni gereÄŸince, 2012 yılının ilk altı ayının sonuna kadar ek ödeme oranlarında hangi tarihlerde ve ne miktarda artış yapılacağına yönelik bir takvim açıklamadır. Bu takvim kapsamında mevcut ek ödeme oranları, 2009 yılı kayıplarını da telafi edecek ÅŸekilde 2010 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere en az 30 + 30 TL arttırılalıdır.

2010, yüzde 5’in yüzde 5.3’ten büyük olduÄŸunu kabul ettirme yılı olmamalıdır.
Hükümet ve Kamu İşveren Kurulu’nun 2009 toplu görüÅŸmelerinde kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerine 2010 yılında yapılacak artışlarla ilgili olarak %2,5+%2,5 teklifi sunmuÅŸ ve sendika ve konfederasyonların bu teklifi kabul etmemesi üzerine toplu görüÅŸmede anlaÅŸmaya varılamamıştı. UzlaÅŸtırma Kurulu ise, Konfederasyonumuzun baÅŸvurusu üzerine 2010 yılında kamu görevlilerinin maaÅŸlarında %4+%4 oranında artış yapılması önerisini hükümete sunmuÅŸtu. Hükümet tarafından dikkate alınmayan UzlaÅŸtırma Kurulu’nun bu önerisi 2010 yılı Bütçe kanunu görüÅŸmeleri sırasında TBMM tarafından da dikkate alınmadı. Sonuç olarak kamu görevlilerinin maaÅŸlarında 2010 yılında %2,5+%2,5 oranında artış yapılması Bütçe Kanunu ile birlikte hüküm altına alınmıştır. Oysa, bizzat hükümet tarafından hazırlanan Orta Vadeli Mali Program’da, 2010 yıl sonu enflasyon tahmini ve beklentisi % 5.3 olarak belirlenmiÅŸtir. Merkez Bankası, açıklamalarının bir çoÄŸunda 2010 yıl sonu enflasyonunun %5,3’ün üzerinde olacağını ifade ve deklare etmiÅŸtir. Bu kapsamda, siyasi iktidar kamu görevlilerinin maaÅŸlarına kendi enflasyon tahminin dahi altında bir artış öngörmektedir. Bir anlamda, kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeyiz taahhüdünü ihlal etmektedir. Siyasi iktidar, kamu görevlilerini yüzde 5’in yüzde 5,3’ten büyük olduÄŸuna inandırmaya çalışmaktan vazgeçmeli ve yanlıştan dönmelidir. Siyasi iktidar, beklentimiz ve talebimiz doÄŸrultusunda UzlaÅŸtırma Kurulu’nun %4+%4 önerisini taban kabul ederek mutfaktaki enflasyona göre memur maaÅŸ zammını yeniden belirlemelidir.

Küçülmenin faturası büyümeden pay verilmeyen kamu görevlilerine çıkarılamaz.
Siyasi iktidar ve bürokrasisi, ekonomik krizin tetiklediÄŸi ekonomideki küçülmenin faturasını kamu çalışanlarına ve diÄŸer sabit gelirlilere çıkarmaktadır. Ekonomideki küçülmenin faturası, ülke ekonomimizin üst üste 7 yıl ortalama 6,9 oranında büyüdüÄŸü dönemde ve %3.5 büyüme öngörülen 2010 yılında kendisine büyümeden pay verilmeyen kamu görevlilerine çıkarılmak istenmesi izan ve insaf sınırlarını aÅŸar. Bankalar ve büyük sermaye gruplarının, ekonomik krizin etkisinin yoÄŸun olduÄŸu 2009 yılı kar oranlarını %30-35 civarında olduÄŸu dikkate alındığında büyümeden kimin pay aldığı ve küçülmeden kimin etkilenmeyeceÄŸi oldukça açıktır. Kamu görevlileri, ekonomik küçülmenin bedelini ödememek yanında büyümeden pay alma kararlılığındadır.

4/B ve 4/C’liler kadroya geçirilsin
Konfederasyonumuz, kamu görevlisi istihdamında asıl ve temel olanın kadrolu memur yani 4/A statüsü olduÄŸunu istikrarlı bir ÅŸekilde ifade etmiÅŸtir. Bu kapsamda, halen 4/B ve 4/C statüsünde istihdam edilen bütün kamu görevlilerinin 4/A statüsüne geçirilmesi talep ve beklentimizi yineliyoruz. Siyasi iktidar, 2010 yılını farklı türde istihdam uygulamasına son verme yılı olarak deÄŸerlendirmelidir.

2010 Yılı “Asgari Ücret”i Çalışanları “Azami Sıkıntı”dan Kurtaracak Seviyeye Çıkarılmalı
Asgari ücretin 2010 yılının ilk altı ayı için 577 TL olarak belirlenmesi, evlerine ekmek götürme telaşındaki asgari ücretli çalışanlarımızı hayal kırıklığına uÄŸratmıştır. Memur-Sen’in 2009 Kasım araÅŸtırmasına göre açlık sınırı 873 TL, yoksulluk sınırı ise 2.343 TL’dir. Belirlenen asgari ücret, açlığı gidermeye yetmeyecek. Bu asgari ücretin anlamı, asgari ücretliler 2010 yılında azami derecede sıkıntı çekecek olmalarıdır. Siyasi iktidar, insan onuruna yaraşır bir yaÅŸam için yapılması zorunlu olan giderleri de dikkate alarak açlık sınırının üstünde olacak ÅŸekilde asgari ücreti yeniden belirlemelidir.

En büyük riskin iÅŸsizlik olduÄŸu gerçeÄŸiyle 2010 istihdam yılı ilan edilmelidir.
Ekonomik krizin en olumsuz etkileri hiç ÅŸüphesiz ki, istihdam alanında olmuÅŸtur. Kriz öncesi ve sonrası veriler incelendiÄŸinde, istihdamda bir daralma ve iÅŸsizlik oranlarında da beklentinin üzerinde bir artış yaÅŸanıyor. Son açıklanan rakamlara göre iÅŸsizlik %13,4 seviyesinde ki, bizim gibi genç nüfus yoÄŸun ülkeler açısından bu oran risk oluÅŸturuyor. BaÅŸta terör olmak üzere, aile içi ÅŸiddet, adi ve mali suçlar olmak üzere temel sorunların büyük bölümüne kaynaklık eden iÅŸsizlik sorunu ortadan kalkmadıkça, sosyo-ekonomik açıdan istenilen seviyeye ulaÅŸmamız mümkün deÄŸildir. İşsizlik sorununu aÅŸamayan Türkiye’nin, sivilleÅŸmesi, demokratikleÅŸmesi, bölge ve dünya ölçeÄŸinde lider ülke konumuna gelebilmesi hayal olacaktır. Bu bakımdan, 2010 yılı istihdam yılı ilan edilmelidir. Bütçe Kanunu’yla kamu kurum ve kuruluÅŸlarına getirilen istihdam sınırlamaları kaldırılmalı, bütçe ve mali disiplin gibi gerekçeler üretilerek ihtiyaç duyulan kadrolara atama yapılmasının önüne geçilmemelidir.

Memur-Sen olarak, yaÅŸanılan bütün sorunlara raÄŸmen 2010 yılına ve geleceÄŸe umutla bakıyoruz. İnancımız ve isteÄŸimiz, 2010 yılının ülkemiz açısından devlet kurumları arasında uyumun saÄŸlandığı, çifte standartlı ve siyasallaÅŸmış yargıdan kurtulduÄŸu, milli egemenliÄŸin tam anlamıyla hayat bulduÄŸu, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla hayata geçirildiÄŸi, sivil ve demokratik sosyal hukuk devletinin bütün unsurlarıyla milletine hizmet ettiÄŸi, terörün sona erdiÄŸi ve kardeÅŸliÄŸin hakim olduÄŸu bir yıl olmasıdır. Bu isteklerin gerçekleÅŸmesi için yapılması gereken sivil ve demokratik bir Anayasa yapmaktır.

Bu duygularla yeni yılın, ülkemiz ve insanlık için barış, sevgi, huzur ve hoÅŸgörü getirmesini diliyoruz.


Abdullah ÇELİK
Memur-Sen İl Temsilcisi / Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı

AÇILIM, ATILIMA DÖNÜŞSÜN
Yorumlar (Toplam 2 yorum)
 takipci
takipçi denen zevat.bu beyanatta sana ne dokundu da böyle yazdın.yoksa sizin gibiler artık tükendi de mi memursen yükseldi.artık sizler bittiniz.bunu kabul edin.yakında sizde memursenli olacaksınız
Yorumu Ekleyen: ali

 eÄŸitim bir
Bu eğitim bir öğretmen ve çalışanlarla birlikte hareket etmiyorda açılımla uğraşıyor siz açılımı ne yapacaksınız üyelerinizi tutabilmek için nasıl idareci atatabiliriz diye düşünün yoksa birkaç yıl sonra esameniz kalmayacak bu sene yetkilki sendikaydınız ne yaptınız memura katkı sağlayan payıda kaybettirdiniz %2.5 zam alabildiniz bu ülkenin birliğine zarar verecek beyanatları bırakın üyelerinizin menfaati için çalışın memurlara artı ne getirdiniz 5yılda %700 büyüdünüz bugidişle %500 de küçüleceksiniz görünen köy klavuz istemez sarı sendikacılıkla bir yere varılmaz zaten kopmalar başladı bu hızla devam edecek sizde göreceksiniz biz de şahit olacağız.
Yorumu Ekleyen: takipci


 

AFYONHABER.COM

ARAMA MOTORU

Özel Arama

 

 

AFYON

AFYONAFYONAFYON